Edirne’de Mutlu Bir Gün

Basında Edirne

Pazartesi günü Edirne’deydim. Dostum İlhan Koman’ın Stockholm kış gecelerinde hasretle andığı Edirne’de.

Bu yıl Avrupa Müze Ödülü’nü kazanan Sultan 2. Bayezid Külliyesi için yapılan törene Avrupa Konseyi’ni temsilen katıldım.

Çünkü ödülü Konsey’de benim de üyesi bulunduğum Kültür Komisyonu verdi.

Edirne’deki bu muazzam ve heyecan verici külliyeyi gezmenizi isterdim.

1488’te tamamlanmış olan eser Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden birisi.

O devirde akıl hastalarını müzikle, güzel kokular ve su sesiyle tedavi etmiş olan bu külliye, şimdi Trakya Üniversitesi’ne bağlı bir sağlık müzesi olarak dünyanın takdirini topluyor.

Strasbourg’da yapılan ödül töreninde de vurgulandığı gibi beş yüz yıl önce Avrupa, akıl hastalarını zincirlere vurarak soğuk ve sıcak şok duşlarıyla tedavi etmeye çalışıyordu.

Bugün külliyeye girer girmez hissettiğiniz huzur, o kalın duvarlara sinmiş olan güzel kokular ve hoş müzikten geliyor olmalı.

Bu hazineyi gün ışığına çıkarmak ve dünyaya tanıtmak yolunda gayret gösteren kişilere teşekkür borçluyuz.

Bunların başında da bu kente gönül vermiş, onlarca eser yayınlamış ve külliyeyi içine sürüklendiği yüzlerce yıllık sessizlikten kurtarmış olan değerli doktor Ratip Kazancıgil geliyor.

Onun bilge kişiliği, külliyeyi tamamlayan bir unsur gibi eserle bütünleşmiş.

Ayrıca Trakya Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Enver Duran da olgun kişiliği ve engin kültürüyle şehri zenginleştiren şahsiyetler arasında.

Osmanlı’ya 93 yıl başkentlik yapmış olan Edirne bugün sakin, uygar ve tarihle iç içe yaşayan bir Balkan şehri görünümünde.

Meriç’in batısındaki Karaağaç bölgesine geçtiğiniz zaman buradaki mimariye, asırlık ağaçlara, huzura, şimdi rektörlük binası olarak kullanılan eski istasyon binasına hayran kalıyorsunuz.

Meriç’in dalgın suları üzerindeki Osmanlı taş köprüleri ise sizi zaman içinde kendinizi kaybedeceğiniz bir iç yolculuğa çıkarıyor.

Milletvekili arkadaşlarımız Nejat Gencan, Muharrem Kılıç ve aileleriyle birlikte Meriç kıyısında otururken konuştuğumuz gibi, İstanbul’un burnunun dibinde bu kadar güzel ve dingin bir beldenin var olduğuna inanamıyorsunuz.

Daha önce bir konser vermek için gittiğim Edirne’yi ziyaret etmek, külliyedeki törene katılmak, dinleyicilerimle, okurlarımla ve dostlarımla buluşmak benim için bir mutluluk kaynağı oldu.

Bir başka mutlu haber de şu: Belediye Başkanımız Hamdi Sedefçi ile sohbet ederken Edirne’deki Kadın Hakları Parkı gündeme geldi. Bu parka Duygu Asena adı verilmesinin önerildiğini söyleyerek fikrimi sordu. Son derece güzel bir karar olacağını söyledim. Şimdi bu parkın adı “Duygu Asena Kadın Hakları Parkı” olarak değiştiriliyor.

Bu vesileyle sevgili arkadaşım Duygu Asena’ya geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Zülfü LİVANELİ 30.09.2004, Vatan Gazetesi