Her Şey Tek Tip

İçeriği Paylaş...

Havalar güzel gidiyor. Bizim buralarda, iki üç haftadır kardelenler çiçek açtı. Kardelen denince aklımda öyle kardelenler var ki… Onlar Türkiye genelinde açıyor. Okuma yazma adına güzel bir girişim.

Malum karne zamanı, ben alışıla gelmiş öğütlerde bulunmayacağım. Üzgünüm… Çevremde tanıdıklarım da ana baba olarak bu karne sevincini yaşadı. İlköğretim notlarının hepsi 4 ile 5 olanlarının annelerinin keyiflerine diyecek yok. Mutlu hem de çok mutlular. Karneler 4-5 ile dolu olmuş. Eee… Ne oldu, nasıl oldu diye şaşırdım. Çocukları tanıyorum, üçü bile zor alacak tipteler. Bunun üzerine daha fazla, çocukla karneleri ve notlarını konuştum. Hayretler içinde bu mümkün değil, olamaz ya deyip bu sefer ilköğretimde görev yapan ve yapmış tanıdıklarımdan bu karne konusu hakkında bilgi edindim.

Sorum: nasıl olur da, yaramaz tembel bir çocuğun karnesine 4 veya 5 yazılıyor?
“Ne olacak be yani biz çocukları sokaktan topladık okutacağız diye, bide zayıf mı verelim. Gelmezler sonra. Ne işe yarayacak – haydi okula kampanyası var.” Şaşırdım hem de çok şaşırdım haksızlık bu diğerlerine karşı nasıl olur?. Veliler ne diyor bu işe?. “ veliler çocukların durumlarını biliyor zaten. Okutacağım diyen ilgilenir, top onlarda. Biz çocukları motive ediyoruz, okuyacak olan okur. Zaten onları zor sınıfta tutuyoruz, zorlayarak bilgiyi de dolduramayız ki.. Zayıf vermek yok dövmek yok bari uslu dursun diye onu da idare ediyorum. İşimiz çok zor aslında baktın gördün dersi bölüyor. Yaramazlık yapma hat sınırını aştı, gönderiyorum dışarıya oda rahat bizde rahat. Hiç olmasa derse devam edebiliyorum. Eğitim eskisi gibi değil tadı tuzu kaçtı nerde o anlamayan talebeye öğretmek için bire bir ilgi, öğrensin diye gayret gösteren öğretmenler. Bazıları ile uğraşmak insanı yıpratıyor anası babasının adam edemediğini biz adam edeceğiz.” Sizin anlayacağınız öğretmenlerde dertli.

Notu düşük verirse, sen bu sınıfta oteriteyi kuramıyor musun? sorusuna cevap vermek zorunda kalırlarmış. Haksızlık bu desem de faydasız, çocuklar karnelerdeki farkı görmüyorlar mı?. “Çocuk onlar arkadaşları da iyi karne aldıkları için seviniyorlar, sen iyi hoca oluyorsun” Bu tür sorularımı çok sayıda öğretmene yönelttim. Aldığım cevaplar, herkesin hemen, hemen aynısı veya benzeri oldu. Duyduklarım beni bayağı düşündürdü. Sayın veliler siz çocuğunuzu tanıyor ve kapasitesini biliyorsunuzdur. Karnedeki notlar sizi endişelendiriyorsa, dikkat! daha fazla ilgilenin çocuğunuzla, eğer okutmak istiyorsanız…

Daha bunun LİSE si de var. İşte o zaman bu şokları yaşamamak için, çocuklarınızı iyi bir mercek altına alınız. Aksi takdirde, Lisede hocalara yönelteceğiniz soru, nasıl olur hocam önceden hep 5 alırdı?. Size süper bir çocuk verdim diye. Bu sefer cevap olarak size sunulacak şey. Liseli oldular, büyüdüler, genç, ergenlik yaşıyorlar, çocuk bunlar ve saire gibi sözcüklerle oyalayacaklar..

Hal böyleyken hala anlamış değilim neden ÖYS sınavı yaparlar. Neyi ne için yerleştirirler, ona da aklım yatmıyor. Madem sınıfta bırakmıyorsun, notlar zaten yüksek. Aynı tip eğitim görecekler, neye bunca eziyet sınav sonucu beklemeler, usule uysun diye mi?

Nasıl olsa gidecekleri yerde gene aynı dersleri işlemeyecekler mi? O halde her kez evine yakın olan liseye gitse daha iyi olmaz mı?

Öncelikle Edirne’nin trafiği rahatlar, çevre kirliliği aza çekilir, o geleceğimizi bırakacağımız çocuklarımız yollarda ziyan olmaz, taşıma parası da cebimizde kalır.

“ŞİMDİ OKULLU OLDUK, SINIFLARI DOLDURDUK”
Eeee ne kadar eğitimli olduk? Sorusuna tam olarak kim cevap verecek? Okullar barınak haline gelmiş, çocuklar her gün vazife edinip uslu, uslu bir yerlere gidiyorlar. Sorunlu çocukların velileri için güzel bir kazanç, hiç olmasa yeri belli. Bu yüzden Dikkat bu karnelere güvenip başı boş bırakmayın çocuklarınızı eğer okutmak istiyorsanız… Tabii ki!

Ağlanacak halimize güleriz, genelde komik insanlarız, komik insanlar yaşar bizim ülkede… Sonuçlar her ne kadar kötü olsa da, biz onları trajikomik hale getiririz… Çağdaşlığa, aydınlık uğruna Batılaşmayı isteriz ama. Batılaşmak nasıl şeyse bunu da bilmeden isteriz. Farkındaymış gibi görünsek te, trajediler çokta umurumuzda olmaz… Biz günlük yaşantımızda ne kazandık onunla yetinip, eli ayağı çeker, geçer bir taraftan olanı biteni seyrederiz…

Hazır söz karne ve eğitimden açılmışken, birde liselere göz atalım. Bakalım oralarda neler oluyor. Eyvah! onlarda da rekabet ortadan kalkmış, tek tip öğrenim hangi lise olursa olsun kolejler dahil aynı ders kitaplarından yani Milli Eğitimin dağıttığı kitaplardan ders görüyorlar. Tek fark kolejler satın alıyor, bu kitapları. Böylece eşit öğrenim ve başarı oranını neye göre düzenleyip gene üniversite sınavı yapacaklar bunu da merak etmekteyim.

Okullar arası rekabet yok, öğrenim eşitliği başarı oranını düşürdüğü gibi kalitesiz gelecek bizi bekliyor sinyallerini alıyorum.

Veliler hala çocuklarının eğitimi için 6 ile 8 bin gibi bir rakamı kolejde talebem var havasını atabilsin diye mi ödüyor?

Okulda verilen yemek, biraz sosyal faaliyet biraz da İngilizce öğrensinler diye sanırım.

Liseli gençler eğitimsiz, eğitimin doruğunda. Çocuklara kurulan baskı, okulda yeterli ders verilmemesi, en önemlisi psikoloji dersinin lise sonda verilmesi ki ilkokul çağında alınması daha sağlıklı olurdu. Hayat atılımına yetersiz kalmaları, gençlerin boş zamanlarında yapabileceği etkinliklerin ve yerlerin olmaması, boş zamanlarının oldukça kısıtlı olması; gençleri, çete kurmaya, sağlığa zararlı maddeler kullanmaya, saldırganlığa, yalnızlığa, depresyona girmeye, eylemlere karşı isteksizliğe, sorumsuzluğa ve kolaya kaçmaya itiyor.