Blahernai meryemi

Kültür

Blahernai Sarayı bugün yok.
Üzerine Kazasker İvaz Efendi Camii kurulan, Anemas Zindanlarıyla birleştiği söylenen koca sarayın yerinde yeller esiyor. Saray yok ama ayazması inatla ayakta.

Ayazmanın kapısından içeriye girdiğimizde geniş ve oldukça bakımlı bir bahçe karşıladı bizi. Mihmandar arkadaşım; lakerdanın ilk kez burada yapıldığını, bunu çeşitli kaynaklardan elde ettiği bilgilerle teyit ettirdiğini anlattı bizlere.

Eser M.S. 451 – 458 yılları arasında yapılmış. Varlığı bir yangınla son bulmuş. Kudüs’den gelen iki Bizanslı’nın Meryem Ana’ya ait olduğunu iddia ettikleri elbiseler saray yanmadan önce burada saklanıyormuş. Yangınla onlar da yok olmuş.
Derken 1800’ lü yılların sonuna doğru yeniden inşa edilmiş.
Ayazmanın içinde küçük şirin bir kilise var. Kilisenin içersindeyse şifalı olduğuna inanılan bir çeşme. Buraya yalnız Hristiyanlar değil, Türkler de şifa bulmak ümidiyle geliyor.

Ayazmanın içi savaşları anlatan ikonalarla dolu.
Luka tarafından yapılan ilk ikonanın kopyası burada sergileniyor.
Bir rivayete göre 626 yılında Avarlar İstanbul’u kuşatırlar. Bu İstanbul’un ilk kuşatılmasıdır.
Kimilerinin Heraklious kimilerinin de İraklious dediği İmparator, o sırada kutsal haçı almak üzere bir başka yerde Sasaniler’le savaşmakta…
Halk ve askerlerde bir ümitsizlik hakim.
İşte tam bu sırada; Avarlar’la savaşan askerlerin moral bulması için o dönemin patriği Luka’nın çizmiş olduğu ikonayı eline alarak surlar arasında gezdirmeye başlamış. Birdenbire gökyüzünde, üç kubbeli manastırın üzerine denk gelen bir noktada beyazlar içinde Meryem Anamız görünmüş.
Görünmesiyle birlikte Haliç’te oluşan tsunami gibi dev dalgalar.
Ve bu dev dalgaların altında kalarak tarih sayfalarına gömülen Avarlar…

Meryem Anamız’ın beyazlar içinde görünmesi “Blahernai Meryemi” olarak anılmasına yol açıyor.
Bütün dünya bunu böyle biliyor.
“Blahernai Meryemi” bir cuma günü göründüğünden ayinler hep o günde yapılıyor.
Paskalya’dan beş hafta öncesinden başlayarak her cuma günü tüm dünyada “Blahernai Meryemi” ayinleri düzenlenerek şükranlar sunuluyor.

Rivayetler bitmedi.
İstanbul Fatih tarafından kuşatılmış. Her kuşatmada gezdirilmesi adet haline gelen ve uğurlu olduğuna inanılan “Luka’nın İkonası” yine bir asker tarafından taşınmakta.
O güne kadar ikonayı taşıyan hiçbir askere hiçbir şey olmamış.
Ama bu son taşıyıcı vurulup yere düşüyor.
Tabii ki ikona da öyle…
Bizanslılar “Eyvah, şehir düşecek diyorlar” ve dedikleri gibi de oluyor.
19 Mayıs 1453 günü yaşanan bu olaydan 10 gün sonra şehir gerçekten teslim oluyor.
29 Mayıs 1453 günü Bizans’ın da tarih sayfalarına çekilmesinin tarihi…

İkonanın yere düştüğü günün tarihi çok ilginç.
Tesadüfe bakın ki yurdumuzu düşmanlardan kurtarmak için Mustafa Kemal tarafından başlatılan halk hareketinin başlangıç tarihi de 19 Mayıs.
“Hayat ilginç tesadüflerle doludur” cümlesi ne kadar doğru değil mi?