Tebrikler Avrupa Birliği : Devam edin!

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Siyasi işlerden sorumlusu yardımcısı İbrahim Gambari’nin davetlisi olarak tampon bölgede buluşan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopolulos yapmış oldukları açıklamada her iki tarafında görüşmelere şimdilik teknik düzeyde de olsa hazır olduklarını ifade etmişlerdir.

Kıbrıs Rum Yönetimi’nin birkez daha Türkiye’ye yönelik veto tehdidi ve AB’nin 12 Haziran’da başarısız olmasının ardından BM’nin yeni girişimlerde bulunması olumlu bir işarettir. Genel olarak Türkler Kıbrıs’ın Demokles’in kılıcı gibi üzerlerinde sallanmasına daha fazla katlanamamaktadırlar. BM’nin girişimi uzun vadede bir değişime yol açmayacaktır, ancak en azından dialog için önemlidir. Kıbrıslı Rumlar’ın Türkler’le birarada yaşamaya istekli olmadıkları açıktır ve Ankara Avrupa Birliği (AB) yolunun sadece sorunlar getirdiğini anlamıştır. AB yanlısı görüşlerin son bir ayda %58’den %43’e indiğini gösteren kamuoyu anketi pekçok insan için süpriz olmuştur. Bu durumun ana nedeni AB ve Kıbrıs Rum Kesiminin müzakerelerin ilk faslının açılıp kapandığı 12 Haziran’da sergilemiş oldukları yanlış yönetim tarzıdır. Türkler AB’ye inanmamakta ve AB’nin Türkiye’ye yönelik politikaları ters tepme eğilimindedir. Yıl sonunda AB’ye yönelik destek %20lere kadar düşerse şaşırtıcı olmayacaktır. Eğer AB’nin amacı bu ise, amaç gerçekleşmiştir.Tebrikler!

Uzun yıllardır Kıbrıs konusu Türkler’i öylesine provoke etmiştir ki AB yanlısı pekçok entellektüel görüş bildirmekten kaçınır olmuştur. Tüm radyo ve TV tartışmalarında ve gazetelerde, AB karşıtı iyi argümanlar ileri sürülmekte ve AB karsıtları çoğalmaktadır.Brüksel’deki pekçok AB uzmanı AB’nin Türkiye’ye gereksiz bir baskı uygulayarak ileri gittiği konusunda endişelilerdir. Birliğin bir konuyu anlaması gerekmektedir: AB sadece hükümeti değil; halkı da kaybediyor. AB- Türkiye tarihi gözönüne alınırsa, AB en büyük hatasını yapıyor ve AB karşıtları bunu kutluyor. Bir yıl içinde %75’den %43’e düşen destek; daha ne olabilir ki?

Türkiye’de herkes Kıbrıs konusunda bir çözüm olmadığına ve mevcut şartlarda çözüm olmayacağına inanmaktadır. En iyi yol iki ayrı devletin olmasıdır. Türkler şimdilik zaferini kutlayan ancak uzun dönemde kaybedecek olan Papadopoulos’un niyetlerine inanacak kadar naif değillerdir.Tartışmalarda görüldüğü gibi Türkler adada AB politikalarıyla bir çözüm aramamaktadırlar.

Geçenlerde yapılan iki kamuoyu yoklaması Türkler’in Avrupa’ya yabancılaştığını ve Avrupa değerlerinden uzaklaştığını göstermiştir.Ne yazık ki bu doğru ve önümüzdeki yıllarda daha kötüsü beklenebilir. AB en azından Kıbrıs konusunda bu duruma katkıda bulunmuştur; Türkler demokrasiye ve demokratik değerlere inanmamaktadır. AB, Ermeni meselesi gibi konularda baslı uyguladıkça daha büyük sorunlarımız olacaktır. Kürt sorunu birbaşka sorundur; milliyetçi güçlerin başarısıı olacağını göreceğiz.

Türk gazetelerinde yeralan bir haritayla birlikte yeni Ortadoğu konusunda tartışma başladı. Amerikalı eski bir askeri yetkili tarafından çizilen Ortadoğu’nun geleceğini gösteren haritada Türkiye’nin sınırları değiştirilmiş ve Türk toprakları üzerinde Kürt ve Ermeni devletleri yer almıştır. Elbetteki Pentagon’da böylesi pekçok harita bulunmaktadır, ancak bu harita Türkiye’de çok ciddi bir biçimde ele alınmıştır. Tarihsel anlamda en ilerici ve en batılı olan Cumhuriyet gazetesi okurlarına Türkiye’nin nasıl bölüneceğini anlatmıştır. 90lar’ın sonlarında PKK lideri Öcalan’ın yakalanmasından önce tartışılan Sevr sendromu yeniden canlanmıştır. AB pekçok alanda Türkiye’ye yönelik akıldışı politikalarıyla yabancılaşma için bir başka neden olmuştur. Ortadoğu’da önemli gelişmeler olduğu için Türkler için bu yaz zor olacaktır.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed Baradey’in geçen haftaki Türkiye ziyareti Türkiye ziyareti Türkiye’nin giderek Amerika’ya yakınlaştığını işaretidir. Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice ile Washington’un yapmış olduğu görüşmede imzaladığı yeni vizyon belgesi Türkiye’nin yönünün gelecekte Amerika olacağını koymuştur. AB çevrelerinde pekçok entellektüel Türkler’e güvenlik kartından başka birşeylerinin olmadığını sormaktadır. Şu bir gerçektir ki Türkiye hala neye sahipse onu satmaktadır: Güvenlik ve Uluslararası Terörizm ile Mücadele.

ABD’nin Türkiye’nin nükleer programını desteklemesi önemli bir gelişmedir. İran kendi politikalarına zemin sağlayamazken, Türkiye nükleer enerji programı için destek almaya çalışmaktadır. ElBaradey’in Türkiye ziyaretinden önce ülke çapında olan elektrik kesintileri iyi organize edilmiş bir senaryodur. Hükümet Türkiye’nin daha fazla enerjiye ihtiyacı olacağını ve nükleer enerjinin en iyisi olacağı konusunda sinyaller vermek istemiştir. Enerji Bakanı Hilmi Güler 3 saat süren TV konuşmasında sadece bir cümle söylemiştir: Türkiye’nin nükleer enerjiye ihtiyacı vardır, Türkiye enerji için bu kadar yüksek bedeller ödeyemez.

Büyük Birlik Partisi gibi bazı partiler konuyu kamuoyunda tartışmaya açmışlardır; bu konu önümüzdeki yıllarda daha çok tartışılacaktır.

AB’nin Türkiye’nin nükleer enerji taleplerine yönelik politikaları henüz görülmemiştir. Büyük olasılıkla bu durum bazı komşu ülkeler için bir tehdit olarak adlandırılacaktır. Ermenistan gibi eski teknolojiye sahip ülkeler daha tehlikeli olacaktır.

Türkiye’nin yönü giderek daha fazla Ortadoğu’ya kaymaktadır ve muhtemelen AB bu durumla ilgilenecektir. Ancak müzakerelerin kesilmesinin beklenilenin ötesinde bir zarara yol açabilir. Türkiye tarihinde ilk defa bu kadar AB’ye yönelik destek düşmektedir. Daha kötüsü olmaz. AB’nin politikalarını gözden geçirme zamanı gelmiştir: Acilen lütfen!