Basının Diğer Yüzü

Bir kısım Ulusal Basın’ın, birçok haberde kamuoyunu yanlış ya da eksik bilgilendirdiği konusunda yaygın ve ortak bir görüş olduğu hepimizce bilinmektedir.

Üzücüdür ki,son dönemde bu gerçeği çok acı bir şekilde fazlası ile yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz.

Bu yanlış bilgilendirmenin bir kısmını elbette genç ve heyecanlı gazetecilerin kendilerini mesleklerinde ispat yolunda çaba harcarken yaptıkları masum hatalar olarak görmek mümkündür.

Ancak benim bu yazıda esas gündeme getirmek istediğim konu;
Bugün ülkemizin; basının da alet edildiği tarihinde görülmemiş bir PSİKOLOJİK SAVAŞ ile karşı karşıya olduğunu ifade etmektir.

Gerçek bir çeteye mensup GİZLİ ELLER tarafından yürütülen bu örtülü savaşta ne yazık ki, öncelikli ARAÇ ve aynı zamanda HEDEF basının ta kendisidir.

Üzücüdür ki özellikle Ulusal Basınımızın bir kısmı; yerine göre çıkara dayalı doğrudan kullanılan bir araç, yerine göre de acemiliklerden ve sorumsuz yaklaşımlardan istifade edilerek dolaylı bir yöntemle zaman zaman devreye sokulan bir araç durumuna sokulmuştur.

Basın kendisi aynı zamanda bu gizli ellerin bizzat hedefi durumunda olup,ticari ve siyasi çıkarlar açısından önemli bir mücadele ve hatta bazen savaş alanı içerisinde yaşam sürdürmekte ve birileri tarafından yönlendirilmektedir.

Bu genel tablonun doğal bir sonucu olarak, gelişigüzel ve sorumsuzca yapılan asılsız haberlerle Milli değerlerimiz yıpratılmakta, masum insanlar bizzat basın tarafından mağduriyete ve zarara uğratılmaktadır.
Bu tür asılsız haberlerden sonra bir de düzeltme ya da tekzip taleplerinin yerine getirilmeyişi basın etiği açısından düşündürücü olduğu kadar, hukuki caydırıcılık adına da çok üzücüdür. Çünkü bu kötü niyetli gazeteciler çok iyi bilmektedir ki,sıradan bir vatandaşın gücü böyle bir hukuki süreci ne başlatmaya ne de sonuçlandırmaya yetmeyecektir.

Onun için iddia ediyorum ki;özellikle KARTEL MEDYA diye tanımlanan basın, mağdur ettiği sıradan bir vatandaş için hukuki yaptırımı hesaba dahi katmamaktadır. Bu acı gerçek basının, kişisel haklar konusunda gelişigüzel ve sorumsuz davranmasına da zemin hazırlamaktadır.

Kamuoyunu aydınlatma gibi kutsal bir görevi yapan gazetecilerin ,bu ülkeye ait kurumları,ortak değerlerimizi ve insanların kişisel hak ve özgürlüklerini yıpratacak, zarara uğratacak bir yanlışlıktan kaçınmanın hukuki bir sorumluluktan önce, mesleki ve vicdani bir sorumluluk olduğu bilinci ile çalışmasının bu olumsuzluğu önleyeceği değerlendirilmektedir.

Basın organları ve gazetecilerimizin,bu gerçeği bilerek gösterecekleri duruş ve hassasiyet ile, ülkemizi zora sokmak için yürütülen Psikolojik Savaşa da engel olmaları ve tarihi bir döneme ülkemiz geleceği açısından damgalarını vurmaları gerekmektedir.

Ülkemiz üzerinde yürütülen bu psikolojik savaş ;
ÜLKESİNİN EGEMENLİĞİNE ve İNSAN HAKLARINA SAYGI DUYAN SORUMLULUK DUYGUSU YÜKSEK GAZETECİLER SAYESİNDE ÖNLENECEKTİR.

NOT: Saygıdeğer okuyucularım;
Edirne İlimizdeki YEREL BASINIMIZ’ın bu konuda duyarlı ve sorumlu davranmakta, kısıtlı imkanlarla en iyi ve en doğruyu yapmaya çalışmakta olduğunu da ifade etmekten mutluluk duyduğumu ayrıca belirtmek isterim.