İnsan Olma 7 İçki ve Kadın

Biraz içki alır mıydınız?
Bundan 30 yıl öncesi bu soruyu çoğu kadına sormak akla bile gelmezdi. Erkeklerin içki içmesi pek normal karşılanan bir ortamda bile, kadının içki içebilmesi – pek dikkat edilerek- eşi olan erkeğe sorulurdu. “Acaba hanımefendi de biraz içki alırlar mıydı?” hele, hele 60 yıl öncesi bu sorunun akla bile geldiğini sanmam.
Kadınlar içki içmezdi.
İçki içen kadın da toplum yörelerinin pek dışına çıkmayı göze alan bir çevreden olabilirdi. Pek Avrupai, ziyadesiyle “asri” bir kadın olacaktı da, bir kadeh içkiyi çevreye meydan okur gibi önüne koyacaktı. Eşinin de bu durumu kaldırabilmesi için pek Avrupai, pek asri olması gerekecekti.
Toplumsal değişmenin yarım yüz yıl içinde geldiği noktada kadınlarımızın içkiye karşı tutumları da değişti.
İçki, kadınlarımız için tabu olmaktan çıktı. Pek çok erkek için gündelik yaşamın düzenli bir alışkanlığı olan “içki içmek” kadınlarımız için bu noktaya gelmediyse de, içkili toplantılarda, kokteyllerde, akşam yemeklerinde, hatta kadınlar arasında yapılan toplantılarda,… yazımın başındaki soruya kadının yanıtı şu olmaktadır:
“Evet, biraz alırım.”
Gerçekten de genel olarak biraz içki içilmektedir. “Hafif bir şey olsun” istenmektedir, “bana bu yeter” denmektedir. Bu tutum erkeklerin genel tutumundan farklıdır. Erkeklerimiz, genel olarak biraz içmemektedir, hafif içkileri sevmemektedir, yeter demeyi pek sevmezler.
Kadınlarımızın davranışı başlangıçta arkadaşlık etmek gibiydi. Sonraları “pek çiğlik oluyor canım” diye içildi. Bir süredir kadınlarımız içkiden hoşlandıkları, zevk aldıkları için içiyorlar.
Toplumumuzda içki içen kadın oranının yükseldiği de bir gerçek.
Cin-tonik, bira, şarap bu üçlü kadınlar arasında diğer içkilerden daha çok beğenilir görünüyor. Erkeklerin birinci içkisi olan RAKI, anason kokusu nedeniyle, sert erkek içkisi olan VİSKİ, özel tadından dolayı kadınlar arasında yaygınlaşmıyor.
Kadınlarımızın yemekte içmeyi öncülüklü içkileri şaraptır. Ülkemizde üretilen gerçekten kaliteli şaraplar, yemek içkisi olarak sevilen bir seçim yapmayı olanak veriyor. Yumuşak bir içki olan şarap, kadehte duruşunun zarifliği yanında, yemek süresince yudumlanmayı da sağlıyor.
Elbette, diğer içkiler de, alışma biçimiyle, tadının iyi gelmesiyle, değişik özellikleriyle içilebilir. Ancak, rakı olsun, viski olsun ya da bira olsun, kadınlarımız tarafından fazla içilmiyor.
Neden içki içiyorsunuz? böyle bir soruya çok farklı yanıtlar alınır.
İçkiye başlama olgusunda da, her başlangıç gibi belirli nedenlere dayanır. Çevreye uyum sağlama, içki içen eşe arkadaşlık etme, büyüdüğünü kanıtlama, nasıl bir şey olduğunu merak etme gibi çeşitli nedenleri olabilir.
SONRA da İçkinin rahatlatıcı, çekingenliği yenmede yardımcı oluşu, çevreye uyum sağlayışı, çevreden ilgi görmeyi arttırıcı yanları fark edilir. İçki içmenin pek fark edilmeyen bir MODERNLİK ÖLÇÜTÜ olma özelliği de duyumsanır.

Bu noktaya kadarını sorun saymamaya alışılmıştır. Ancak, kadının içki içmesinde dört dönemeç vardır ki, çok dikkat edilmesini gerekli kılar.

1- Toplumumuzun kadının içki içmesine erkeğin içmesi gibi hoşgörülü davranmadığı unutulmamalıdır. Ölçüyü kaçırıp da dağıtan bir kadın şiddetle kınanır. Sosyal prestiji kadının diğer toplumsal yanlışlarına göre daha çok zedelenir. Bu durumdaki kadın kendini denetleyemeyen etiketinin takılıverdiğini çevre ilişkilerinde hemen görür.
Bu dönemece dikkat edilmesi gerekir. Böyle bir durum, kadının kendini aşağılamasına, kendi güven duygusunu yitirmesini yol açar.
2- İçki içmede önemli bir dönemeç, sorunlarını çözmek ya da sorunu örtmek için içkiyi kullanmaktır. Aslında hiçbir sorun içki içerek çözülmez. İçki, insanı içinde bulunduğu gerginlikten kurtarmak, böylece sorunun yarattığı tedirginliği azaltmak için içildiği zaman iki sonuçtan kurtulmak zorlaşır: ilki, içki giderek daha çok içilmeye başlanır; ikincisi alışılmışın dışındaki zamanlarda da içilmeye başlanır.
Bu dönemeç, tehlikeli dönemeçtir. Alkolizme giden yolun başlangıcı bu dönemeçtir. DİKKAT. DİKKAT. DİKKAT…
3- Alkollü içkilerin karaciğere zararlı etkileri kadınlarda, erkeklerden daha kısa sürede görülür. Bu yüzden kadınların içki içerken daha ölçülü, daha az miktarda almalı.
4- Belirli sağlık nedenleri kadınların içki içmelerinde dikkatli olmalarını zorunlu kılar. Gebelikte içki az veya kesinlikle içilmemelidir. Doğacak çocuğun sağlığının etkileme olasılığı, kadınların bu dönemde içkiden uzak durmaları için yeterli nedendir.

Ülkemizdeki içki sorununa hiçbir zaman “yasak – haram” gibi bir acıdan bakmadım. Her şey gibi içki de tadında güzel, ölçüsünde güzel. İsterim ki, yaptığımız şeylere sonradan pişman olmayalım. Hepsi bu…
Bazı insanlar içki masasında çok rahat olurlar, çok konuşur kolay söz verirler. Konuşulanlar genelde orada kalır. Olmayacak şeyler üzerine verilen kolay sözler genelde ayık kafayla hatırlayamazlar. Bu tür kişilerle birliktelik çok zor olur. Hep boş vaatlerin gerçekleşmesini beklemekle geçer hayat.

Beklemek dedim de aklıma, birden o tabla geldi öyküsüyle size anlatayım belki onu görmeseniz de en az görmüş kadar olursunuz.

19’uncu yüzyılın başlarında yaşamış büyük İngiliz ressamlarında William Holman Hunt’un mehtap ta bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisi’nde sergilenmektedir. Hala aynı yerinde özelliğini korumakta olan bu tablo Hunt’un “Evrenin Işığı” adını verdiği, tabloda gece elinde fenerle duran Filozof görünüşlü adam vardır. Adam, tek eliyle bir kapıya vuruyor ve içeriden sanki bir yanıt bekliyorcasına telaşlı hafif boynu eğik duruyor. Tabloda önemli ayrıntı bu çiçekler, oturma bankı, gene sarmaşıklarla kaplı bir bahçe kapısı ve su içmeye çalışan köpekler, ağaçlar çizilmiş. Aslında yazmak istediğim şey şu tablo sergilendiğinde bir rivayete göre eleştirmenle geçen konuşma da, oda orada yazılı sözleri işte bunu size aktarmaya çalışacağım.

Bir sanat eleştirmeni Hunt’a dönüp sormuş.
“Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım” demiş.
“Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Ona kapı kolu çizmeyi unutmuşsunuz da…”
Hunt gülümseyerek cevap vermiş.
“Adam sıradan bir kapıyı vurmuyor ki…” demiş ve tablosunun anlamını açıklamış.
“Bu kapı, insan kalbini simgeliyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışarıda kol olması gerekmiyor…”
“ O kapı size içerden açılmamışsa giremezsiniz…”

Aynen öyle insan ilişkileri de karşılıklı ilgi ihtiras olmalı ki insanlar bir araya gelip bir birliktelik yaşasınlar. Ben çok beğenmiştim bayağı da duygulanmıştım umarım hoşunuza gitmiştir tabiî ki sözler…