Kime Güveneceğiz ?…

Paylaş

Alıştık, daha doğrusu alıştırıldık artık.

Ne zaman,
Siyaset tıkanıp, yanlışlıklar ve acizlikler ortaya dökülse !…
Ne zaman,
Bir yolsuzluk açıklanıp etraf pislik kokmaya başlasa !…
Ya da, bir seçim var diye halkın oyuna ihtiyaç duyulsa !…

İşte o zaman…
Basılıyor düğmeye ve başlanıyor ERGENEKON kazanının altına odun atılarak iş yeniden alevlendirilip gündem değiştirilmeye.
Devlet’le ve Cumhuriyet’le hesaplaşmak üzere görevlendirilen bir kısım basın, yalan ve maksatlı haberlerle başlıyor yaygaraya…
ERGENEKON aşağı, ERGENEKON yukarı.
Hukuki boyutmuş, hukuki süreçmiş, kimsenin umurunda değil…

Şimdi de, şu son birkaç gündür ;
Obama’nın bizi zora sokan isteklerini ve kandırmalarını, Azarbeycan’ın Türkiye’ye tepkisini ve seçim sonuçlarındaki olumsuzlukları geçiştirmek üzere, Cumhuriyet karşıtları ve yandaş basın Ergenekon ipine yeniden sarılmaya ve davanın hukuki boyutuna aldırmaksızın, bizzat kendilerininin yürüttüğü ERGENEKON operasyonu’nu yeniden manşetlere taşımaya başladılar.

Hukuki bir dava ve onunla ilgili süreci dikkate almadan siyasi çıkarlar adına oynanan bu kirli oyun, hepimizi bezdirdiği ve yorduğu gibi, sanırım tüm güven duygularımızı da tüketti artık…

Asırların Devlet birikimine sahip bu Ülke’de, iki yıldır devam eden bir dava ile ilgili; MİT’i, Emniyet’i, Genelkurmay’ı gerçekleri ortaya koyamıyor da, şaibeli bazı şahıslar ile PKK’lı teröristlerin ifadesi mi bizlere ışık tutuyor ? Basına bakarsak, ne yazık ki gerçek böyle.
Peki biz kime güveneceğiz ve doğruları kimden öğreneceğiz? Gerçeği tespit edip Adalet önüne koyması gereken yetkili makamlardan mı ? Yoksa böyle önemli bir davayı fırsat bilip, psikolojik savaş yöntemleri ile Devlet’e saldıran bazı kişi ve basın organlarından mı ?

Devlet’in bu yaklaşımda olmadığını ve olamayacağını düşününce; Yargı sorumluluğunda yürütülen bir dava üzerinden bu şekilde acımasız ve hukuk dışı bir psikolojik savaş yapılmasına neden göz yumulduğunu da anlamakta güçlük çekiyorum. Hukuki bir davanın istismarının neden önlenemediği cevabını da bulmakta gerçekten zorlanıyorum.
Demokrasi’nin geldiği bu aşamada artık kendisi bile propaganda yapmayan bir Devlet’in, kendisini hedef alan bir propaganda karşısında suskun kalmasını, Devlet’in geleceği ve güvenliği açısından ciddi bir duyarsızlık ve sorumsuzluk olarak değerlendiriyorum.

Demokrasi ve Hukuk’a olan güvenimizden dolayı, işin hukuki boyutu saklı kalmak kaydı ile, tüm içtenliğimle soruyorum ;
Yalan, dolan ve zorlama yaklaşımlarla yapılan bu psikolojik savaş karşısında sorumlu makamlar neden susuyor ? Yetersiz miyiz ya da hem fikir miyiz ?

İster istemez, insanın aklına geliyor ;
Yoksa güç sahibi ve etkin olan esas çete, Ergenekon diye suçlananlar değil de, bu psikolojik savaşı yürüten Cumhuriyet karşıtı basın mensupları, onları destekleyen para kaynağı dernekler ve sözüm ona aydın ve siyasetçi geçinen sahte demokratlar olmasın ?

Ergenekon Davası’nın Savcı’sı Zekeriya Öz’e gazeteciler sormuş ;
“Ergenekon davasını medyanın bir kısmı farklı bir kısmı daha farklı değerlendiriyor. Size yansıması oluyor mu?”

Savcı Öz ise cevap vermiş :
“Ben hiç medyaya bakmıyorum.”

Savcı’nın bu söylemi, yürüttüğü soruşturmada etki altında kalmamak için bir yönü ile doğru olabilir.
Ancak, kanımca Savcı basına bakmalı ya da en azından şöyle bir göz atmalı.Göz atmalı ki ;
– Hukuki bir davanın bazılarınca nasıl ele alındığını, yürüttükleri
psikolojik savaş adına ne şekilde operasyona dönüştürülmeye
çalışıldığını,
– Yalan-yanlış bazı bilgilerin basına sızdırılıp, bu amaçla gelişigüzel
ve acımasızca nasıl kullanıldığını,
-Sorumsuz ve kasıtlı yaklaşımlarla Devlet’in ve Hukuk’un nasıl
yıpratıldığını ve,
– Bu çirkin durumun ortaya çıkardığı mağduriyetleri,

Görebilsin…