“YOLA DEVAM” MI?

İçeriği Paylaş...

Bir seçim daha geçti. “Taş” olan vatandaş sesiz ve sakin bir şekilde kendine uygun bir manivela buldu ve dört yıl oturacağı yeni yeri buldu. Aslında manivela istemedi ve yeni yerine daha bir keyifle ve güçlü olarak oturdu.

Çok şey söylenecek elbette ama “en önce barış” diyen biri olduğumdan olsa gerek ilk anımsadığım, 2. Dünya savaşı yıllarında Babaeski’de geçtiği söylenen olaydı. Hani “bizi aç bıraktın” diyen DP’li babanın çocuğuna İnönü; “aç bıraktım ama babasız bırakmadım” demesi. CHP ve MHP’nin savaş çığırtkanlığı, kavgacı tutumu ve diğer birçok nedenden dolayı halk “bir kez daha AKP” dedi, “Yola devam” dedi. Yoksullaştırılıp kul olanlar bu düzenin devamına onay verdiler.

Ne yapalım. Ne demiş atalarımız;”Halk neylerse doğru eyler” di galiba. Şimdi her tür yorumlar yapılacak günlerce ve aylarca. Toplum mühendisleri ve siyasetçiler bunların en uç olanlarını dahi okuyup, dinleyip yeni kararlar alacaklardır.

Sağın ne ve nasıl yaptığını elbette bilecek ve inceleyeceğiz. Ancak onların zaaflarından yararlanmaktan çok solun ne yaptığı ve yapacağı bizce daha önemli bence. Sol bu mantık ile “Yola devam” diyemez ve dememeli. Sol yenilenmeli, liderleri değil yöntemini değiştirmeli. SHP lideri Karayalçın bu seçimde sol olmadığını söylerken haklı ama seçimde CHP’yi destekleme kararı alabildi. DSP lideri Zeki Sezer laikliğin halkın dertleri yanında anlamsız bir tartışma olduğunu söyledi ama CHP’ye teslim olarak İnönü’nün dediği gibi “kişilerde anlaştı”. Solu temsil ettiğini söyleyen bu üç parti ne yazık ki sağa açılarak oy peşine düştüler.

Ya diğerleri? Kimi yerde bağımsızları desteklediler kimi yerde adaylarını yarıştırdılar. Son bir ayda politika yapma hastalığından ne yazık ki hiçbirisi kurtulamadı. Yaşamın her alanında siyaset diyenler, siyaseti toplumsallaştırmalıyız diyenler bile siyaseti oy için vatandaşla tokalaşma dışına çıkaramadı. Alanlarda birlikte olanlar, ne yazık ki birliktelikler yaratamadı.

Seçim öncesi de yazmıştım, 22 Temmuz asıl solun yenilenmesini getirecek demiştim. Sol yenilenecek. Sol yenilenmeli. Bu yenilenme nasıl olur? Bu değişim yaşamın her anında “solcu” olanı ve kendi yaşam tarzını da değiştirenlerin önderliği ve birlikteliğiyle olacaktır.

Hürriyet gazetesi istediği için ve yönlendirmesiyle lider değişikliği yapılacaksa değişen bir şey olmaz. Sol lider aramamalı. Sol “ortak aklı” yaratmalıdır. Bu değişim bir hikâyeyi de yaşama geçirmek ile olacaktır. Hikâyelerden korkmamalıdır. Doğada yaşanan kartal ve kaz hikâyesini sol olarak yaşamaz isek solu sol edemeyiz. İşte hikâye(22 Temmuz Birgün gazetesi’nde Şehmuz Diken’den alınmıştır):

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayan olarak bilinir. 70 yıl dolaylarında ömür süren kartalların olduğu bilinir. Ancak 70 yıllık ömür için, kartal 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40’a geldiğinde, pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir, avını kavrayıp tutamaz hale gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları, yaşı nedeniyle ağırlaşır, tüyleri kartlaşıp, kalınlaşır. Bütün bu yaşlılık özellikleri nedeniyle Kartalın artık uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal bu noktada iki seçimden birini yapmak zorundadır. Ya, ölümü seçecektir, ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Kartal için bu yeniden doğuş süreci yaklaşık 150 gün (beş ay) kadar sürecektir. Bu beş aylık yenilenme sürecinin kararıyla, kartal, sarp bir dağın zirve noktasına uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuva bellediği evinde kalmaya karar verir. Bu uygun yere yerleştikten sonrası artık yeniden doğuşa doğru meşakkatli bir süreçtir. Kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. Bu ısrarlı vuruşlar sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile bu kez de pençelerini yerinden söküp çıkarır. Yeni pençeleri de çıkınca, bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. Beş ay sonra kartal, kendisine en az 20 yıl, belki de daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır hale gelir.

Kartalın durumu böyle. Sol; bu yenilenmeyi mi tercih edecektir, yoksa yok olmayı mı? Yok, olmayı tercih etmeyeceğine göre yenilenme acı verecektir, vermelidir de. Bu da en acımasız eleştirilere bile hoşgörü ile yaklaşmak ile olacaktır. Zülfü Livanelli’nin 24 Temmuz günü Vatan Gazetesi’ndeki yazısı CHP içinde bir fırtınayı başlatmalıdır diyorum. Etekler boşalmazsa ağırlığın altında kalınabilir. Halı altına saklananlar ortaya konmalı ve kendini “sol”da gören herkes bir katkı sunmalıdır ki evrensel anlamda sol, coğrafyamızın da yaşananları da katkısıyla yerli yerine otursun.

İnsan yaşamları, bilimsel buluşlar, hepsi doğaya uygun olduklarında başarılı olurlar. Sağ ideoloji doğanın vahşiliğini, orman kanunu örneği güçlünün zayıfı ezdiği bir kapitalist düzeni savunur. Bu düzeni devam ettirmek için de insanın içgüdülerinden dini faktörüne, aile yaşamından bilimsel buluşlara kadar her şeyi kullanır. Sağın doğaya uygun ama bence olumsuz olan bu tarzlarına karşı sol da doğaya uygun örneklerden hareket etmek zorundadır. İşte bunlardan birisi de kazın hikâyesinde yaşananlardır.

Göç eden yaban kazlarının havada süzülürken “V” şeklinde bir formasyonla uçtuklarını görmüşsünüzdür. Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırmışlar, araştırma sonucunda şu verilere ulaşmışlar.”V” şeklinde uçarken, uçan her kaz kanat çırptığında, arkasındaki kuş için onu kaldıran bir hava akımı yaratır. Böylece “V” şeklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini yüzde yetmiş oranında uzatırlar. Yani tek başına gidebilecekleri

maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye kadarlar. Bir kaz, “V” grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çeker. Çünkü diğer kuşların yarattığı hava akımının dışında kalmış olur. Bunun sonucunda, genellikle gruba geri döner ve yoluna grupla devam eder.

“V” grubunun başında giden kaz hiç bir hava akımından yararlanamaz. .Bu yüzden diğerlerine oranla daha çabuk yorulur. Bu durumda yorulduğunda en arkaya geçer ve bu defa hemen arkasındaki kaz, uçuşun lideri konumuna geçer. Bu değişim sürekli yapılır; böylece her kaz, grubun her noktasında yer almış olur. Uçuş hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmek üzere öndekileri bağırarak uyarır. Gruptaki bir kuş hastalanırsa ya da avcılar tarafından vurulup, uçamayacak duruma gelirse; düşen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kaz ayrılır ve korumak üzere hasta/yaralı kazın yanına gider. Tekrar uçabilene (ya da eğer ölürse, ölümüne kadar) onunla beraber yaralı kuşu asla terk etmezler. Daha sonra kendilerine

başka bir kaz grubu bulurlar. Hiçbir kaz grubu, kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmez.

Ülkemizdeki sol siyasetçiler ve solcu insanlar kazların bu yaşam tarzından örnek almak zorundadırlar. Yani; bir hedefe ulaşmak için öncelikle biraya gelmek gerekecek. Sonra aynı yönde ve aynı menzile birlikte gidiliyorsa bilgi birikimi ve işbirliği yapılacak Bu birliktelikten sonra geçen hafta yazdığımız kartal hikâyesi yaşanacak ve ardından ortak aklı ürettikten sonra da ülkemizdeki sol, kaz örneği bir yaşamı yaşamaya başlayacak. Bunun sonucunda siyasal olarak da iktidara gelinir. Ama asıl olan yaşamda iktidara gelinir. Sol bunu yapacaktır. Benim kendime de sola da bu konuda güvenim vardır. Bakmayın siz son günlerdeki CHP tartışmalarına. Bu tartışmalar biraz da yapaydır ve AKP’nin ilk icraatlarını örtüleme çalışmalarıdır. Ama tartışmanın açılması çok yararlıdır. Önyargıları kaldırmalıdır solcular. Önyargılarla tartışma olmadığını herkes bilir. Ve bana tamamen zıt bir görüş de söylese karşımdaki onu dinleme ve anlama sabrını, hoşgörüsünü göstermemiz gerekmektedir. Bunu yapamayan birçok solcu çıkacaktır aramızdan ve karşımıza da geçecektir. Bu gibi durumlarda, bizi kavgaya davet eden tahrikleri yanında bile onunla kavga etmek yerine o anda orayı terketmek ve bir başka zamanda devam etmek gerekebilir. Çünkü o anda kavga ettiğimizde bir daha konuşma olanağı da bulamayız. Oysa o anda orayı terk ettiğimizde bir başka fırsatta yeniden konuşabilmenin de yolunu açmış oluruz.

Sol; sabır ile ilmek ilmek örmektir yaşamı. Sol; dayanışma ve yardımlaşmadır, birbirini kırmamaktır. Sol; bir yaşam tarzıdır ve en iyisini yaşamayı yeğlemektir. Sol; bir arada yaşamdır ve önce kendini solda gören herkes ile sonra da herkes ile bir arada yaşayabilmektir. Sol; demokratik bir disiplin içinde yaşamı alanlarının özgürlüklerini savunmaktır. Sol; daha çok şeydir, burada yazılmayan…

Kısaca sol; yaşamın kendisidir. Ama bu yaşam bizlerden alınıp yüzyıllardır, binyıllardır başka yaşamları yaşamaya alıştırılmışız. Bunu değiştirmektir bu gün ilk görevimiz. Canavarına tapan toplumsal yapımıza bir umut olmaktır yapacağımız ilk şey.

Sağ AKP ile “yola devam” dedi, yoksullaştırılıp kullaştırılarak verdiği oylarla. Sol bu liderlerle, bu kadrolarla ve bu “ortak akıl”sızlıkla yola devam dememeli. “Ortak aklı” bulmalıdır.

Ziya Gökerküçük (gokerkucuk@tnn.net)