O BASIN ŞİMDİ NEREDE ?

Ergenekon Davası ile ilgili soruşturma ve iddianame safhasında,bir kısım basın mensupları ve basın organları gerçekle ilgisi olmayan haber ve zorlama yakıştırmalarla insan hak ve özgürlükleri ile tüm insani değerleri ayaklar altına almıştı.

Hele insanların düzeltme ve tekzip hakkına yer vermemeleri,hatta birkaçı hariç insanları muhatap dahi kabul etmemeleri basın ahlakı ve ilkeleri açısından da düşündürücü ve güven sarsıcı idi.

Aynı basının,şu an geldiğimiz savunma aşamasında,takındığı tutumu kapasitem ölçüsünde yakinen izlemeye ve soruşturma safhasındaki geçmiş tutumları ile karşılaştırmaya çalışıyorum.Bu anlamda geçmişte yazdıkları sadece birkaç önemli haber ile ilgili düşünce ve değerlendirmelerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Oğlum Behiç gözaltı safhasında iken,Hürriyet gazetesinin adeta onu infaz edercesine yazdıklarını düşünüyorum da;

Ne tesadüftür ki,önceden kararlaştırılmış gibi savcı ile eş zamanlı bir şekilde ve tutuklamayı ilan edercesine ” Ulusalcı Sitede Kavga “ diye tam sayfalık bir başlık kullanmıştı.Biz de safça,nasıl denk geldi diye şaşırmıştık.

Bir başka haberinde,Behiç’in yazdığı bir kitabı ve film senaryosunu,Yeni Darbe Günlükleri diye haber yapmış,sözlü ve yazılı taleplerimize rağmen muhatap olup tekzip dahi etmemişti.

Sözüm ona Basın’ımızın Amiral Gemisi denen Gazete!Bir vatandaş olarak soruyorum size ;
Yazdığınız haksız suçlamalarla ilgili,basına açık devam eden duruşmalar sırasında Behiç’in savunmasında verdiği cevapları ve ortaya koyduğu gerçekleri şimdi neden yazmıyor sunuz ?

Savunmayı dinleyince,yahu bizim darbe planı dediğimiz şey,gerçekten kitap ve senaryo imiş diyerek ya da kendisi öyle iddia ediyor diyerek neden haber yapmıyor sunuz?
Bu aşamada dahi,savunmasını haber yapmak yerine neden hala aylardır bilinen iddianamedeki suçları haber yaparak,insanların kendini savunma hakkına saygısızlık ediyor ve haklı da yanıltıyorsunuz?
Bu mu sizin gazetecilik anlayışınız?Kamuoyunu bilgilendirmeden öte sizin arka plandaki gerçek amacınız,hesabınız, çıkarınız ve kastınız nedir,açıklayabilir misiniz?

Yeni Şafak denen gazetenin yazdığı birçok haber içerisinden sadece bir tanesini sizinle paylaşmak istiyorum ;

Hırant Dink saldırısı sonrası konu ile ilgili yazı yazmak için basında geçen haberlere ve duyduklarına göre Behiç’in günlük defterine tuttuğu notları,cinayet öncesi tutulan notlar gibi saptırarak iftira bir haber yapmıştı.
Aslında konu ile ilgili yayınlamış olduğu yazı okunduğunda notları tutma amacı işin başından beri belli olmasına ve Yeni Şafak’ta verilen haberin de yalan olduğu açıkça ortada olmasına rağmen,düzeltme talebi ile ilgili tüm temaslarımız sonuçsuz kalmıştı.
Yeni Şafak denen gazeteye sesleniyorum;
Eğer gerçekten gazete iseniz,şimdi savunmasında yaptığı açıklama ile doğruyu bir defa daha ortaya koyduktan sonra, neden konu ile ilgili ya haber olarak ya da Şamil Tayyar olarak tek bir satır bir şey yazmıyorsunuz?
Çamur attığınız insanların savunması sizi hiç ilgilendirmiyor mu ? Sizin için bu iş bu kadar basit mi ?

Sözüm ona,doğru haber ve gerçekler peşinde olduğunu iddia eden Taraf denen gazete gözümün önüne geliyor ;

Tamamen bilgilendirme amaçlı teknik bir konu hakkında, hassasiyeti nedeni ile yapılan basit bir şifreleme işini, gerçekle ilgisi olmayan bir şekilde “Ergenekon Şifreleri” diye haber yapmıştı.
İnsan hak ve özgürlükleri ile kamuoyunu doğru bilgilendirme adına çalıştığını iddia eden bu gazeteye soruyorum;
Savunmada ortaya konan açıklamaları dikkate alarak, yanlış haberiniz yüzünden çiğnediğiniz gazetecilik ilkelerini ne zaman tamir edip,dürüst ve samimi olduğunuzu gösterecek siniz ?
Ne gezer.Siz halen yapılan bir bilgilendirme işlemini, silah satma olarak saptıracak kadar maksatlı haber yapmaya devam ediyorsunuz.Bu saptırma haberlerinizle ve yakışıksız yaklaşımlarınızla sizin insan hak ve özgürlükleri ile en ufak bir ilginiz olduğuna da inanmıyorum.

Gerçekle ilgisi olmayan ve bazen de bizzat hedef gösterme maksadı ile hakkımızda birçok asılsız haber yapan Zaman ve Vakit gazetelerinin ise, kul hakkı yedikleri için bir gün mutlaka Allah’ın azabına uğrayacaklarına inanıyoruz.Sözde inançlı olduğunu iddia eden bu basının,eğer hak ve adalet anlayışları gerçekten var ise,onları savunmanın tamamını yayınlayarak gerçeklerin ve mağduriyetlerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olmaya davet ediyoruz.

Soruşturma ve iddianame safhasında,Ergenekon konusunda yorumları ile otorite kesilenlerden biri olan Cengiz Çandar ise, bir televizyon kanalında bize söz hakkı verilmesi üzerine hiç gecikmeden köşesinde, bize konuşma hakkı verilerek davanın sulandırılmaya çalışıldığını yazmış ve proğramı yapan kişiyi de kınamıştı.
Çok önem verdiği bu davanın savunma safhasında, şimdi neden bir şey yazmıyor acaba? Onun hukuk anlayışına göre,savcının iddiası önemli de,kişilerin savunması önemsiz mi ?
Cengiz Çandar ve benzerlerine de tek kelime ile diyorum ki,bu ülkede ifade ve savunma özgürlüğü sadece sizlere verilen bir hak mı ? Sizin bu bakış açınızın,demokrasi değil tam anlamı ile sadece” Ben varım ve her şey benim için.”diyen faşist bir anlayışı çağrıştırdığını düşünüyorum.

Kısacası bu ülkede basınımız,demokrasiye gerçekten inanıyorsa,insan hak ve özgürlüklerine gerçekten saygı duyuyorsa ve de tarafsız ise ;

Soruşturma safhasında dahi sözüm ona yasaklara rağmen hiç çekinmeden yaptıkları ve birçok insanı haksız yere suçladıkları haberlerini ,şimdi suçlananların yaptığı savunmalar ile karşılaştırarak işin aslı konusunda aynı cesaretle haber yapmalarını ve kamuoyunu da gerçekler konusunda doğru bilgilendirmelerini bekliyoruz.
Tutuklu denilen ve dört duvar arasında aylardır sessiz kalmak zorunda bırakılan insanların artık bu safhada seslerinin duyurulmasının onlar için bir hak ve basın için de bir kamu görevi olduğunu düşünüyoruz.

Bekleyeceğiz ve basının da gerçek yüzünü göreceğiz.