SIRASI MI ŞİMDİ!

—Ülkenin ekonomik sorunlarını nasıl çözeceksiniz?
—Sırası mı şimdi, önce güvenliği sağlamak gerekir.
—Partinizin dış ilişkileri nasıl olacak, örneğin İsrail’e karşı desteklediğimiz Filistin halkı birbirini yiyor. El Fetih ile Hamas iç savaşa tutuştu…?
—Sırası mı şimdi kardeşim, zaten dış ülkeler körüklüyor terörü, onlarla politika mı olur.
—Yahu çiftçi her gün daha da kötüye gidiyor, buna nasıl dur diyeceğiz? Stratejik Ortak ABD’nin “Türkiye benden pirinç almıyor kendi üretiyor.” diye Dünya Ticaret Örgütü’ne şikâyeti üzerine iki yıl süren dava sonunda 1 milyar dolar tazminat ödeyeceğimiz, bu konuda düşünceleriniz…
—Terörde yoksul çiftçi çocukları ölüyor, şimdi onları konuşmak gerekir, ardından senin dediğini de düşünürüz.
—Gençliğin geleceğini belirleyen üniversite sınavları da gündemde, bu konuda partinizin görüşlerini dinleyerek gençleri siyasi bilinçlenmeye katalım ki geleceği aydınlık bir ülke yaratalım.
—Gençlerimiz her gün ölürken sınav konuşulmaz, zaten hep gençlerin başının altından çıkıyor, üniversitelerde azıyor bu terör, (ÖSS ile açılacak söyleşi ardından eğitim sistemine de gelecek ve gündelik yaşamımıza mizah ile de olsa giren “eğitim şart” reklâmını veya dindeki “oku” emrinin arka planlarını açacağız. Eğitimin amacı; bilginin dantel misali işlenmesi, bireysel anlamda içselleştirildikten sonra dönüştürülmesi ve paylaşılmasıdır, eğitim uzun erimli bir süreçtir. Bu uzun süreçte siyasilerin, geçmişte ve bu gün yaşananlara alternatif nelerinin olduğunu soracağım.)
—Partiniz ve siz o yüce meclise girince neler yapmayı düşünüyorsunuz?
—Sırası mı şimdi, önce şu acil işi halletmenin zamanı, gel bu konuda neler yapacağımızı söyleyeyim.
—Tamam, o zaman hadi güvenliği konuşalım.
—Oraya girmeli ve kökünden yok etmeliyiz.
—İyi ama daha önce de denedik, farklı bir yöntem düşünülemez mi, “kök” orada olsaydı daha önce de yok olurdu? (Karmaşık bir akıl tutulması görüntüleri. Hangisi ile konuşsam aynı şey. Adları farklı tek parti seçimi sanki)
—Cumhuriyetin kazanımları efendim, özelleştirme…
—Efendim çalışanların ILO normlarına uygun hakları….
—Ama tarım ve hayvancılık dışa bağımlı oldu, bu konuda…
—Tarih, Turizm, Eğitim, Sağlık, AB, NATO, Avrasya Birliği, Komşu ülkeler, Yeraltı zenginliklerimiz, Küresel ısınma, Çevre, Seçim sistemi, Yüzde on barajı, Demokrasi,…
—Önce güvenlik… Güvenlik… Güven… Güve…
Güveler, böcekler yiyor elbisemi, beynimi, bizi, sizi, hepimizi, Ya seni?

Kendimden korkar oldum. Bilim insanları demişler ki “korku faşizmi getirir” diye. Yoksa geldi mi?

Yetkililer tarafından değişik söylense de topu topu beş-on bini geçmeyen teröristi güvenlik güçlerimiz nasıl olsa yok eder bize bile duyurmadan.

Hayır; konuşmalıyız, konuşmalıyız, inadına konuşmalıyız…

Konuşmak ve konuşanlar ile bu meclise girmek gerek. Uyuyacakları uyandırmak için. Aklı tutulanları dürtmek içim. Emir komuta dizilişlerinde sırada durmayıp farklılığa da kapı açmak için. Koltukların değil verilen sözlerin tutsağı olmak için. Sözde değil özde iktidar veya muhalefet olmak için. Korkunun değil umudun ve vicdanın sesi olmak için. Parasız sağlığı, parasız eğitimi savunmak için. Herkese sosyal güvenlik istemek için. YÖK’ün, cemaatlerin, imam hatiplerin değil gerçekten gençliğin sesi, kadınların ve çocukların sesi olmak için. Ezenlerin değil ezilenlerin sesi olmak için. Emeğiyle geçinenlerin, emeklilerin hakkını aramak için. Milliyetçi, ırkçı ve gericilere karşı özgürlüğün ve eşitliğin sesi olmak için. Doğayı tahrip edenlerden değil doğayı koruyanlardan olmak için. Kapitalist küreselleşmeden mağdur olanlardan yana olmak için.12 Eylül rejiminin hala devam ettiğini duyurmak ve anlatmak için bu meclise girmek gerek.

Güvenliği gerekçe gösterip konuş(a)mamanın çözümü çok basit oysa. DİSK, KESK, TTB, TMMOB ve TDB’nin açıklamasında var; “Çözüm; eşit, özgür, bağımsız, demokratik ve laik bir Türkiye’de bir arada kardeşçe yaşam anlayışının egemen olmasından geçecektir. Tüm siyasi partileri seçim döneminde kamplaşma ve ayrışmayı körükleyen bir söylemden uzak durmaya, ülkemizin temel sorunlarına yönelik somut projelerle halkın oyunu talep etmeye çağırıyoruz.”

Haziran ayının 9. günü ilimize gelen ÖDP (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) eski genel başkanı M.Ufuk Uras ile basını gezerken ve aralarda işte bunları konuştuk. Edirne’den mutlu ayrılan Uras, süpürge üretimiyle ünlü Edirne’den başlayarak konuşmayanları ve konuşamayanları süpürmenin zamanının gelip geçtiğini ve buna Edirne’den başlanması gerektiğini vurguladı.

Ziya Gökerküçük (gokerkucuk@tnn.net) 0536 477 98 59