Hangi zamana teslim oluyoruz?

Yaşam

Kim bilebilirdi ki bir zamanlar, telefon diye bir şey çıkacak uzakları yakın edecek. Hatta bu teknoloji sana o kadar yakın olacak ki cebinde gezecek seni herkese, herkesi sana anında ulaştıracak… bir makine çıkacak yapman gereken, çamaşırını bulaşığını içine atıp sadece düğmesine basman yeterli olacak. Kim bilebilirdi ki ekran denen o camın ardına dünyalar sığacak. Bankada postanede…. işlerini oturduğun yerden halledecek . VAY ANASINA BEEEE! “O zaman sevdiklerime ne kadar zaman ayırırdım” deme dedem sakın deme.

O teknolojiye hatta fazlası, fazlası daha fazlasına sahibiz ama bizlere ayrılan zaman uzamadı dede. Uzamadı kısaldı. Biz teknolojinin kölesi olduk, kendi yarattığımızın emrine girdik. Artık akşamları o senin zamanındı ki uzun kış masalları yok, insanlar birbirlerinin gözlerinin içine bakarak yarenlik etmiyor. Varsa yoksa ekran. İnsanlar mutluluğu birbirlerinin sözlerinde, gözlerinde, teninde, sıcaklığında, muhabbetinde, tebessümündü aramıyorlar ki artık. Daha da kötüsü insanlar mutsuz olduklarının farkında bile değiller. Senin zamanındaymış içinden çıkamadıklarını zamana bırakmak, şimdi zaman kalleş dede
Biz, zamanın bize kazık attıklarındanız. Yenik düştük teknolojiye, bize olanaklar sunuldukça biz esirgedik zamanımızı sevdiklerimizden. Üzgünüm çok üzgünüm dede!

Benim oğlum saklambaç oynayacak mı, kör ebe, yakan top, beş taş… yoksa yoksa sanal alemlere mi teslim edecek benliğini. Bir dostun sıcaklığını hissedip elinin tutabilecek mi güven verip güvenebilecek mi! Korkuyorum teknoloji denen bu okyanusun dibinde kaybolacak diye…

Dedem sen şimdi çoktan toprak oldun; ama askerdeyken anneanneme yazdığın mektuplar hala onun sandığının dibinde, tamamen senin el yazın, öpülesi ellerin var içinde, senin kokun, biraz sandık kokusuyla karışmış ama, sana ait… Çok şanslı adammışsın, şimdikiler askerden dönmeden mesajları silinmiş oluyor.

Demirden çiçekler verildi ellerimize; rengi yok, açmıyor, kokmuyor, uzamıyor, kısalmıyor… lanet olsun!

Sanal bir tebessüme teslim ettik gönlümüzü. Ses demir, muhabbet demir, dostluk demir… Bu günlerimizi de arar mıyız kim bilir…