Türkiye Hamas İçin Siyasi Bir Platform mu?

Hamas heyetinin Ankara’ya Türk hükümeti ile görüşmeye geldiği haberi basına ulaştığında hem Türkiye’de hem de yurt dışında bir şaşkınlık yarattı ve gürültüye neden oldu. Türk hükümetinin radikal İslamcı Hamas’ı kabul etme kararı riskli bir iştir ancak aynı zamanda bu, uzun dönemde bir fırsat penceresidir. Bu fikrin aslı mimarı Hürriyet gazetesinden Ertuğrul Özkök’ün isim vermeden ima ettiği gibi AKP hükümetinin dış politika konusunda başlıca entelektüel mimarlarından olan Profesör Ahmet Davudoğludur. Aslında Davudoğlu’nun, Hamas’a dünyaya bazı mesajlar verebileceği siyasi bir platform sunma ve aynı zamanda Türkiye aracılığıyla Doğu ve Batı arasında bir köprü kurma fikri doğrudur.

Hamas heyetinin ziyareti çok yönlü bir fonksiyona sahiptir ve Türkiye bu noktada kazanan taraf olarak görünmektedir. Ancak Türkiye, şu anda iktidarda olan Hamas’ı reddedemezdi çünkü AKP hükümeti, sadece bir ay önce Filistin seçimlerinden hemen sonra eğer Hamas kazanırsa, Türk Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle Hamas’a düşüncelerini rahatça ifade edebilme fırsatı verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Erdoğan da siyasi kariyeri boyunca bazı zor dönemler geçirmiştir hatta hapiste bile yatmıştır. Hamas için hem Erdoğan’ın kişisel hem de partisinin deneyimini ilk ağızdan dinlemek çok faydalıdır. Hamas Filistin halkının özgür iradesi ile seçilmiştir ve şu anda Hamas’ın bölgede radikal siyasetten daha pragmatik ve realist bir siyasete doğru yöneleceği bir dönem başlamalıdır. Ankara’nın Hamas’a siyasi bir platform sunması önemli bir olaydır çünkü Türkiye Hamas’a tam da Amerikalılar ve İsrailliler’in istediği mesajı vermiştir: İsrail’i tanı, terörizmi reddet ve demokratik bir örgüt ol. Türkiye’den başka kim bu mesajı Hamas’a verebilir?

Bu demek değildir ki Hamas hemen İsrail’i tanıyacaktır. Durum bu değildir ancak Hamas’ın da tıpkı Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) geçmişte yaptığı gibi İsrail ile görüşme olasılığı artmaktadır. Yaser Arafat önderliğindeki FKÖ’nün esasında Hamas’tan daha fazla İsrail’e zarar verdiği eğer neden oldukları yaralanmalar karşılaştırılırsa görülebilir. Sonuçta, İsrail’in şu anki güvenlik ve siyasi endişeleri anlaşılabilir ancak siyasi gerçekler Hamas’ı da uzun dönemde İsrail ile bir arada yaşamayı kabul etmeye zorlamaktadır.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Hamas heyeti ile AKP genel merkezinde görüşürken, üst düzey bürokratları heyet ile resmi olarak başka bir yerde görüşmüşlerdir. Ziyaret bir oldu bitti gibi görünmektedir fakat bize göre bu çok iyi organize edilmiş bir ziyarettir ve sonuç fazlasıyla tatmin edicidir. Gül’ün bazı ülkelerin isteklerine uygun olarak hareket ettikleri şeklindeki beyanı ABD, İsrail ve Avrupa Birliği’nin aslında bu ziyaretten çok memnun olduklarını göstermektedir. İsrail ve AB’deki bütün beyanlar iç politikaya yöneliktir ve ABD ılımlı ve sakindir ve bir resmi beyana göre “Ankara’dan bilgi beklemektedir.”

Erdoğan, Gül ve Davudoğlu’ndan oluşan üçlü, İslam dünyası ve Orta Doğu’ya yönelik Türk dış politikasının klasik parametrelerini değiştirmektedir. Bunun nedeni ideolojik geçmişleridir. Uluslararası gelişmeler de onların siyasi düşüncelerini uygulamalarına yardım etmektedir ve Türkiye, İslam dünyasında giderek daha fazla sempati toplamaktadır. Bu demek değildir ki Türkiye kendini ABD veya İsrail veya AB’den uzaklaştırmaktadır. Tam aksine, karikatür krizinde olduğu gibi Türkiye hala sakin ve ılımlı bir ülke olarak Doğu ve Batı arasında arabulucu görevi görmektedir. Gerçek şu ki bu üçlü gerçekte böyle bir misyonlarının olduğuna inanmaktadırlar ve doğru politikayı izledikleri konusunda ikna olmuşlardır.

İsrail aslında İsrail devleti kurulduğundan beri varlığını tanıyan bir ülkede Hamas’ın siyasi bir platform bulmasından çok memnundur. İsrail çok iyi bilmektedir ki Türkiye’nin İsrail karşıtı politikaları olamaz. Aslında olanlar Hamas’ı daha az radikal bir örgüt yapma yoluyla doğrudan İsrail’in yararınadır. Bu açıdan İsrail Türk hükümetine minnettar olmalıdır. Şu anda Rusya devlet başkanı Vladimir Putin de Hamas liderleriyle görüşecektir ve İsrail anlamalıdır ki ne Türkiye ne de Rusya İsrail’e bağımlı ülkeler değillerdir. İsrail aynı zamanda pozisyonunu tekrar gözden geçirip düzeltmelidir. İsrail Başbakanı Ariel Şaron radikal politikaların radikal tepkiler yarattığını en iyi bilen kişiydi. Neden Şaron geçen yıl politikalarını değiştirdi ve yeni politika arayışına girdi?

Türk iç siyasetinde bu ziyaret muhalefet tarafından sanki iktidarda olsalar kendileri farklı davranabilecekmiş gibi şiddetli bir şekilde eleştirildi. Yine, bunların hepsi iç politikaya yöneliktir. İsrail bu ziyaretten sonra Türkiye karşıtı bir pozisyon benimseyemez, benimsememelidir de. Bu ne İsrail’in ne de bölgenin çıkarına olmaz. Tam aksine, Türkiye gelecekte radikal hareketlerle görüşmeler yapmak için siyasi bir platform olma konusunda desteklenmelidir. Evet, bu, Türkiye için çok zor bir görevdir ve Ankara Orta Doğu’daki radikal komunist hareketlere karşı aktif politika izlediği 1950’lerin ortasından bu yana bu tip bir aktif politika izleme alışkanlığını kaybetmişti.

ABD Türkiye’yi iyi anlamaktadır, ABD de en parlak döneminde Taliban ile görüşmüştü. Ziyaret değil ama ziyaretin sonucu çok önemlidir. Sonuçta Hamas görüşmeye ve öğrenmeye hazır bir örgüt görüntüsü çizmiştir. Ankara ziyaretinden sonra açıkça belirttikleri gibi gerçek dünyanın söylemlerindeki dünyayı yansıtmadığını tam aksine çok farklı olduğunu ve eğer iktidarda kalacaklarsa yutmaları gereken bazı haplar olduğunu anlamaya başlamışlardır.

Ziyaret doğru idare edildi mi? Bu, çok büyük bir gürültü yaratan ve yeterli kararlılık gösterilmeyen a la Turka bir ziyaret oldu. Bu haklı olarak en büyük eleştiridir. Hükümet bu karardan sonra sağlam durmalıdır ve bunun için özür dilememelidir. Fakat onlar da öğrenmektedir. Devlet politikaları ile çelişen bir çizgi benimsemek kolay değildir. Ancak Türk hükümeti risk almıştır ve bunun bedelini de hali hazırda ödemektedir. Sonuçta, Türkiye’nin Hamas için siyasi bir platform olması kendi içinde tarihi bir olaydır. Hamas’ın Türkiye deneyiminden neler öğrendiğini göreceğiz. Fakat Türkiye’ye gelme talepleri doğru bir karardı ve Türk geleneklerine göre ziyaret için gelmek isteyen herkese kapı açıktır. Buna Türkçe’de “Tanrı misafiri” denir, Batı’da ise oldu bitti denir. Ne denirse densin, konuşmak savaşmaktan iyidir.