Filistin’de Barış Yok mu?

İçeriği Paylaş...

İsrail ve Hamas arasında beklenen zıtlaşma oldukça kanlı biçimde oldu.Filistinli militanların İsrailli bir askeri kaçırması ve İsrail’i uzlaşmaya zorlamasının ardından, İsrail’in askeri tepkisi yine aynı oldu: Kimseye merhamet yok.

Hamas liderliği böyle bir durumda ne olacağını biliyordu. Bu bağlamda, İsrail’in politikası “eğer onlar bize saygı duymuyorlarsa, bizden korkmalıdırlar” olmuştur. Sivil hedeflere saldırı yeni bir taktik degil ve hiçkimse birkaç ay önceki seçimlerde Ariel Sharon’u güçsüzleştirmeyi başaran İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in herhangi bir taviz vereceğini kimse beklememelidir.

İsrail’in Gazze’deki enerji hatlarına askeri operasyonu ve Hamaslı Bakanları hapsetmesi İsrail hükümeti tarafından normal karşılanmakta ve Amerika bir kez daha Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İsrail’e karşı karar alınmasını engellemektedir. İsrail yine aynı oyunu oynamaktadır; ancak bu defa Yaser Arafat donemine göre oldukça sert bir politika izlemektedir. İktidara gelmesinden itibaren, kaçırılan İsrail askerinin iade edilmesi için yapılan diplomatik çabaların son bulduğu geçen haftaya kadar Hamas böyle bir karşı karşıya gelmeyi istemiştir.

Bu köşede daha önce ifade ettiğimiz gibi, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın İsrail ziyareti, eğer İsrail Hamas’la karşı karşıya gelirse Türkiye’nin bu duruma itraz etmeyeceğinin işareti olarak düşünülmüştür. Türkiye Hamas’ı tek amacı İsrail’i yok etmek isteyen radikaller olarak görmektedir. Başbakan Erdoğan’ın liderliğindeki Türk hükümetinin ve Cumhurbaşkanı Sezer’in farkli Hamas görüşleri devam edecektir. Türkiye 1949 yılından buyana İsrail’i bağımsız bir devlet olarak tanımaktadır, ancak iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Hamas’la siyasi ilişkilerinin olmasi İsrail’in bundan böyle tanınmayacağı anlamına gelmemektedir.Erdoğan geçtiğimiz aylarda birkaç defa böyle bir durumun sözkonusu olmadığını ifade etmiştir.Sorun farklı bir düzeyde yer almaktadır. Başbakan Erdoğan, Bülent Ecevit’ten bu yana Yaser Arafat’ı destekleyen ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Türkiye’deki ofisinin tekrar açmasını destekleyen ilk ve tek Türk Başbakanıdır. Sözkonusu yaşam hakkı olduğunda, İsrailliler gibi, Türkler de Filistinliler’i herzaman deskteklemektedir.Ancak, Türkler Hamas’ın İsrail’i haritan silme fikrini desteklememektedir. Bu küçük farklılık Türk politikası için anahtardır. Erdoğan’ın bakış açısı Bülent Ecevit’e benzemektedir, ancak Erdoğan’ın problemi Hamas’ın siyasi olarak seçilmiş olması ve İsrail’e ilişkin güçlü düşüncelerinden vazgeçmeyecek olmasıdır. Bu durum bölgedeki gerginliği daha da artıracaktır; ve Filistin-İsrail çatışmasında daha daramatik gelişmeler beklenebilir.

Tüm Arap dünyası güçsüzdür; ne Mısır ne de bir başka Arap ülkesi kanı durduramamaktadır. Erdoğan’ın çatışmanın fazla büyümeden sonlandırılmasına yönelik hem İsrail hem de Filistinliler’le yaptığı görüşmeler pek faydalı olmamıştır. Çünkü İsrail ordusu askeri olarak radikal İslami gruplardan daha güçlüdür ve daha fazla manevra imkanı vardır. Ancak, hiçbir koşulda Filistinliler daima kaybeden, İsrailler daima kazanan olmayacaklardır.Elbette İsrailliler sivillilere karşı yaptıkları askeri operasyonlar nedeniyle kınanacaklardır ve şüphesiz geçen hafta sonu İstanbul ve Ankara’da olduğu gibi İsrail büyükelçiliği ve konsoluğu önünde gösteriler olacaktır. Ayrica, Türkiye’de Hamas’ın politikalarını destekleyecek önemli sayıda aşırı İslamcilar olacak, ve halihazırda İsrail’in sivillere yönelik politikaları İsrail düşmanı görüşleri daha da artıracaktır.

İsrail’in askeri saldırılarına ilişkin Erdoğan’ın açıklamaları Sharon döneminde olduğu gibi güçlü değildir.Dürüst bir arabulucu rolü oynamak istediği için Erdoğan İsrail’e yönelik eleştirilerinde daha dikkatlidir.

Ortadoğu’da siyaset yine zor bir döneme girmektedir, ve görünen o ki ne Filistinliler ne de İsrailliler yaptılarını durdurmaya istekli değillerdir. Hamas kışkırtmakta ve İsrailliler vurmaktadırlar. Bu durum önümüzdeki yıllar için oyunun yeni bir kuralı olabilir.Uluslararası basının tepkisinden anlaşılabileceği gibi, bu çatışmadan bütün dünya bıkmıştır. Hamas ve İsrail birinin diğerinden üstün olduğu iddiasıyla sürekli kavga eden okul çocukları gibidirler. Her ikisi de uluslararası toplumun dikkatini ve enerjisini fazlasıyla tüketmektedirler.Filistinliler sadece kaybetmeyecek, aynı zamanda özgürlükleri için oldukça yüksek bir bedel ödeyeceklerdir.İsrailliler Amerika tarafından desteklenmekte ve bu uluslararası düzen içinde kaybetmemektedirler.Dışardan bir gözlemci için İsrail’in güvenliği oldukça karmaşıktır, ancak Hamas İsrail’in yaşama hakkını reddedikçe , daha fazla Filistinli İsrail’in ekonomik ve askeri baskısı altında yaşayacaktır. Birbaşka deyişle, Hamas başardığı eşitliği kaybetmiştir ve kaybeden kategoride yer almaktadır.

İsrail’in kaçırılan askerin serbest kalmasına yönelik operasyonları devam edecektir. Çünkü İsrail hükümeti için her İsrailli’nin başarısı önemlidir. Maalesef, bu bir kan davası ve herzaman bir kaybeden olmayabilir. Özgürlük destekçileri de İsrailliler kadar moralsizdirler çünkü Hamas’ın politikaları İsrail’in yokedilmesine dayanmaktadır. Tüm eleştirilere rağmen, Yaser Arafat bir devlet adamıydı. Ancak Hamas liderliği devlet adamlığı özelliği henüz gösterememiştir. Bu durum seçilmiş oldukları için Hamas’a sempatik bakanlar için de bir sorun oluşturmaktadır. Seçilmiş olmak başka, siyasetle uğraşmak başka bir şeydir. İslam dünyasında bazı Hamas’ın bazı destekçileri olabilir, bu şaşırtıcı değildir.Bu destekçilerin Filistinliler’e silahlarıyla yardım etmemeleri de şaşırtıcı değilfir. Zaman içinde gerçek kaybeden Filistinli siviller, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar olacaktır, Hamaslı siyasetçiler değil.

Ne Batı ne de İslam dünyasının yapabileceği çok şey yoktur. Bir kez daha ifade etmek gerekirse, Filistinliler ve İsrailliler ılımlı ülkelerin sempatisini kaybetmişlerdir.Ufukta olumlu işaretler görülmemektedir. Yine görmekteyiz ki bir İsrailli’nin hayatı pekçok Filistinli’den daha önemlidir.İsrailli politikacılar acımasız ve tüm dünyaya karşı kendilerini savunuyor görünebilirler. Bu bir medeniyet çatışması değil, belli bir amaca ulaşmak için riskleri göze alamamaktır. Tüm Filistin halkının trajedisini izlemeye devam edeceğiz, görünen o ki gelecekte barış olmayacaktır.