Söyleme Fırsatı Bulamadıklarım…

İçeriği Paylaş...

Kışla’da yapılan aramalar ve kozmik büro söylentileri ile ilgili, 28 Aralık günü CNN Türk’deki haber programında bana da söz verdiler.
Her zaman olduğu gibi, zaman kısıtlaması ve sorularla yönlendirme nedeni ile söylemek istediklerimin önemli bir kısmını aktarma fırsatı bulamadım.

Çukuranbar olayı ve olay sonrası basın kanalı ile öğrendiğimiz gelişmeleri dikkate alarak, kişisel görüşümü kısa bir şekilde açıklamak ve televizyondaki ifademi bu köşe yazımda tamamlamak istiyorum.

Her şeyden önce şunu belirtmek isterim ki ;
– Sorumsuz açıklamalar ile ortamın bu hale getirilmesi Devlet ciddiyetine ve kültürüne yakışmamaktadır. İçerisine girdiğimiz ortam, aile içerisindeki bir konunun sokağa döküldüğü ve herkesin rezil olduğu bir manzaraya benzemektedir.
– Soruşturma gizli yürütüldüğüne göre, gerçeğin soruşturmayı yürütenler dışında kimse tarafından bilinmediğine ve havada uçuşan bilgilerin de gerçeği yansıtmadığına inanıyorum. Gerçeği bilmeden yazanların ve hele yargısız infazda bulunanların amacını ve nereden cesaret aldıklarını da anlamakta güçlük çekiyorum.
– İllegal yapılanmaların ve teröristlerin uygulaması olan suikast, eylem gibi tanımlamaların Silahlı Kuvvetlere yönelik tartışmalarda kullanılmasından son derece rahatsız oluyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Milletinden ve Yasalardan aldığı güçle yaptığı ve yapacağı harekât ve operasyon dışında illegal hiçbir eylem peşinde olabileceğini de düşünmüyorum.

Özellikle son dört beş yıldır, bazı aydınlar, siyasetçiler ve basın mensupları için, her fırsatı kullanarak ve olayları saptırarak Silahlı Kuvvetlere saldırmak, sözde demokrat geçinmenin ilk şartı oldu.

Konu ne olursa ve şahıs kim olursa olsun, hukuki olarak bir konuya el atılmış olmasından Demokrasi ve Yargıya inanan hiç kimsenin rahatsız olması mümkün değildir. Rahatsız olunan durum hukuki bir konunun, yargının dışında bazı güç odakları tarafından kendi amaçları adına psikolojik savaş maksatlı kullanıldığı izlenimini veren söylem ve uygulamalar ile bunun sonucu ortaya çıkarılan güven bunalımıdır.

Psikolojik harp yaptığını düşündüğüm güç odakları bugüne kadar ele geçirdikleri her fırsatı değerlendirerek TSK ile hesaplaşma adına oldukça mesafe almışlardır. Geldiğimiz noktadaki hedeflerinin ise, bu olay üzerinden yaratacakları baskı ve sindirme ile tartışmaya gerek kalmaksızın TSK’nin İÇ TEHDİT SORUMLULUĞU’nu elinden almak ve Askeri Yargı’yı da etkisizleştirmek olduğunu düşünüyorum.

Demokrasi’ye olan inancımız gereği, hukuken ele alınmış bir konunun sonucunu beklemekten başka yapacak bir şey yoktur.

Ancak sözde Demokratlar şunu bilmelidir ki ;
Sorunları siyaset alanında çözemeyen, toplumun huzur, mutluluk ve refahını 21 nci yüzyıla yakışır şekilde sağlayamayan beceriksiz demokratlar, yatıp kalkıp her dakika Silahlı Kuvvetlere saldırarak demokrat olduklarını ispat edemezler ve demokrasi açısından da ülkeye büyük zarar verirler.

29 Aralık 2009

Not :Yayın sırasında farkına varmadım, ancak sonradan dostlarımın
bana söylediklerine göre konuşmam sırasında benim
söylediklerimden bazı cümleleri “KARA KUTU”
başlığı ile alt yazı halinde geçmişler. Kara kutu gibi gizemli bir
tanımlamayı ve ne demek istendiğini gerçekten anlamadım.
İyi niyet sınırları içerisinde kullanıldığını düşünmeme rağmen
açıkça belirteyim ki kara kutular içerisinde saklanması gereken
bir geçmişe ve yaşantıya sahip değilim. Yaptığım tüm hizmet ve
birikimimi kristal vazoda sunacak kadar geçmişimle onur
duyuyorum.