Trakları oluşturan halkın içine, nasıl ki Anadolu’dan karışanlar olmuşsa, Trakya’dan Anadolu’ya geçenler de olmuşlardır. İğneada dolayının Thynler’inden ayrılan bir kol olup İzmit ve çevresinde yerleşerek burada Bythinia’yı kuranlar, Bursa dolayında yerleşerek Mysia’yı kuranlar (Trakların, kuzey-batı Bulgaristan’daki bir bölüğünün adının Moesler veya Moisler olduğunu hatırlayalım; Moes ve Mois ile Mys arasındaki benzerlik dikkat çekicidir.), orta-batı Anadolu’da Phyrigia’yı kuranlar, Trakların Anadolu’daki uzantılarıdırlar. İzmit’in antik çağdaki ilk adı Nicomedea, Bythinia kralı I.Nicomedes’ten, Bursa’nın adı Prussa ise, Misia kralı I.Prusias’ın adından gelmektedirler. MÖ 715-676 yıllarında yaşamış olup, ayrıca büyük kulaklarıyla ünlenerek târih ve mitolojiye böyle geçen Midas da Phyrigia’nın kralıdır. Târihin babası diye nitelenen Halikarnaslı (Bodrumlu) Herodot’un yazdığına göre, günümüzün Ermenileri Phyrigler’in torunlarıdırlar. Yâni Traklardan inmektedirler. Traklardan bir kısmının da Ege bölgesine göçtüklerini bilmekteyiz. Nitekim, Bölge’nin Bizans dönemi i adı Thrakesion’dur ki, bunun da Yunanca’da, Traklara ait yer gibi bir anlamı bulunmaktadır.
Bugün isim-isim bildiğimiz ve çoğu Vize’de yaşamış Trak kralları içinden en ünlüleri şunlardır: Seuthes, Sitalkes, Teres, Kotys ve Roimetalkes. Târihte, bunların hepsinden ünlü Byzas (Vizas) diye bir isim daha bilinir ki, kendisi bu bilgi dışında tam bir bilmece olur! Byzas gerçekten yaşamış bir dünyâlı mıdır, yoksa, bizim Oğuz Han benzeri efsâne bir kişi midir? Buna henüz karar verilememiştir! Byzas’ın izlerini, Byzanthe (Tekirdağ), Byzantion (İstanbul), Byzia (Vize) adların da, net biçimde görüp-sezebilmekteyiz.
l Traklar, hatırı sayılır siyâsal birlikler kurarak târihe mal olamamakla birlikte, Roma ve Bizans’ın varlığı içinde ortaya koydukları şu dört isimle, gene de târihe geçmiş bulunmaktadırlar. 235-238 yıllarında Roma İmp. olan Maximinus Caius Julius Verus ve 308-313 yıllarında gene Roma İmp. olarak hüküm süren Maximinus Galerius Valerius, gençliklerin de Trakya’dan alınıp-devşirilmiş birer paralı askerdirler. Spartakus… Bu adı hiç duymamış olan var mıdır, bilemeyiz. Ama şu bir gerçektir ki, Roma târihine geçmiş büyük kişilerden diğer biri de kısa bir dönem için parlayıp-sönen Spartakus olmuştur. Spartakus, Trakya kırlarında çobanlık yaptığı bir sırada, bölgeyi ellerinde tutan Romalılar’ın dikkatini çekmiştir. Kırların özgür havasıyla yoğrulan Trak asıllı delikanlı, paralı asker alındığı Roma ordusunda tutunamayıp buradan kaçacaktır. Tekrar ele geçirilen Spartakus, bu defâ arenalarda dövüştürülmek üzere köle edilmiş ise de, gene bir yolunu bulup diğer köleleri de örgütleyerek Roma’ya isyan başlatmıştır. Başlarda başarı göstermiş ve Roma’yı bir hayli sarsmış Spartakus’un köle ordusu sonunda yenilirken, kendisi de öldürülerek ortadan kaldırılmıştır. Doğu Avrupa’nın eski komünist ülkelerinde bugün hâlâ görülen Sparta (Spartak) adındaki spor kulüpleri, kapitalizme tepkinin bir simgesi olarak işte bu isyancı Spartakus’tan esin almışlardır. Önce Bizans ordusundaki bir general iken, 450-457 yılları arasında Bizans imp. olarak hüküm sürmüş Marcianus dahî, Trak asıllı diğer ünlü kişi olarak târihe geçmiş bulunmaktadır.
Trakya’daki eski yerleşim birimlerine değinmek gerekirse… Günümüzün Trakya köy, kasaba ve şehirlerinden acaba hangileri Traklar’dan gelmektedirler? Bunları alfabetik bir sırayla şöyle sıralayalım: Aenus-Enez, Aphrodisias-Evreşe, Athyra- B.Çekmece, Bergulae-L. Burgaz, Brysis-Pınarhisar, Byzanthe- Tekirdağ, Byzantion-İstanbul, Byzia-Vize, Burtizo-Babaeski, Callypolis-Gelibolu, Chariopolis-Hayrabolu, Cypselea-İpsala, Druzipara-B.Karıştıran, Ganos-Gaziköy, Heraclea-Şarköy/Eriklice, Myriophyton-Mürefte, Madytos- Eceabat, Hostizo-Havsa, Odrisia-Edirne, Paktye-Bolayır, Perinthos-M.Ereğlisi, Rhegion- K.Çekmece, Salmydessos-Vize/Kıyıköy), Scope-Kırklareli/ Üsküp), Selymbria-Silivri, Syracellae-Malkara,Thynias-İğneada, Tristasis-Şarköy, Tzirallu-Çorlu, Utsurgas-Pınarhisar?, Zorlanea-Keşan.
Yazdıklarımızın hemen ardından şu açıklamayı da yapmak zorunda bulunuyoruz: Trakların bir yazıları olduğu bilinmekteyse de, bu yazıdan bugüne çok az bir örnek kalabilmiştir. Yâni, Trakları kendi dillerinden öğrenmemiz imkânı olamamıştır. Trakları bize tanıtan yazılar, önce Yunan ve sonra da Roma târihleridirler. Dolayısıyla, yukarıdaki isimleri de ihtiyatla karşılamamız gerekmektedir. Şöyle ki:Trak yerleşim isimleri, Yunan vey Roma ağzına uydurulmuş olabilecekleri gibi, doğrudan bu ağızlarca söylenmiş de olabilieceklerdir. Bir de şu hususu eklemeliyiz ki, yukarıki isimlerin onlarca sayıda çeşitlemeleri görülmektedir. Meselâ, üzerinde çalıştığımız Vize’nin böyle otuzbeş isim çeşitlemesini tespit etmişizdir. Edirne’nin bütün isim ve sıfatlarının değişik yazılımları yüzyirmiyediyi bulmaktadır!
Elimizdeki daha başka yer isimlerini yazmıyoruz. Bunlar önemsiz bazı köyleri ve bir kısmı da artık bilinmeyen veyâ kaybolan yerleri işâret etmektedirler. Yukarıda anılmayan Demirköy, Kırklareli ve Çatalca Bizans dönemi, Muratlı, Saray ve Uzunköprü gibi birimlerse, Osmanlı döneminde kurulan daha yeni yerleşimlerdir.
Trakya’yı ele geçiren Roma, buradaki şehirlerin ilkel durumlarını dikkate alarak, ikisine Roma şehir hukuku tanıyıp ayrıca yeniden onarım ve yapımlarını sağlamış bulunmaktadır. İmp.Traianus tarafından, bu statü ilk olarak o zaman Trakya Krallığı başkenti olan Vize’ye tanınmıştır. İkinci Roma şehriyse, İmp.Hadrianus’un adını verecek derecede ilgisine mazhar olmuş Edirne’dir. Traklar Roma tarafından cezâlandırılmak üzere Krallık kaldırılıp,Trakya bir eyâlete çevrilince, buranın merkezi Ereğli’ye taşınmıştır. Ereğli’nin de bir Roma şehri olduğu, bugüne kadar gelebilen kalıntılardan anlaşılmaktadır. Ereğli, Roma’nın Trakya eyâleti merkezi olmakla birlikte, Roma vâlileri eski başkent Vize’de Trak kralları yerine oturmaya devam etmişlerdir.
Roma, Trakya’da bir şehir de kendisi kurmuştur. Apri veyâ Apros isimleriyle tanıdığımız bu yer, uzun bir süre Tekirdağ’ın İnecik köyü sanılmışsa da, buranın, İnecik değil bunun yakınındaki Germencik köyü olduğu daha sonra anlaşılacaktır. Trakya kıyılarında ticâret kolonileri (yukarıda andığımız yerleşimler) kuran Yunanlılar, daha sonraki uzun Roma egemenliğine rağmen, kültürlerini zamanla Traklara da kabûl ettirecekler ve onları içlerinde eriterek târih sahnesinden sileceklerdir.