Edirne bugün Avrupa Konseyi’nden ödül alıyor (Güngör URAS)

Basında Edirne

Bu akşam Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu’nun yeni çalışma döneminin başlaması nedeniyle, tüm parlamenterlerin katılacağı bir toplantı yapılıyor. Bu toplantıda, Edirne’nin Sultan II. Bayezid Külliyesi’ndeki müzeye, “Avrupa Konseyi 2004 Yılı Avrupa Müze Ödülü” veriliyor.
Edirne’yi bir “darru – şifa” (sağlık evine – hastaneye) kavuşturmak amacıyla Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Sultan II. Bayezit’in 1484 yılında (bundan 520 yıl önce) yaptırdığı külliyenin şimdilerde (1) Darru – şifa – hastane, (2) Tıp medresesi, (3) Tabhane – misafirhane, (4) İmaret – aşevleri, (5) Cami bölümleri ve köprüsü onarılmış durumda. (1) Sıbyan mektebi, (2) Mehterhanesi – müzik okulu, (3) Muvakkithanesi – zaman bilimi bölümü, (4) Hamamı, (5) Değirmeni ve (6) Su depoları korunamamış.
Külliyenin cami hariç, diğer bölümleri Vakıflar tarafından 1984 yılında Trakya Üniversitesi’ne devredilmiş. Üniversite külliyeyi onartmış. Ortaya pırıl pırıl bir tarih çıkmış. Müdür Enver Şengül müzeyi geçen yıl 57 bin kişinin gezdiğini söylüyor.
Geçen hafta sonu, ÇEKÜL’ün Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ile birlikte, Edirne’de valiliğin ÇEKÜL desteği ile ayağa kaldırdığı tarihi yapıları dolaştım.
Bizde tarihi yapılar çökerken, yok olurken, etkili ve yetkili koltukta oturanlar “paramız yok – yetkimiz yok” diyerek, yerlerinden kıpırdamaz… Sonuçta tarih yok olur.

Müze şehir
Edirne 600 yıldır Türklerin elinde. Osmanlıların başkenti. Osmanlı saltanatının ve kültürünün damgasını taşıyan bir “müze şehir”… Bu “müze şehir”e Fahri Yücel isminde genç bir vali atanmış. Yok olmuş kültürel değerleri araştırıp ortaya çıkarmak, kentin tarihi ve kültürel kimliğini yerliye yabancıya tanıtmak amacı ile valilikçe “Edirne tarihine hesap veriyor” adı verilen bir proje başlatılmış.
Edirne Valiliği Çevre Koruma Vakfı bünyesinde oluşturulan rölöve – restorasyon bürosu koordinatörlüğü ve de ÇEVKO – Prof. Dr. Metin Sözen’in desteği ile 2002 yılında başlatılan çalışmalar sonucu iki buçuk yılda inanılmaz işler yapılmış.
İki gün boyunca bu işlere gönül vermiş iki uzman ile, Mehmet Tan ve Hasan Turhan ile birlikte olduk. Edirne müdafaası için şehir çevresine yapılmış 18 tabyanın en büyüğü “Hıdırlık Tabyaları”nın kazısı bitmiş. 1609 yılından kalma Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı restore edilerek uluslararası fuar merkezine dönüştürülüyor. 1450’de Sultan II. Murad zamanında yapımına başlanan “Yeni Saray” restore ediliyor. Erken Osmanlı Dönemi camilerinden “Darül Hadis Camii” ibadete açılmış. “Şahabeddin Camii”nin onarımı tamamlanıyor. Bir zamanlar hapishane olarak kullanılan “Deveci Han” onarılarak kültür merkezine dönüştürülmüş. İstanbul’da bu büyüklükte bir kültür merkezi yok.

Vakıf satın almış
Muradiye Camii’nin onarımı devam ediyor. Tarihi Meriç (Mecidiye) Köprüsü başındaki Gümrük Karakol binası restore edilerek belediyeye devredilmiş. Şehir içindeki İtalyan kilisesi, sinagog, Tütünsüz Baba Türbesi restore ediliyor. Hadrianus Kalesi’nin ayakta kalan burçları ve eski saat kulesinin çevresi temizlenmiş. Arkeoloji parkı haline getirilmiş.
Şehir içinde tarihi değeri olan çok sayıda bina, vakıf tarafından satın alınarak onarılmış. Bunların bir kısmı müzeye dönüştürülmüş. Bazıları kamu kuruluşlarının ve sivil toplum kuruluşlarının kullanımına verilmiş.
Genç bir valinin iki buçuk yılda yaptıklarını ve yapmakta olduklarını görmek istiyorsanız Edirne’ye gidiniz… Geziniz.
Her şeyi insan yapıyor. Edirne’de tarihi yaşatanlar da insanlar… Camilerin, konakların, sarayların taşlarını temizleyen, taşlarını üst üste koyan, duvarlarını onararak, sıvaların altındaki yazıları, desenleri çıkaran 20 – 30 yaş arasındaki gencecik kızlarımız ve delikanlılarımız. Üniversitede okumuşlar. İstanbul müzelerinde deneyim kazanmışlar. Edirne’de tarihi ortaya çıkarıyorlar.

Güngör URAS Milliyet 28.04.2004