Türkiye Avrupa Gemisinde

Paylaş

Türkler, gerçekten Avrupa siyaseti ve siyasetçisi için en önemli siyasi malzemedir. Eğer Avrupa Birliğine girerlerse Türklerin nasıl Avrupa’yı işgal edeceklerine dair haberlerin Avrupa gazetelerinde yer almadığı tek bir gün bile geçmemektedir. Türkler aslında köşedeki kebapçı olarak, markette alış veriş yapan kadın olarak, okullarda öğrenci olarak, üniversitelerde profesör olarak, büyük şirketlerde araştırmacı olarak, Türkiye’de ucuz yaz tatili sunan turizmci olarak, hatta Avrupa Parlamentolarının demokratik tapınaklarında siyasetçi olarak Avrupa’nın her yerindedirler. Türkler Avrupa’nın günlük ve siyasi yaşamının siyasi ve sosyal gerçekleridir. Yine, Türkler ülkelerindeki siyasi ve iktisadi zorluklar için günah keçisi arayan bir çok Avrupalı siyasetçiye en iyi olanağı sunarlar. Tabi ki Avrupa tarihinde görüldüğü tarzda değil, yumuşak ve ayırımcı bir tarzda demokratik bir jargonla. Avrupa bir “öteki” aramaktadır, Türkler, bazı Avrupalı siyasetçilerin yarattığı bu imajdan çok uzak olsa da bunu sağlamaktadır.
İsviçre’de örneğin eğer doğu genişlemesi bağlayıcı bir anlaşma olarak kabul edilirse İsviçre’ye çalışmak için gelme hakkı kazanacak Doğu Avrupalıların akınına karşı çıkan siyasi grupların aldığı bir gazete var. Bu, ucuz işgücü, bir çok yabancı ve iktisadi zorluklar anlamına gelir. Ancak orada Türklerin İsviçre ekonomisi için potansiyel çatışma kaynağı olarak tanımlandığına dair bir söz vardır. Bu şu anlama gelir, bugün Doğu Avrupalılar, daha sonra 68 milyon Türk İsviçre’ye gidecektir! Tabi ki İsviçre bu kadar çok insana ev sahipliği yapamaz ancak korku yaratılacak.
Alman seçimleri tartışmasını ele alırsak. Hristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratlar da aynı daha küçük siyasi partilerin yaptığı gibi Türkleri kendi amaçları için kullanmaktadırlar. Herkesin Türkler hakkında ve Türkiye’nin 15 yıl içindeki olası üyeliği hakkında bir görüşü vardır. Bu parti liderlerinin siyasi vizyonudur! Gerçek şu ki bu sefer Türkiye bir araçtır ve Avrupa’daki her seçimde Türkiye ve Türklerin bir mesele haline geleceği beklenmektedir.
Türk kökenli siyasetçiler diğer taraftan iyi bir resim vermektedirler. Sakindirler, sorunların farkındadırlar, radikal beyanlarda bulunmazlar ve daha fazlası demokratik sisteme güçlü bir şekilde inanırlar. Avrupa’daki yeni Türkler ülkelerinde demokratik bir gelenek olmayan Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslüman nüfusla kıyaslandığında mükemmel bir iş yapmaktadırlar. Diğer İslami ülkeleri ele alırsak, Hintliler hariç bazı Afrikalı ve Asyalılar. Avrupalı siyasetçiler, aslında Türklerin yaşadıkları ülkede siyasi haklarını arayan demokratik insanlar olduklarına dayanan siyaset tarzına katkıda bulunurlar. Türklere dair bir korkuları yoktur, örneğin, daha önce Almanya’da radikal İslami hareketlerle ilgili olarak olduğu gibi. Asıl endişe kaynağı şu anda sosyal parçalanma değil anlaşılacağı gibi iktisadi zorluklardır. Bu nedenle Avrupalı Türklerin Türk demokrasisi üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Birçok büyük Türk devlet ve özel televizyon kanalı Alman seçim tartışmalarını Türkiye’deki izleyicilerine yansıtmaktadır ve Türkler Alman seçim tartışmalarını herhangi başka bir AB ülkesinden daha çok takip etmektedirler. Aslında bu, Türklerin AB’nin sorunlarıyla ilgilendiğinin ve sorunlarını anladığının bir göstergesidir ve bu, Türkiye’yi yine demokratik gelenek açısından güçlü kılmaktadır. Diğer tartışmayı anlamak da çok önemlidir. Türkler büyük bir demokratik tartışma geleneğine sahip olduklarından dolayı kendileriyle gurur duymalıdırlar. Bu nedenle Türkiye ve Türkler özel bir ilgiyi haketmektedirler.
Alman seçim tartışmaları Türkiye ile müzakerelerin 3 ekimde başlamasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Türklerin Avrupa’nın geleceğine olumlu bir katkıda bulunma konusunda hazır olması Avrupa’yı bir öteki olarak görmeyen Türklerin olumlu bir siyasi katkısı olarak görülmelidir. Diğer bir deyişle Avrupa gelecekte Türkiye’nin demokratikleşmesinin kaynağı olmaya devam edecektir.
AB siyasetçilerinin diğer taraftan Türkiye’nin son 15 yıl içinde elde ettği demokratik kazanımlara karşı duyduğu hayranlığı da belirtmek ilginç olacaktır. Hiç kimse Türkiye’nin demokratik bir ülke olmadığını ya da iktisadi bir başarı elde etmediğini söyleyemez. Tam tersine Türkiye küresel iktisadi bütünleşmeyi başarmıştır ve şu anda özelleştirme sürecinin değeri anlaşılmaktadır ve bu, Türkiye’yi yine önemli bir bölgesel ve küresel oyuncu yapmaktadır. Siyasi mimarinin değişik köşelerinden gelen Avrupalı siyasetçiler 15 yıl içinde Türkiye’nin Avrupa için en büyük enerji rotası olacağını bilmektedirler. Avrupa için enerji istikrarı ne kadar hayati önemdeyse Türkiye için de demokratik istikrar o kadar hayati önemdedir. Türkiye’nin Avrupa siyaseti ve siyasetçileri için siyasi bir araç olması aslında iyi bir şeydir. Türkiye ne kadar çok tartışılırsa Türkiye o kadar çok Avrupa ile bütünleşecektir. Türkiye’nin AB’ye tam üye olup olamayacağı ikincil bir mesele olacaktır, gerçek şu ki Türkiye Avrupa gemisindedir.
Avrupa’da yeni bir ruh ortaya çıkmaktadır ve Türkiye bunun bir parçasıdır. Bu, yeterince iyi değil mi?