BİR ŞEY EKSİK AMA ..!

Paylaş

Özellikle son dönemde nerede ise her günümüz sıkıntı,acı ve üzüntü içerisinde geçiyor.
Düşünüyorsunuz. Ülke çapında her şeyimiz ve yeterli gücümüz var. Peki nedir eksik yada yanlış olan ? Neden bunları yaşıyoruz?

Bu Ülke’nin coğrafyası, doğası yaşamaya elverişli değil mi ?
Elverişli de laf mı? Mükemmel bir şekilde yaşamak için çok güzel bir ülkeye sahibiz.
Şükredelim ki, ne kutuplardaki gibi donuyoruz, ne de ekvatordaki gibi yanıyoruz.
Ne ölümcül kuraklıklar, ne de etrafı talan eden kasırgalar ve felaketler yaşıyoruz ülkemizde.

Ya İnsanımız?
Sayısal bir sıkıntımız olmadığı gibi, dünyanın en genç ve girişimci nüfusuna sahip ülkelerden de biriyiz.
Toplumsal yaşam ve eğitim seviyesi açısından bazı eksiklikler ve sorunumuz olsa da, bireysel anlamda ele aldığımızda duygusal ve inanç yönü kuvvetli, insani ve ülke değerleri açısından da nitelikli, uysal ve vefalı harika bir insan tabanımız var.

Ya kaynaklarımız?
Bu topraklar verdikleri ve sakladıkları ile hepimize fazlası ile yetecek zenginlikte.
Yeter ki, yağmalamayalım ve elin adamına satıp peşkeş çekmeyelim.
Kullanmasını, muhafaza etmesini ve de adam gibi paylaşmasını bilelim.

Ya Devlet?
Tartışılan ve yara alan çok şey olsa da, hesaplaşmak isteyenler çıksa da; Cumhuriyet gibi, insan haklarına ve inançlara saygılı çağdaş bir rejime sahibiz.
Hatası ve sevabı ile, hep kendisine yontan çıkarcılar olsa da; Demokrasiyi devam ettiriyoruz.

Ordumuza gelince;
Yıpratmaya ve hesaplaşmaya çalışanlara rağmen, kim ne derse desin,Millet olarak bağrımızdan çıkan ,halkı ile bütünleşmiş Güçlü bir Ordumuz var.

Tüm bu olumlu niteliklere ve zenginliğe rağmen, peki nedir bu yaşadığımız olumsuzluklar?
Nedir bu çelişki? Nedir eksik olan?
Yoksa yaşanan çelişkiler mi, tutarsızlıklar mı bizi içten kemiren?
Bir yanda PKK denen terör belası. Diğer yanda Mecliste ve Ankara’da DTP saltanatı.
Bir yanda Cami Avlularından Şehit olarak uğurladığımız asil ve kahraman evlatlarımız. Diğer yanda yasal olarak askerden kaçması için yurt dışına gönderdiklerimiz.
Bir yanda üniversite bitirip onuru ile ancak park kâhyalığı yapabilenler. Diğer yanda imtiyazlı ithalatlarla ve ihalelerle 25 yaşında büyük iş adamı olanlar.
Bir yanda bir ekmek parasına ter döküp, devletine olan tüm sorumluluklarını yerine getiren gururu ile sefalet çeken insanlar. Diğer yanda devlete meydan okuyarak kirli işlerle para kazanan, etrafı sindirmiş ya da susturmuş saygın geçinebilen eşkıyalar.
Bir yanda fakirlik, sefalet. Diğer yanda zengin sitelerinde ve köşklerinde zevk ve sefa.
Bir yanda bir liraya ekmek arası kuru katıkla doymaya çalışanlar.Diğer yanda garibanın bir yıllık kazancı ile birbirine bir öğün yemek daveti verenler.

İşte bu sağlıksız görüntü ve iki kutuplu yaşam, kanımca insanlar arasında dayanışma ve güveni yok eden hastalığın ta kendisi.
Uzun süredir yaşadığımız bu hastalık, ne yazık ki dayanışma ve karşılıklı güven duygusunu artık tükenme noktasına getirdi.
Tüm zenginliklerimize, her şeye sahip olmamıza rağmen, bence eksik olan kaybettiğimiz değer, kısacası;
“ Güven ve dayanışma duygusu “dur.

Artık kandırıldığımızı, dayanışma, birlik ve beraberlik söylemlerinin lafta kaldığını, herkesin kendi çıkarının peşinde olduğunu düşünüyoruz.

Eğer sahip olduğumuz güzellikleri ve imkânları, huzur ve mutluluk içerisinde yaşamak istiyorsak, yapacak tek şey var. O da karşılıklı güven ve dayanışmayı yeniden yaratmak.
Nasıl mı?
Elbette sıkışınca millete hatırlatarak ve isteyerek lafla değil.
Bu ülkede yaşayan insanların çıkarını, kendi çıkarımız gibi düşünerek ve haksızlıklara son vererek.
Sağlıcakla kalın.