Aslen bir filozof ve tarihçi olan ünlü komutan Yunanlı Ksenophon’un, Anabasis diye bir dünya klasiği vardır. Anadolu ve Mezopotamya ile Trakya’nın dar alanında, MÖ’ki dördüncü yüzyılda geçen bazı olayları bir masal gibi anlatan eser, son derecede ilginç bilgiler verir. Başlık yazımız, Onbinlerin Dönüşü adıyla da bilinen bu klasiği hatırlatmaktadır.
Son bir veya bir buçuk ay içinde, şurada-burada yere düşmüş gördüğümüz onbinliklerin sayısı yedi-sekiz oldular. Bunun adı basbayağı enflasyondur. Onbinlik liralar o derekeye düşmüşlerdir ki -haydi kaybeden farkında değil- görenler de aldırmıyor, basıp geçiyorlar! Kimbilir, belki kendileri atıyorlardır; böyle olunca da niçin alsınlar ki? Son onbinlik lirayı yerden kaldırdığımızda İstanbul-Eyüp’ teki evimizi hatırladık. 1950’de altıbinbeşyüze aldığımız; oldukça yeni, sağlam, iki kat, yarım bodrum ve bahçeli, evimizi…1964’te, artık ailemizden koptuğumuz sırada bu fiat hala değişmemişti. O zaman altıbinbeşyüzle böyle bir ev alınabilirken, şimdiki onbinlikler yerde sürünüyorlar! Hey gidi günler hey, nereden nereye!
Konumuz para olunca… Para adı, parça anlamındaki Farsça pare sözünden geliyor. Para, dünyada ilk defa MÖ’ ki yedinci yüzyılda Ülke’mizde basılmış. Raslantı bu ya, Anabasis’teki olayın başladığı ve ilk paranın basıldığı yerler aynı olup, burası, şimdi Sart diye bildiğimiz Manisa’daki antik Sardeis’ten başkası değildir. Gene burası, zenginliğin sembolü Krosois (dinlerdeki Karun)’in kral olduğu Lidya’nın başkentidir. İlk para için, Yunanistan’daki Argos’un adı da geçmektedir. Argos’lu Pheidon diye bir Yunanlı güya ilk parayı basmıştır. Ancak bu, eski Yunan’a ait zayıf bir iddiadan ibarettir.
Paranın henüz tanınmadığı dönemlerde karşılıklı mal ve hayvan değişimi yoluyla ticaret yapılmıştır. Dünyanın bazı ücra ve ilkel köşelerinde bu yöntem bugün bile geçerlidir. Mısır’da, günümüz anlamındaki paradan önce, altın, gümüş ve altın-gümüş alaşımı elektrumdan çubukların kullanıldığını biliyoruz. Bundan başka, ocaktan çıktığı şekliyle maden filizi parçaları, maden tozları, maden halkalar ve kalıplar da para yerine kullanılmışlardır. İlk paralar bugünküler kadar düzenli olmayıp, müzelerde örneklerini gördüğümüz bakla ben zeri kaba-saba maden parçalarıdırlar. Bunlar zaman içinde incelerek, üzerlerine önce bazı işaretler sonra da resimler konmaya başlanmıştır. İlk paralar altın-gümüş alaşımı elektrumdan dökülmüşlerdir. Kısaca; altın, gümüş, bakır ve kurşun madenleriyle elektrumla tunç gibi değişik bazı alaşımlar, taa baştan bugüne kadar para basımında dönem-dönem kullanılmışlardır.
Para denen değişim aracı uygarlık basamaklarından biri sayılır. Bu açıdan, onu ilk kullananlar dünya uygarlığının doğduğu ülkeler olmuşlardır. Tarih boyunca beşaltıyüz kral ve hanedan ile, bindörtyüze yakın şehir, site ve devlet kendileri adına para basmışlardır. Mesela, Türk Trakya’sında para basılan yerler şunlardırlar: Ainos(Enez), Agatopolis(?), Aigos potamoi (Gelibolu yakını bir yer), Alepokon nesos(Gelibolu batısı bir yer), Byzanthe(Tekirdağ), Byzie(Vize), Byzantion(İstanbul), Kersonnesos(Gelibolu yarımadası), Elaios(Kilitbahir güneyi burun), Hadrianopolis(Edirne), Kardia(Gelibolu Bakla Burnu), Koile(?), Krithote(Gelibolu kuzeyi bir yer), Kypsela(İpsala), Lysimacheia(Gelibolu kuzeyi bir yer), Madytos (Eceabat), Odrysai(Edirne), Perinthos(Ereğli), Selimbria(Silivri), Sestos(Gelibolu Akbaş bur nunda bir yer) ile gene Edirne.
Peki ya Türkler?.. Türkler parayla acaba nasıl tanışmışlardır? Atalarımızın, önce, Çek adıyla kağıt bir para kullandıklarını biliyoruz. Bundan başka Yastuk ve Kırtas adında iki paramız daha olmuşlar. Ancak, bugün de bildiğimiz Akçe adı gene o günlerden geliyor. Atalarımız bir zaman, bunların yanında gümüş ve ipek kumaş parçalarını para yerine koyarak ticaret yapmışlar. Şu bir gerçektir ki, bozkırda para pek lazım olmamış; Türkler parayla biraz geç tanışmışlar.
Para bir bakıma bayrak gibidir. Nitekim, geçmiş dönemlerde egemenlik veya üstünlüklerini ilan edenler, kendi adlarına hemen de bir para bastırmışlardır. Para, bugün dahî bir devlet sembolüdür. Devletler, îtibarlarının birazını da paraları gücüne borçludurlar. Örnek olarak: Mark’ı ve Dolar’ı, bilmem hangi ülkenin bilmem hangi parasıyla bir tutabilir miyiz hiç?!. Konuya böyle bakınca, Frank ülkesi küçük İsviçre, Ruble ülkesi koskoca Rusya’dan daha îtibarlıdır!
Osmanlı’da para… Para yapımında önceleri altın ve diğer madenleri kullanan Osmanlı, denetim altında tuttuğu ülkeleri bir-bir kaybetmeye başlayınca, bunlardan sağladığı gelirlerden de olmuştur. Buna diğer faktörler eklenmekle iyice bunalan Osmanlı, tarihinde ilk defa 1842’de kısaca kaime(yerine geçen, yerini tutan) denilen kağıt bir parayı çıkarmıştır. Bunda ilginç olan para üstünün elle yazılmış olmasıdır! Her devirde bulunmuş ahlaksızlar sınıfından kalpazanlar, tabiî ki fırsatı kaçırmayacaklardır. Nitekim kaçırmamışlar ve sah tesini basmışlardır. İlk kağıt para başarısız olunca, 1863’te tedavülü de durdurulmuştur. 1876’da bir daha denenmek zorunda kalındıysa da, sonra bu paralar toplanarak, İst.-Beyazıt’ta halkın önünde yakılıp ortadan kaldırılmışlardır! Çare olarak dış ülkelere borçlanılmıştır. “Düyûn-u Umûmiye” yani genel borçlar denilen işte bu borçtur. 1914’te, bu destekle kağıt para bir daha denenirse de, sonuç gene fiyasko olmuştur. Cumhuriyet, iflas etmiş babası Osmanlı’dan miras kalan borçları, 1954’e kadar ödemekle ancak kapatabilecektir.
Cumhuriyet dönemi… 1923’ten bir süre sonra, Türkiye Cumhuriyeti Atatürk resimli kendi paralarını basmıştır. Atatürk’ün ardın dan oniki yıl Cumhurbaşkanlığı yapan, Cumhuriyet’in ikinci adamı İnönü’yse kim bilir hangi duygu ve düşüncelerle- paralarla pullardan Atatürk’ü kaldırıp, yerine kendi resmini koyacaktır! İnönü severler, bunu anlatmakta hayli güçlük çekmekte hatta anlatamamaktadırlar! Biz, hiçbir zaman doğru bulmadığımız böyle bir davranışın analiz ve muhasebesini, tarihin yargısına bırakmaktayız.
Dünya paralarının bir kısmı, Almanların Mark’ı ve Japonların Yen’i gibi ülkelerinin sembolüyken, bazılarını birden çok ülkede görmekteyiz. Bu cümleden olarak; ondört ülke Lira, on ülke Dolar, sekizer ülke Frank ve Pezo, altışar ülke Dinar ve Rupi, beşer ülke Kron ve Şilin, dörder ülke Riyal ve ikişer ülke de Florin ve Sterlin adını kullanmaktadırlar.