GAZİLER VE ŞEHİTLER

Sol siyaset hep suçlanmıştır bu ülkede; şehitlere ve gazilere gerekli saygıyı göstermiyor ve sahiplenmiyor diye. Derler ya “külli yalan”, aynen öyledir. Ama ne yazıkki şiddeti yaratan ve körükleyenlerin, gazi ve şehitlerin olmasını sağlayanların egemen olduğu sistemde bunu anlatmak gerçekten çok zordur. Kirlenme başlayınca önce beyazlarda belli olur. Beyazlardaki bir leke gözükür de, siyahta her taraf leke olsa da belli olmaz.

Dünyada silahlanmaya karşı duranlar, şiddete karşı kampanya yapanlar, MKE’nin kredi kartıyla silah satışına karşı gelenler, savaşların yoksulluğu ve yolsuzluğu getirdiğini savunup buna karşı olanlar ve daha yüzlercesini hep solcular yapmıştır ve yapmaktadır.

Ülkemizde 23 yıldır süren çatışma ortamından en çok rahatsızlık duyanlar da solculardır. Şiddet ortamı egemen kültürün ve egemen holdinglerin, dolayısıyla sağ siyasetin işine yaramıştır ve yaramaktadır. Şehit cenazeleri siyasi propaganda malzemesi olmuştur. Silahlanmaya karşı olmayan ve her birinde silah olan, yok ise de olması için uğraşan veya silahlı olanlara tapanlar, her nedense cenazelerde işaretlerini de kullanarak açıkça şiddeti körüklemiş ve kin ile intikam yeminleri ederek toplumu ayrıştırmışlardır. Hatta kendini “sol” sayan ama “ya sev ya terk et”ten de tehlikeli olan bir kısım ise bıyığından yemeğine, ayakkabısından rengine kadar toplumu ayrıştırarak ilişkileri koparmayı önermiştir.

Tüm bunların sonucunda 23 yıldır bu ülkede 12 Eylülün çizdiği rotada yürüyen ve bu rotadan kopacağı yerde her gün daha da sarılarak tüm partiler iktidar oldu. Yine aynıları “yenilendik” nidalarıyla iktidar olma hazırlığında. “Vallahi pes” diyesi geliyor insanın.

Her gün yapay gündemler yaratarak birbirine adeta düşmanca saldıranlar; yoksulluk ve yolsuzluğun devamında birleşiyorlar. Özgürlük ve demokrasi taleplerini kesmekte birleşiyorlar. Emeğin hakkını arama mücadelesine karşı birleşiyorlar. Farklı düşünenleri yok etmek için her türlü önlemi almış ve alıyor bu “pes” dedirtenler.

Düşünebiliyor musunuz; 105.000 oy alan bir siyasi partinin vekil çıkaramadığı bir kentte 60.000 oy alan diğer bir siyasi parti 6, evet altı vekil çıkarabiliyor. (Van 2002 seçimleri) Sonra da % 25 ile iktidar olup halkın % 46’sının temsil edilmediği mecliste “ben her şeyi yaparım” diyebiliyor. Buna karşı duran muhalifler de demokratik açılımları savunarak meclis dışındaki siyasetlere meclis yolunu açacak çözümleri savunacağı yerde demokrasi dışı güçlerden medet umuyor.

23 yıl içinde askerlik yapanların şöyle veya böyle etkilendiği, gazi ve şehitlerin onbinlerle sayıldığı, bu durumun uluslararası bir oyunun parçası olduğunu bilmeyen kalmadı. İyi de biz bir şey yapmayacak mıyız? Uluslararası olan bu oyunu kurgulayanların değirmenine su götürmekten başka çözümler üretmeyecek miyiz? Yoksulluğun ve şiddetin toplumsal alt yapısını ortadan kaldırmak için gerekli sosyal kararları almayacak mıyız?

Geçen hafta Ankara’da, önceki gün de Tunceli’de yine teröre ihtiyacı olanlar kazandı. Yemek derdinde olan insanlarımız aramızdan ayrılıverdi geride acılı yürekler bırakarak. Günlük geçim derdinde koşuşan Ankaralı ve karavana getirecek aracı bekleyen Tunceli’deki askerler teröre ihtiyacı olanlar tarafından öldürüldü.

İşin acı tarafı yine aynı senaryo devam edecek ve şahinler hem günlük yaşamda hem de 22 Temmuzda kazanacak. Daha da acı tarafı uluslar arası kurgulandığında büyük çoğunluğun hemfikir olduğu bu oyunların kurgulayıcıları olan Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF ile onların patronları ABD karşıtı olan emek güçleri, solcu, sosyalist, komünist yurttaşlar bu anlamda gösteri yapmaya kalkınca yine emniyet güçleri tarafından dağıtılacak. Bunu anlamak yine kolay, halkımızın da büyük çoğunluğu bu emniyet güçlerinin siyasetçilerini kutlayacak daha da ötesi bazen“tahrik” olup(!) gösteri yapanları linç etmeye kalkacak.

Yine büyük çoğunluğumuz; daha dün İstanbul’da toplanan ve dünyanın geleceğini kurgulayan Bilderberg toplantısına katılanları saygıyla bağrına basacak, bu toplantıyı protesto edenleri de lanetleyecek. Türkel Minibaş’ın dediği gibi;“Bilderberg İstanbul’a Bakın 23 Temmuz’u görün!”. Uluslararası kurgulamayı yapanlar bunlar. Dünyanın geleceğini yönlendirenler bunlar. Bunların sağ ve sol adayları, vekilleri hep oldu ve olacak.

Gazilerimize yaşadıkları sürece acı çektiren ve şehitlerimizi her gün arttıran bu güçlere karşı solda, ama gerçekten solda olanda, yani; yerelden evrensele uzanan, paranın ve silahın küreseline karşı emeğin ve barışın küreselini önüne koyan Sol’da birleşmedikçe gazilerimiz de, şehitlerimiz de biz istemesek de artacaktır.

“Görünen köy kılavuz istemez” der atalarımız. Gördüklerimizi kılavuz olarak seçmenin anlamı kalmadı artık. Gördüklerimizi ve bildiklerimizi seçim sandığının gazileri ve şehitleri safına koyalım ki ülkemizde ve ardından dünyada gazi ve şehitler olmasın…

Ziya Gökerküçük (gokerkucuk@tnn.net) 0536 477 98 59