On yıl öncesine göre, kısmen de olsa kontrol altına alınmış gibi görünse de, gerçek doğum kontrol programları hayata geçirilemediği için dünya standartlarının üzerinde artan nüfusumuzla birlikte bir çığ gibi çoğalan gençlik kitleleri maalesef yeterli istihdam sağlanmadığı ve üretime dayalı gerçek büyüme yakalanamadığı için işsizlik ile paralel olarak büyüyor!
Devletin resmi rakamlarına göre %11-12’lere varan işsizlik oranı içerisinde, gençlerin oranı maalesef %70-75’lerde.Böylesine enerji dolu,dinamik ve hayata hazır bir topluluğu,işsiz ve çaresiz beklentisinin yarattığı boşluktaki güç,maalesef ülkemizde işverenlerin ellerindeki en önemli koz;en önemli caydırıcı unsur,en önemli baskı aracı!
Bırakınız sosyal güvenceyi ve çalışma sistemi uluslar arası standartlarda olan işyerlerinde çalışan ve ülkemiz genelinde mutlu azınlık sayılan çalışanları, sıradan ve her türlü hak ihlallerinin yaşandığı işyerlerinde, canını dişine takarak çalışanları dahi, şanslı sayan yüzlerce işsizin yarattığı baskıyı, acımasızca kullanan işverenlerin dışarıda iş için kendini teklif eden binlerce insanı hatırlatarak, çalışanları sömürdüğü maalesef bütün dünyanın malumu!
Elbette çalışanına ve işine saygılı gerçek işverenleri tenzih ediyorum ama yüz binlerce işsizin olduğu ülkemizde maalesef iş ahlakı her geçen gün bozularak yok olma yolunda hızla kayboluyor. Geçtiğimiz günlerde yabancı dil bilen bilgisayar kullanan temizlik işçisi arayan bir işverene ” Yahu bu ne böyle temizlikçi mi alacaksın yoksa çevirmen mi” diye sorduğumda aldığım cevap ibreti alemlikti “Sen olsan ne yapardın! Üniversite mezunu ve dil bilip bilgisayar kullanan o kadar çok iş başvurusu olan insan var ki… Hem bir işçi bütün gün temizlik yapamaz ya işini bitirince lazım olursa bilgisayarın da başına otursun….Haksız mıyım?” dedi.
Evet haksızsın!!! Senin bu yaptığın fırsatçılık! İnsan hakları ihlali! Sen böyle düşündüğün için asla iyi bir insan değilsin ! Ayrıca kul hakkı yediğin için de göründüğün kadar Müslüman değilsin!!!! DİYEMEDİM. Bu sözler boğazıma düğümlendi… Çünkü gördüm ki hakikaten böyle vasıfları olan ve bu işe başvuran insanlar var!
Öte yandan, özellikle ilimizdeki birçok işyerinde ve az sayıdaki fabrikalarda bu tür baskıları direk işveren değil de; kraldan çok kralcı olan işveren vekillerinin, fabrika ise postabaşıların acımasızca uyguladığını duyuyor ve görüyorum! Bir çok işçi bir kaç ay maaş almadan büyük sıkıntılar içersinde çalışmanın yanı sıra, başlarındaki posta başlarının baskılarına da direnerek işlerini sürdürüyorlar! Kendilerine aynı şartlarda insanca davranan işveren vekillerinin olduğu bir işyeri bulsalar hep birlikte iş bırakıp fabrikalarının üretimini durduracak kadar bitkinlik içersindeler!!
Ülkemizde şimdilik iş hayatı milyonlarca işsizin baskısı altında maalesef böyle! İşçi; Allahtan korkan işverenlere teslim.Birde işçi ile işveren arasındaki anahtar konumundaki postabaşılarına…..!