Kıssadan Hisse

Uluslar arası şeffaflık kurumunun verileri, en gelişmiş ve demokratik ülkelerde yolsuzluk katkısının çok düşük, az gelişmiş ülkelerde ise çok yüksek olduğunu ortaya koyarken, bunun en önemli sebeplerinden biri olarak yolsuzlukları ortaya çıkaracak resmi ve sivil kuruluşların gelişmemiş (azınlık) olmasına bağlanıyor. Bilindiği gibi Türkiye’de de yolsuzluklara karşı sivil toplum kuruluşlarının etkinlikleri artmaktadır. Yolsuzlukla mücadelede adım adım bir sürü operasyonlar yapılırken, ( Kasırga 1- Ege Bank, Kasırga 2- Sümerbank, Kasırga 3- Yurtbank, Kasırga 4- Bank Ekspres, 5- Bufalo Operasyonu, 6-Paraşüt Operasyonu, 7-Hayat Operasyonu, 8- Balina Operasyonu, 9-Kartal Operasyonu, 10-Sis Operasyonu, 11-Fırtına Operasyonu, 12- Beyaz Enerji Operasyonu, ve gündem de ki Ergenekon Operasyonu) baskı tehdit ve sindirme yöntemiyle organize bir şekilde dolandırıcılık yapıp, (Deniz Feneri) çıkar amaçlı suç örgütlerinin ucu bana dokunuyor! diye koruma altına alınmak istenmesi…

… Her hangi bir yıldızı dengede tutan iki kuvvet vardır. Biri merkeze, içeri doğru çöküntü yaratan kütle çekimidir, diğeri dışarıya doğru olan füzyon patlamalarıdır. Kütlesi çekirdeğindeki hidrojen yakıtının yüzde onunu bile tüketse yıldızın merkezi içe doğru çöker; dış düzeyi ise genişler ve soğur. Yıldız çökmeye devam ederse olağanüstü bir hızla döner ve çekim alanına giren hiçbir şey, ışık da dahil olmak üzere yıldızdan kaçamaz … Varsayımına göre Adalet Bakanımızın Bayram açıklaması olmalı ki! Almanya’da ki olanlara “sana ne – bana ne…” yorumunu yapma mecburiyetinde kalmış olmalı… Anlayamadım? ne, ne…!
Eskiden yeri göğü oynatan haberler artık bir kulaktan giriyor, ötekinden çıkıyor. Bakanları, genel müdürleri böyle olan memleketin vatandaşları da boş durmuyor. Onlar da devleti dolandırmayı birinci hedef sayıyor. Sonunda ahlakın olmadığı, devletin ise yok sayıldığı bir ülkede yaşar olduk.

Sene 1996 Tayyip Erdoğan’nın sözü “Demokrasi bir araçtır” demişti. Bu gün tam 12 sene sonra başladığı yere mi dündü acaba?
Demokrasi ancak bu kadar göstere göstere katledilir. Aslında Başbakan, yalan haber veren medyayı değil gerçekleri arayan ve adalet isteyen medya ile savaşıyor. Başbakanın kontrolünü kaybettiğini zaman zaman gene medyadan izleyebiliyorduk, geçmişteki konuşmalarını şu sözlerinden de hatırlayabiliriz…
Çiftçiye “ al ananı da git”, Apo’ya “ Sayın” Şehide “kelle” dediğinde oruç kafa değildi. Kontrolünü kaybettiği anlarda Başbakanın gerçek kişiliği ortaya çıkıyor, mesele tamamen budur oruç kafa, falan olmak değil.

Ulusal basın, artık kontrolünü kaybetti derken bazıları da yaptığı bu yanlışlıkları, tutarsız davranışları ve küfürlü saldırıları oruca bağlıyor. Halbuki Tayip Erdoğan şeker hastası ve bilindiği gibi şeker hastaları oruç tutmaz ( kendisi de zaten tutmuyor) o halde oruçlu kafa olmaz. Şu an ki durum kişinin kendisiyle ne kadar barışık olduğu ve ne kadar olaylardan, olanlardan etkilendiğinden belli oluyor. Kaldı ki içinde bulunduğumuz aylar dinimiz gereği hoşgörülü aylar olmasına rağmen bu şiddet neye?
Hayatta dört şey geri gelmez
1- Atılan ok
2- Kaçırılan fırsat
3- Söylenen söz
4- Geçen zaman

Gurbetçiden, muhtaçlara yardım bahanesi ile toplanan paralar yasa dışı siyasi ve ticari faaliyetler için kullanılan, Çetenin Almanya ayağı hakkında kamuoyona bilgilendirme görevini yerine getiren medyayı hedef alması, muhafazakar insanları dolandıran hırsızlar için, basına sansürün en kaba şeklini uygulamaya heveslenmiş diktatörün seviyesine inmiştir.

“Bu Ülkede medya güvenirliğini yitirmiştir, kendini bitirmiştir. Partinin mensupları olarak yalan, yanlış yazan medya karşısında sizler de kampanyanızı yapın! Sürdürün! ve bu gazeteleri evinize sokmayın! bu kadar açık konuşuyorum”

Evet, çok açık konuştu gene Türkiye’nin aman bilmez Başbakanın sözleri… bunlar ve bu sözleri duyan! Aynen anlayan, dünya ülkelerinden, utanıyorum… dilim varmıyor DEMOKRASİ demeye ki, zaten basın özgürlüğüne de sığmıyor. Gazeteciler siyasi ve ticari kimliğini ortaya koymadan basın olarak örselenirken medya ve basın özgürlüğü PATRON’a bağlı olarak yazılıp çizilmemeli. Unutmasınlar ki asıl PATRON’lar dinleyici ve okuyucularıdır. Başbakanın ise olanların her şeyinden bilgisinin olduğu apaçık ortada, aksi halde kendisi üzerine gitmeleri için talimat verirdi. Tam tersine, kendisi Basına, (medyaya) yapılan bu saldırıyı kendimce kınıyor ve bizim eşeğin hikayesiyle kalın sağlıcakla diyorum..

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği kuyunun dibine düşmüş… Niye düşer, nasıl düşer diye sormayın. Hikayem gereği düştüğünü kabul edin. Eşek bu ya düşmüş işte, belli ki kör bir kuyuydu, üstü tahtalarla örtülmüş ve zamanla topraklar ve otlar bürümüş. Tahtaların çürümüş, zayıfladığını kabul edelim. Üzerindeki topraklardaki biten otu yemek isteyen eşek, eşeğin ağırlığına dayanamayan çürük tahtalar, birden eşeği içine yutar. Kuyunun dibindedir artık eşek…
Hayvancık, saatlerce acı içinde kıvranarak bağırır, kendi dilinde yardım ister. Nihayet sesini duyan sahibi gelir yanına, bakar ki vaziyet kötü. Gördü ki zavallı eşeği kuyunun dibinde melül, mahzun ve yorgun bir şekilde bakıyor… Üstelik yaralanmış karşılaştığı bu durumda, kendini eşeği kadar çaresiz, zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırır.
Ne yapsak, nasıl etsek, nasıl çıkarsak diye düşünmüşler ama bir türlü eşeği kurtarabilecek cevap bulamamışlar, soruları havada askıda kalır, sonrada karar verirler kurtarmak için çalışmaya değmez deyip. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek ve hayvanı diri diri gömmek… Ellerine aldıkları küreklerle etrafından kuyunun içine toprak atarlar.
Zavallı havyan bu gelen toprakları kendisini kurtarmak için atıldığını düşünür ve her seferinde silkinerek tüm gücüyle bunları dipte toplar. Ayaklarının altına aldığı topr! akları sayesinde her an biraz daha yükselir ve sonunda yukarıya çıkar. Bunu gören köylülerin ağızları bir karış açık kalır…

Kısadan hisse; hayat bazen bizimde üzerimize abanır (ne bazen, çoğu zaman) üstümüze toz, toprakla örtmeye çalışan çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu yakınıp, sızlanmak değil, düşünüp silkelenerek, kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.
Kör kuyu da olsa bile………