Ulusalcılığın Suç Olduğu Bir Ortamda Şair Nazım’a İtibar…

Başbakan gurur duyarak her yerde ifade ediyor:
Şair Nazım Hikmet yeniden Türk Vatandaşlığı’na alındı.
Mezarını da yıllar sonra Türkiye’ye yine biz taşıyacağız.
Umarım, bu girişiminiz Resmi Gazete üzerinde yarım kalmaz ve geçmişte o günkü şartlarda yaşanan bir olumsuzluğu da düzeltmiş olursunuz.
Zira sizden önce de bazı iktidarlar ciddi girişimlerde bulunmuşlar ancak bir türlü sonuçlandıramamışlardı.

İyi, güzel de Nazım Hikmet konusunda bu kadar duyarlı davranan Başbakan’a ve bu konu ile ilgili çalışan yetkililere sormak lazım:
Nazım Hikmet bu dönemde yaşasa idi; sizlerin zihniyeti, söylemleri ve yaptıkları karşısında acaba neler söyler ve neler yazardı? Artık suç sayılan Ulusalcı Yaklaşımları karşısında ona yaşarken de gerçekten saygı gösterebilir ve tahammül edebilir miydiniz?

Hiç sanmıyorum… Halen yaşayan bazı düşünür ve yazarlar için yapılanlar ortada. Ulusalcı ve Milliyetçi görüşleri nedeni ile sizlere karşı muhalif düşünen, konuşan ve yazan bazı kişiler hakkında yapılan suç yakıştırmalarını ve kötü muameleleri bizzat üzüntü içerisinde yaşıyor ve görüyoruz.

İşte size son bir örnek daha:
Tarikat zihniyetinin eseri olan üniversitelerin bile rahatça faaliyet gösterdiği bir ortamda, kurduğu üniversitede Ulusalcı yapılanmaya gittiği iddiası ile bazı insanların ne yazık ki suçlandığını ve bunun da gözaltına alınma nedeni olduğunu yandaş basın ve gazetecilerin dün verdiği haberlerden öğrendik.

Ulusal ve Milli yaklaşımı artık suç kabul eden bu zihniyetin kimlerden destek aldığını hiç düşündünüz mü? Konuşmaktan, yazmaktan öte başka bir faaliyeti olmayan bir kısım insanın, zorlama yaklaşımlarla yürütülen bazı soruşturma ve davalar içerisine katıldığını ve uzun süredir de mağdur edildiğini acaba sizler göremiyor musunuz?

Koyu bir Ulusalcı olan Nazım Hikmet konusunda eğer gerçekten samimi iseniz onun ölüsüne karşı gösterdiğiniz hoşgörü ve yaklaşımı, halen sağ olanlar için neden esirgiyorsunuz?

Ölene saygı göstermek elbette bir erdem ama esas erdem bu olumlu yaklaşımı halen düşünen ve konuşabilenlere karşı göstermek değil midir?

Kısacası, ölü ile diri karşısındaki bu çelişkili yaklaşımınız, Nazım Hikmet’in şahsına iade edilen resmi itibarın samimiyetine ve inandırıcılığına gölge düşürmektedir.

Ulusalcılığın suç haline getirildiği bir ortamda, bir yandan yaşayanlar susturulmaya çalışılırken, acaba öte yanda siyaset adına;

“Ulusalcı ve Milliyetçi saygın Ölü Şahsiyetlere gösterdiğiniz bu yaklaşımın ciddiyetine ve samimiyetine gerçekten inanabilir miyiz?”