Genel Başkan Yardımcısı Böyle Konuşursa …

Bayramın üçüncü gününden bu yana bölücüler etrafı yakıp yıktılar.
Başta Güvenlik Kuvvetleri olmak üzere Bayramı da hepimize zehir ettiler.
Ne için ?
PKK denen katil çetesinin kuruluş yıldönümü olduğu için.
Ne Mersin , ne Hakkari , ne Yüksekova ne de Viranşehir’i bıraktılar.
Açılım diye ortalığı ayağa kaldırıp adeta Devlet’in sırtını yere vurarak bölücülere yaranmaya kalkanlara açık ve net bir cevap verdiler.

Açıkça söylemek gerekir ki;
Kendini bu ülkenin vatandaşı olarak hisseden Kürt Kökenli Vatandaşlarımız’ın bir şekilde ayrıştırma ve bölücülüğe dönüşen Açılım’la hiçbir alakaları olmadığını çok iyi biliyoruz. Onların da ekmek parası peşinde ve durumlarını geliştirmek için herkes gibi yaşam mücadelesi içerisinde olduklarını görüyoruz. Eğer ille de açılım diyorsanız, Kürt’ler de dahil tüm Vatandaşlarımız, özgürce ve insan gibi yaşamak için refah ve mutluluğu arttıracak ekonomik açılımların yapılmasını bekliyoruz.

Nasıl izah edilirse edilsin ne yazık ki açılım denen yaygaranın,
doğrudan bölücüleri ilgilendirdiği ve onların gerçek amacının da, bireysel hak ve özgürlüklerden çok daha ötede Bayrağımız’ı, Sınırlarımız’ı ve Anayasamız’ı hiçe sayan dayatmalar olduğu açıkça ortadadır.

Şunu bilin ki, açılım dayatması ile etrafı yakıp yıkanlar;
Bebek katilinin, yani sözde liderlerinin serbest bırakılmasını isteyen ve bu konuda zora başvuran teröristlerdir.
O saldırganlar;
Birlik ve beraberlik timsalimiz Bayrağımız’ı eline almaktan, İstiklal Marşımızı söylemekten özellikle kaçınan ama öte yandan da Bu Güzel Ülke’nin tüm imkanlarını sonuna kadar kullanabilmek için, biz ayrılmak istemiyoruz yalanını kullanan bölücülerdir.

Peki bu bölücüler ve ovadaki teröristler, hangi destek ve cesaretle saldırganlıklarına hem de artan bir şekilde devam edebiliyor ?

Çok açık ortada. İşte ilk anda akla gelen birkaç neden :
-Terörün ne olduğunu bilmeyen ya da bildiği halde maksatlı davranan, terörle Kürt meselesini özdeşleştiren yaklaşımlar.
-Hak ve özgürlüklerin geliştirilmesini etnik hassasiyetleri kullanarak izaha çalışan sözde aydınlar ve bu yaklaşımla oy toplama peşinde olan siyasetçiler.
-Geçmişte yapılanları sürekli kötüleyen, hatta bireysel yanlışlıkları genelleyerek geçmiş uygulamalar ile hesaplaşma ortamı yaratan ve böylece Bu Ülke’de Devlet’e olan güveni ayaklar altına alanlar.
Ülkemiz’de daha önce uyum ve hoşgörü içersinde halledilmeye çalışılan bazı hassas konuları, geçmişte hiçbir şey yapılmadı, her şeyi biz yapıyoruz demek için, üzerine benzin dökerek yeniden sorun haline getiren basit çığırtkan yaklaşımlar.

Bu kapsamda çok şey saymak mümkün ama ben sadece sorumsuzluk örneği son bir olaya değinmekle yetineceğim.

Bu Ülke’nin eski Bakanı hem de Milli Eğitim Bakanı Çelik, Bayram günü sanki başka konu yokmuş gibi Van’da halka bakın ne anlatmış :
Bingöl’de 33 Erimiz’in Şehit edildiği saldırının karanlık bir olay olduğunu
ve yavaş yavaş aydınlandığını söylemiş. Bu olayla benzeştirerek de mahalledeki gece bekçisi’nin işinden olmamak için hırsızlığa nasıl göz yumacağını ve hatta hırsızlığı kendisinin teşvik bile edebileceği
örneğini vermiş.
Ne demek istemiş ? Açıkça Devlet’in geçmişini ve Güvenlik Güçleri’ni doğrudan suçlayamamış da lafı evire çevire dolaylı bir yaklaşım yapmış.
Eh hitap ettiği topluluk akıllı ya onlar anladı ise yeter ve nasılsa bir gün gelir gerekeni de yaparlar. Gerisi mi ? Boş ver gerisini onlar aptal ya, nasılsa anlamaz.

Ey Bakanlık yapmış kişi, biliyor musun ?
Devam eden bir dava ile ilgili Hukuku hiçe sayan ve sözüm ona üstü örtülü bir şekilde Güvenlik Güçleri’ni hedef alan bu yakıştırmaları yaptığın dakikalarda Yüksekova’da teröristler etrafı yakıp yıkıyordu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına sorumlu bir kişi olarak keşke iki adım öten de Yüksekova’ya gidip olan bitenleri bizzat görse ve sayın teröristleri de ikaz etseydin. Ya da yaptıkları hiddet ve şiddeti kınayan bir şeyler söyleyerek içimizi biraz olsun rahatlatsa idin.

Anlaşılan, bazı kişiler için ;
Devlet’in Güvenlik Güçlerine gönderme yaparak geçmişle ilgili şüphe uyandıracak söylemlerle halkı onlar aleyhine şartlandırmak ve duyulan güveni sarsmak kolay da,
Teröristlere bir şey söylemeye gelince, ya içten dil varmıyor ya da gerçekten yürek yetmiyor.

Yazıklar olsun sana ve senin gibilere…

30 Kasım 2009

Not :
Eski Milli Eğitim Bakanı’nın Van’da yaptığı ve basında yer alan konuşmanın ilgili bölümü.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Bingöl’de şehit edilen 33 askerin nasıl şehit edildiği konusunun halen karanlık bir nokta olduğunu belirterek, “Ama yavaş yavaş aydınlanıyor. Türkiye’de ne kadar karanlık varsa, millet iradesiyle aydınlanacak. ” dedi. “Bir mahallede hiç hırsızlık vakası yoksa mahalle bekçisinin bir önemi kalır mı?” diye soran Çelik, “Mahalle bekçisi akıllıysa, kendi konumunu muhafaza etmek için mahallede hırsızların kol gezdiğini yayması lazım. Hatta daha akıllıysa arada bir iki kapıyı kendisinin yoklaması lazım. İşte Ergenekon budur. ” diye konuştu.