Bütçem Açık Veriyor

Her yıl yinelenen sahne yine sahneleniyor bu günlerde. Hükümetimiz bütçeyi yapıyor. Hükümetlerin bütçe yapması bizim de bütçemizi bir kez daha yapmamıza neden oluyor. Özellikle bu hükümet zamanında bütçesini ayarlayabilene aşkolsun. Hükümetimiz yıllar önce babalarımızın alınteri ile yapılan tesisleri ucuz-pahalı pazarlıyor (!). Ya biz neyi satalım ? Babalarımızın durumu da bizden hallice değildi ki. Kaldı ki bizler çoluk çocuğumuzu, yani geleceğimizi de düşünmek zorundayız. Ama hükümetin üç-beş yıl sonra gelecek kuşakları, siyasi iktidarları düşündüğü yok.

İnsanı insan yapan bazı unsurları hep biliriz.Enayi yerine konmamak ve aklını kullanmak da bunların arasındadır. Devlet de aile gibi, bireyler gibidir. Kazandığı kadar harcama yapar.Devleti bizler adına idare edenler, bütçeleri açık verdiği zaman dolaylı ya da direk vergilerle bu açığı kapatırlar. Birey ise bu ay açık verirse bir dahaki ay harcamalarından kısmak zorundadır.

28 yıllık öğretmenlik yaşamımda ve emekliliğimde hep gelen-giden hesaplarımı yapmaya çalıştım. Öğrencilerimize planlı-programlı yaşamayı öğretirken,”ayağınızı yorganınıza göre uzatın” derken kendimizin düzensiz bir şekilde yaşaması, bana hep ters gelmiştir. Çünkü öğretmenin -hala- toplumda örnek olması gerektiğine inanan bir dinozorum. Lüks denecek harcamalardan sürekli kaçınmış,emeksiz kazanılan paraların yendiği yerleri tanımamış, insan olmanın zorunlu harcamalarını yapmaya didinen biri olarak her yıl bir öncekinden kötüye gidiyor durumum.

Bundan üç-beş yıl önceydi. Enflasyon oranında zam uygun gördü hükümet çalışanlarına. Yani yüzdelik zam.. Devlet İstatistik Enstitüsü yıllık enflasyonu o günlerde açıklamıştı. Bu hep böyle oldu.Ve biz hep kandırıldık, sessiz durduk.

Bu günlerde yine devletin bütçesi hazırlanıyor.Devleti yönetenler geçen yıl enflasyonun yüzde 5 lere çekileceğini söyleyerek bu kadar zammı uygun görmüştü. Ben bir yurttaş olarak benim hakkımda karar veren mercilerin yıllardır yalan söylediğini ve beni-bizi kandırdığını biliyorum. Bu bildiğimi de bu köşede, alanlarda, örgütümde açıklamaktan korkmuyorum. Çünkü benim yaşamımı, geleceğimi planlayan birileri bunu bana sormuyor ise ben isyan etmek zorundayım. Zaten yine beş-on yıl önce bir muhalefet lideri “isyan etmeyenlerin insanlığından şüphe duyduğunu” dahi söylemişti. Bilemediğim ve çok bilmek istediğim şu: Sen, öteki, daha öteki, yanındaki… nasıl hala inanıyor, güveniyor ve bir şey yapmadan duruyorsunuz ?

Elimde elektrik faturası var. Bilindiği gibi her nasıl bir şey olduysa özelleşti. Geçen yıl Kasım ayında ödediğim fiyattan farklı. Bu bir örnek. Okula giden çocuklarımız var.Eylül ayında yaptığınız harcamaları geçen yılın Eylül ayı ile karşılaştırdınız mı?Ya da okulların koruma dernekleri, taşeronluğuyla aldığı kayıt paralarını, aidat paralarını( oysa alınması kesinlikle yasaktır.Ancak toplumun değer yargıları o kadar yanılgıya düşürüldü ki bu parayı vermeyenlere yakında vatan ahini, bölücü derlerse şaşmayınız. Halbuki anayasa madde: 42 -İlköğretim zorunlu ve parasızdır der) geçen yılla karşılaştırdınız mı?

Kısacası nereden bakarsak bakalım devlet bütçesiyle uyuşmuyor. O zaman bizler yine kaybediyoruz. Doğal bir kuraldır Tarlada açılan çukur varsa o toprağın yığıldığı bir tepe de mutlaka olur. Peki toplumun büyük çoğunluğu kaybediyor ise bir avuç azınlık da kazanıyor mutlaka. Toplumun üst dilimindeki % 20 si milli gelirin % 55 ini alırken alt dilimindeki % 20 milli gelirin % 5 ini alıyor.Çukur örneği toprağın nerede tepe olduğu belli değil mi ? Yetmez ise bir örnek daha vereyim; ülkemizin yedide biri fizyolojik olarak aç, çocuklarımızın ise beşte biri yoksulluk yüzünden doğuştan beyin engellidir. Bunları da DİE söylüyor.

Gelelim sonuca: Bütçem açık veriyor. Bu nedenle de isyan ediyorum. İsyan etme hakkımı da o hiç beğenmediğim anayasadan alıyorum.Toplumsal hastalığa yakalanmayan ve insani değer yargılarını(yazılı ulusal ve evrensel hukukta yazan ve geleneklerimizde var olan) kaybetmeyenlerin de bu haklarını kullanmalarını diliyorum.