İhbar Değil, Operasyon Var…

Sözde bir Subay’ın gönderdiği iddia edilen ÜÇÜNCÜ MEKTUP’tan sonra artık “İhbarcı Subay” yalanına inanmak çok zor hale geldi.

Ülke’nin en değerli kurumu Silahlı Kuvvetler’in uzun süredir sokulmak istendiği duruma baktığımızda bu kirli oyunun, öyle bir iki ihbarcı subay tarafından değil, tam anlamı ile çok özel bir güç tarafından oynandığı izlenimi ağırlık kazanmaktadır. Hem de ya çekirdekten yetişmiş istihbaratçılar ya da istihbaratçılara bile taş çıkartacak illegal özel bir grup tarafından.

Cumhuriyet ve TSK ile hesaplaşmak için yemin etmişler adına ne güzel bir ortam ve de ne kadar ucuz, ne kadar da kolay yöntemler değil mi !!…. .

Ele geçen bu fırsat sayesinde, bilinen çevreler;
TSK’nin, demokrasi düşmanlığını, Yeniçeri Ocağı gibi dağıtılması gerektiğini, Genelkurmay Başkanı’nın görevden alınmasının şart olduğunu, Subay’ların kendi içerisinde kutuplaştığını bir güzel saydılar ve de sövdüler. Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın deyişi ile bir nevi bağırsaklarını ve de beyinlerini boşalttılar ….
Daha doğrusu bir ifade ile, bu ikinci Cumhuriyet tayfaları ve Fetullah yanlıları tüm güçleri ile sanki karşılarında bir düşman var gibi saldırıya geçtiler. Anlaşılan o ki, hasımları ses çıkaramayacak ve de kımıldayamayacak hale gelinceye kadar da bu İhbarcılık Oyunu’na ve saldırılara devam edecekler. .

Bunları gördükçe, İnsan Devlet adına üzülüyor..
Eğer ortada gerçekten bir ihbarcı, hele de subay denen bir ihbarcı varsa, bu adamı tespit etmekten, doğruyu ve yalanı ortaya çıkarabilmekten aciz miyiz . . ?

Bir vatandaş olarak böyle aciz, anlamsız ve utandırıcı bir duruma katlanmak ve de olanlara inanmak mümkün olmadığına göre;açıkçası insan çirkin bir oyun oynandığı endişesine kapılıyor ve başka ihtimallerin olabileceğini de düşünüyor.
İşte sadece üç ihtimal.

Birinci ihtimal;
Diyelim ki bir ihbarcı var. Doğruluğu meçhul bilgilerle kendi kinini ve hainliğini kusuyor. Peki bu Ülke’nin İstihbarat ve Güvenlik Güçleri nerede? Herkesi dinleyen takip edenler, bu ihbarcıyı tespit edemiyor mu? O zaman bu güçler gerçekte ya çok yetersiz ve becerisizler, kendini özellikle deşifre etmek isteyen bir adamı bile tespit etmekten acizler. Ya da ortamın bu şekilde bulanık kalması konusunda talimat almışlar ki kimseyi bulmak istemiyorlar. Açıkçası bazı kişisel beklentilerle kendiliğinden ortaya çıkan bu adi ihbarcı, bir kısım güç odakları tarafından güzel bir fırsat olarak kabul ediliyor ve bu durum kirli hesaplaşmaları adına kullanılıyor. Hatta bazı siyasi yetkililer ile basının yaklaşımı sayesinde de ihbarcı kucağındakilerin tamamını dökmesi için dolaylı bir şekilde cesaretlendiriliyor.

İkinci İhtimal;
Doğruluğunu düşünmek istemesek bile, bir an için ihbarda iddia edilen konuların hacmi ve çapını dikkate aldığımızda bu işin, bir Subay ihbarı filan olmaktan öte tam anlamı ile TSK’ne karşı yürütülen bir SIZMA OPERASYONU olduğunu söylemek ihtimal dahilindir. Bu çapta ve detayda bir operasyonun gerçekleştirilmesi de ancak teknik imkanları olan çok özel bir istihbarat ekibi ile mümkündür ki, kimin yapabileceğini ya da yapanlara göz yumacağını düşünmek dahi utandırıcıdır ve ne yazık ki İSTİBDAT DÖNEM’lerini hatırlatan bir yaklaşımdır. Böyle bir uygulama halinde, bilgilerin ve belgelerin nasıl ele geçirildiği söylenemeyeceğine göre de, bu saldırı oyunundaki suçlamaların HAYALİ BİR İHBARCI SUBAY üzerinden yapılması ihtimal dahilindedir. Aynen geçmişte başka oyunlarda kullanılan GİZLİ TANIK uygulaması gibi.
Böyle çirkin bir uygulamanın özellikle Kamuoyu tarafından anlaşılmasını önlemek için, istenen amaca ulaşıldıktan belli bir süre sonra da, korkarım ilgili ilgisiz birisinin bu oyunun bir parçası olarak ihbarcı diye ortaya çıkarılıp harcanmasına ve olayın aklanmaya çalışılmasına da şaşmamak gerekir.

Üçüncü ihtimal;
Üçüncüsü ise daha vahim bir ihtimaldir. Hepimizi birbirine düşüren büyük proje sahibi derin güçler içimize öyle derin sızmış ve öyle ustaca çalışıyor olabilirler ki, hiçbirimiz nasıl kullanıldığımızın ve gerçekte ise nelerin döndüğünün farkında bile olmayabiliriz. Sıranın bir gün bize geleceğini görmeksizin derin güçler adına birbirimizi kırıp döküyor ve kendi elimizle kendi yuvamızı yıkıyor olabiliriz.

Kısacası;
Hangi ihtimal doğru olursa olsun, son zamandaki bu gelişmeler, bir Subay ihbarı üzerinden açıklanabilecek ve gerçeği tam olarak yansıtabilecek bir durum değildir.
Tam aksine gerçekte bu işin, DERİN GÜÇLER tarafından uzun bir süredir ”DEVLET’e ve özellikle TSK’ne KARŞI YÜRÜTÜLEN OPERASYON FAALİYETİ’nin” bir parçası ve de son safhalarından biri olma ihtimali daha kuvvetle muhtemeldir.