“MAL” VE “CAN”

Eski bakanlarımızdan Fikri Sağlar Birgün Gazetesi’ndeki bir yazısında H.Ali Yücel’in devlet adamlığını ve iki gencin yurttaşlık anlayışını bir yaşanmış örnekle anlatmıştı. Çok hoşlandığım için paylaşmak istiyorum.

İki liseli arkadaş, liseden sonra yurtdışında eğitimlerine devam etmek üzere yıllardır, her şeyden mahrum kalarak, fedakârlıklar göstererek harçlıklarını biriktirmişler. Liseyi beraber bitirdiklerinde Milli Eğitim Bakanını ziyarete gidip, yurtdışında okumaya gönderilmelerini talep etmişler. Ancak, Bakan gençlerden birini dışarı çıkartmış ve içerdekine; “Seni gönderebilirim, ama arkadaşını gönderirsem dedikodu olur ‘oğlunu gönderdi derler’ onun için onu gönderemem.” demiş. Bu durum dışarıdaki öğrenciye de söylenmiş. O bu duruma hak verip arkadaşına; “Madem öyle, benim biriktirdiğim parayı da sen al, hiç olmazsa biriktirme amacımı kısmen gerçekleştirmiş olurum.” demiş ve yıllardır fedakârlıklarla biriktirdiği tüm parayı arkadaşına vermiş.

Evet, bu Milli Eğitim Bakanı, Hasan Ali YÜCEL. Dedikodu olmasın diye göndermediği oğlu ise, ülkemizin ünlü şairi Can YÜCEL.

Arkadaşı, İsviçre’ye gider ve burada tıp eğitimi alır. O kadar başarılı olur, o kadar başarılı olur ki, dünyada O’ nun adını duymayan bir tıp adamı kalmaz. Bu Profesör Türk olduğunu her fırsatta haykırır. Kendi icat ettiği, tasarladığı ameliyat aletlerine; Ayşe, Ceylan, Leyla, Eşek Semeri gibi Türkçe isimler verir, her tıp adamı bu isimleri kullanmaya başlar. Konusunda dünyanın en iyisi olmuştur. Bu kişi Türkiye’de bir hastane açmak ister ama bugünkü bürokrasi duvarını aşamaz. Oysa İsviçre; ülkede 60 yaşını aşan doktorlara ameliyat izni vermezken bu yasayı iki sene üst üste değiştirerek ona bu hakkı tanımaktadır. Bu kişi; Profesör GAZİ YAŞARGİL’dir.

Babasının yurtdışına göndermediği ünlü şairimiz Can YÜCEL’in oğlu, yeni Can YÜCEL doktor olarak mezun oldu ve babası onu can arkadaşı Gazi Yaşargil’e gönderdi. O da onu beyin cerrahı olarak yetiştiriyor. Şu an İsviçre de Doç. Dr. yeni Can YÜCEL okuyor!

Bu yaşanmış anıyı niye yazdım. Dedim ya çok anlamlı ve ahlaklı, gözlerimizi yaşartan bir anı. Toplumun değer yargıları yukarıdan aşağıya o kadar değiştirildi ki bu günkü halimize bakınca daha iyi görüyoruz. Bu gün ise bilmem hangi bakanın oğlunun mezun olduğu okulun kısa adı MAL (örneğin; Maltepe Anadolu Lisesi) diye okulun adı değiştirilerek bakanın adını alabiliyor.

Hasan Ali Yücel anlayışını yıkan toplum olarak bizler iken bu gün bu anlayışa özlem duyanlar da biziz. Böyle bir anlayışın egemen olmasını hepimiz istiyoruz sanırım. Ama bunun için çaba gösteriyor muyuz? Denebilir ki “Tek başıma ne yapabilirim? Herkes çarkını çevirmeye çalışıyor.” Hayır, herkes çarkını çevirmeye çalışmıyor. Evet, üstte bir bozulma var ve bu doğal olarak topluma da yansıyor. Ama gelin bu benzeşmelerden kaçınanlar ile birlikte olalım.

Önümüz tozduman oldu. Seçim sürecinde seçime dair çok yazılar yazacağız. Vekil pazarlıkları, siyasetçi yalanları.. artık bırakalım bunları. Yukarıdaki örneğe uyan ve kente, topluma hiçbir çıkar gözetmeden ve dahası maddi olarak cebinden harcayan insanların bir araya geldiği çalışmaların içinde olalım.

Var mı, var mı, diye sesler kulağıma geliyor. Var. Çevrenize bakın. Benim bildiğim Edirne Kent Konseyi. Belki daha da vardır ama kent için en örgütlü ve hukuki olduğu için aklıma geldi.

Bakın herkesin “Yarın ne olacak?” sorusuna korku ve kuşkulu yanıtlar verdiği bir ortamda Kent Konseyi; “Kent ve kentliler var olacaktır” yanıtıyla karşılık veriyor. Durmadan “Nasıl bir kent istiyoruz, Nasıl bir kentte yaşamak istiyoruz?” sorusunu herkesin sorması için çaba gösteriyor.

Salı günü akşamları “Edirne’de Neler Oluyor?” sorusuna yanıt arıyor. 11 Mayıs Cuma günü akşamı bir yemek düzenleyerek kente belge niteliğinde eserler kazandıranlara onurluk (plaket) veriyor. 12 Mayıs Cumartesi günü 13.00–18.00 arasında Halk Eğitim Merkezi Salonunda Altı Nokta Körler Derneği’nin paneline katkı sunuyor. Anneler günü olan 13 Mayıs Pazar günü saat 10.00 da Belediye önünden başlayıp Sırpsındığı-Gölbaba-Eğribük’te son bulacak bir gezi düzenliyor. Nevalesini torbasına koyan gidebiliyor. Dahası da var elbet. Trakya’nın planlanmasında yurttaş olarak toplumun söz sahibi olmasını örgütlemeye, kentte; imardan ulaşıma, tarihi dokudan su özelleştirilmesine kadar kenti ilgilendiren her konuda katılan ve görüşü olan gönüllü kent yurttaşlarının görüşlerini ortak akıla dönüştürüp ilgililere söylüyor.

Hedef tek; MAL yetiştiren değil CAN yetiştiren bir toplumsal düzen olmasını sağlamak.

Ziya GÖKERKÜÇÜK (gokerkucuk@tnn.net) 0536 477 98 59