Bana Göre 10 Puan

Yaşam

“Eurovision Song Contest”, adından da anlaşılacağı gibi bir şarkı yarışması, yani bir sanatsal etkinlik olması gerekir. Görünüşte öyle ama gerçekten de öyle mi?

Benim düşünceme göre, bir sanat eserinin insanda olumlu etkiler uyandırması için, duygularını okşaması, kültürüne yakın olması, dinlerken haz alması gerekir ki, diğerleriyle arasında derecelendirme yapabilsin. Böyle olunca, kültürleri etkileşim halinde olan ülkelerin insanları, özellikle komşu ülkeler, birbirlerine daha yüksek puan vereceklerdir. Buna dayanarak, Atina’daki son yarışmada en yüksek puanların komşu ülkelere verilmesine bir anlam verebilirdik; hatta bizimki gibi, Türklerin çok olduğu ülkelerden en yüksek puanların Türkiye’ye verilmesine de…

Ama, ülkeler arası yarışma olduğu halde, hiç bir ülke kendi kültürünü yansıtan bir eserle (bizimkinin dilini bile çözemedim) katılmadığı için kültürel etkileşimden söz etmek mümkün değil. Diyelim ki müzik evrenseldir. Bu durumda, derecelendirme hangi ölçülere göre yapıldı acaba, sorusu akla geliyor. Kendi ülkesinde bile aldığı eleştiriler yüzünden büyük bir umutsuzlukla yola çıkan, yarışma standartlarının dışındaki tek eser, yarışma tarihinin rekor puanını alarak birinci olduğuna göre, katılanların kendilerine göre bir derecelendirme ölçütü vardı. Sanırım Avrupa’nın her yanında, oylamaya katılanların çoğunluğu genç yaştakilerden oluşuyordu ve gençlerin sınırları yıkma, standartların dışına çıkma arzusu bu sonucu ortaya çıkardı. Bence sürpriz bir sonuç değil, oldukça normal. Belki başkalarına göre farklı etkenler vardır ama benim düşünceme göre en önemlisi bu.

Yarışmanın birincisini belirleyen puanların dışındakilerin tamamının siyasi düşünceler, ülkeler arası ilişkiler, toplumların diğerleri hakkındaki fikirleri etkisi altında verildiğine inanıyorum. İçinde çok sayıda Türk yaşamayan hiç bir ülkeden puan almadık. Puanlar Türk nüfusun yoğunluğuna göre sıralandı. Almanya, Fransa, Hollanda (12’şer puan), İsviçre, Bosna-Hersek (10’ar puan), Arnavutluk, Belçika (7’şer Puan), Romanya (6 puan), Makedonya,Bulgaristan (4’er puan), Yunanistan, İngiltere (3’er puan), İsrail (1 puan). Bunların içinden Bosna-Hersek’e 12 puan, Makedonya’ya 6 puan, Yunanistan’a 4 puan, Romanya’ya da 6 puan verdik.

Ülkelerin verdikleri puanları izlerken 10 puanın Ermenistan’a verildiğini duymak şok etkisi yaptı desem yeridir. İsviçre’den bile puan alamadılar. Eskiden Sovyet idaresinde olan devletler ile Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, israil, Belçika Fransa ve ispanya’dan puan aldılar. En yüksek puanlarını da Rusya, ukrayna ve Yunanistan’a verdiler.

Ondan sonra da kulağımıza çeşitli yayın organlarından şu yorumlar geliyor:
-Türk halkı her zamanki alçakgönüllülüğünü gösterdi.(Saflık)
-Türk halkı geçmişi unutup dost olma eğilimini gösterdi.(Sinsilik)
-Türk halkı geçmişte yaptıklarından duyduğu pişmanlığı 10 puanla silmek istedi.(İhanet)
vs
vs
vs
vs

Bence bu 10 puan şunu açıkça gösteriyor ki, Ermeniler soykırım konusunda tamamen yanılıyor. Onların soykırımla öldürüldüğünü söylediği, tarihi belgelerde ihanetlerinin karşılığı uygulanan tehcir sebebiyle öldüğü söylenenlerin meğer hepsi yaşıyormuş. Bugün onların çocukları, torunları Türk kimliğiyle Ermenistan’a 10 puan çıkaracak sayıya ulaşmışlar. İççerde böyle iken onlara karşı dışarıda neyin mücadelesini vermeye çalışıyoruz? Bir de, bu sitedeki pek çok yazıda olduğu gibi, soykırım safsatalarına karşı neden ülkemizde adam gibi bir tepki yok diye. Her şey ortada değil mi?