Terörist İfadeleri En Güvenilir Delil Haline Geldi

Son dönemlerde kimliği,varlığı ve geçmişi meçhul terörist ifadeleri, bazı yetkililer ve de özellikle bir kısım basın için en güvenilir ve çok kıymetli bir delil halini almaya başladı.
Hele bu ifadeler ile Silahlı Kuvvetleri ya da Devleti suçlayan,şaibe altında bırakan bir şeyler söyleniyorsa; kim,ne maksatla,doğru-yanlış ne söylerse söylesin fark etmez. Tarikat kökenliler başta olmak üzere bir kısım basın için büyük fırsat çıkmış ya da birileri tarafından özellikle böyle bir fırsat yaratılmış demektir.
Doğru düzgün incelemeden, sözüm ona bu haberle hiç tereddütsüz manşet yapılabilir,şüphe ve suçlamalarla resmen yeni bir yıpratma kampanyası daha başlatılabilir.Ya sonra doğrular ortaya çıkarsa diye bir endişe duymaya gerek var mı ? Ne gerek var.Bir kere çamur attı mı ya da suyu bulandırdı mı o yeter.Gerisini kim soracak.Hem sorsa da ne fark eder.
Bu anlamda,son günlerde bir teröristin ifadesine dayalı yeni bir haber daha çıktı ortaya;
“TSK’nin 1992’de Barzani ve Talabani ile ortaklaşa yaptığı operasyonda teslim olan ve Zeli Kampına götürülen 3800 eli kanlı teröristi Türkiye almadı.”

Haber nereden alınmış ?
Irak Kuzeyinde çalışan Rebwar Kerim adlı bir gazetecinin radyodaki açıklamalarından.
Peki bu gazeteci haberi kimden öğrenmiş ? Eski PKK’lı bir teröristten.
Terörist kim ve şu an nerede, söyledikleri ne derece doğru olabilir ?
Ne önemi var.Ortalığı karıştıracak bir şeyler söylemiş ya bu yeter.

Şimdi vicdanen bir düşünün.Böyle bir haber, bu şekli ile doğru olabilir mi ? Eğer bu olay belirtildiği tarzda doğru olsa TSK böyle bir fırsatı kaçırır mı ?
T.C. Devleti ile hesaplaşmak isteyen, varlığı bile belirsiz bir teröristi esas alıp TSK’ne bu kadar kolay çamur atıyorsunuz da,o kaynağın güvenilirliğini ve olayın doğruluğunu neden teknik açıdan hiç irdelemiyorsunuz ?
Hadi bunu da bırakın,bir an için mantıken düşünün.Teröristlerin 3800’nün,nerede ise tamamının bir araya gelmesi onların amacı,güvenlikleri ve taktikleri açısından uygun mu ? Böyle bir iddiaya siz gerçekten inanıyor musunuz ?
Bu tür kolaycı ya da özel amaçlı yaklaşım ve özellikle TSK’ne karşı önyargılı haksız suçlamaları gördükçe,bir defa daha şu kanaate varıyorum ki ;
Bireysel ve mahalli çok küçük olaylar saptırılarak,özellikle maksatlı dev yalanlar üretilmekte ve böylece ülkede güvensiz bir ortam yaratılmaya çalışılmaktadır. Kanımca bu yöntemlerle de gazetecilik yapmaktan öte birileri adına ya doğrudan işin parçası,ya da aracısı olarak bu ülkede “ Psikolojik Savaş” faaliyeti yürütülmektedir.