Erdoğan: Türk Siyasetindeki Bir Sonraki Kaybeden

Türkiye’de siyasi ve iktisadi bir kriz istenmese de hızla yaklaşmaktadır. Türkler daha da fakirleşmektedir ve suni büyüme oranları artık daha fazla gizlenememektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şu anda sıkıntıdadır ve iktidardaki AKP hükümeti daha önce bir çok hükümetin başına geldiği gibi iktisadi politikalarından dolayı iktidardan düşecektir.

Dolar ve Avro’daki son artış sürpriz değildir bu, daha çok Merkez Bankasının başına hükümete yakın birinin atanması ile başlayan Türk hükümeti ve üst düzey bürokratlara yönelik olarak güven kaybının bir sonucudur. Hükümet ne kadar çok bürokratlarının İslami geçmişe sahip, Batı karşıtı ve serbest piyasa sistemi karşıtı fikirlerin savunucusu olduğu görüntüsünü dünyaya verirse uluslararası piyasaları ikna etme konusunda o kadar çok sorunla karşılaşacağını anlayamamaktadır.

Hükümetin en büyük hatası olan gereksiz ve tartışmalı atamalarına artık daha fazla hoşgörü gösterilememektedir. Hükümetin daha açık bir şekilde ortaya koyduğu İslami eğilimleri ve dini temelli davranışları Batıda büyük bir endişe yaratmaktadır.

Erdoğan’ın değişmediği ve değişemeyeceği yönünde TRT’ye yaptığı iyi niyetli fakat endişe verici açıklaması Türkiye’nin yurtdışındaki imajına büyük bir zarar vermiştir.

Yurtdışından gelen görüşlere göre Türkiye daha İslami bir ülke olmakta ve Atatürk tarafından yaratılan çağdaş yaklaşımı gerisinde bırakmaktadır. Bizim görüşümüz de yurtdışından gelen bu görüşle uyuşmaktadır: en kritik nokta ise bu hükümetin demokrasiye inanmaması ve Türkiye’yi İslami bir devlete dönüştürmeye çalışmasıdır.

Hem Türkler hem de yabancılar AKP hükümetinin eski argümanlarının bir illüzyon olduğunun farkına varmaktadırlar. Bu demektir ki AKP daha fazla radikal İslami bir karakter benimseyecektir ve 2007 kasımında yapılacak genel seçimlerden sonra Erdoğan AKP’nin siyasi yelpazenin merkez sağında olduğunu iddia etse de artık daha fazla merkez sağı temsil etmeyecektir.

Erdoğan ne yazık ki onun ülkeyi kalkındıracağına inanan seçmenlerini hayal kırıklığına uğratmıştır. Erdoğan bu açıdan başarısız olmuştur. Bu nedenle bir çok yeni ittifak ona ve onun Türkiye vizyonuna karşı kurulmaktadır ve bu nedenle halkın çoğunluğu onun cumhurbaşkanı olmasını istememektedir.

Erdoğan neden Türkiye’yi dünya ile rekabet edebilecek bir tarzda çağdaşlaştırma konusunda başarısızlığa uğradı? Temel neden onun geçmişi ve eğitimi gibi görünmektedir. Erdoğan eğer Türkiye’yi önemli dünya ülkelerinden bir yapmayı başarsaydı başarılı bir siyasetçi olarak tanınabilirdi. Erdoğan başarısız olmuştur çünkü Türkiye’nin entelektüel elitlerinin iyi niyetlerini maniple etmiştir ve onların desteklerini kaybetmiştir. Erdoğan aynı zamanda onun değişme yeteneğine inanan AB’yi de siyasi meşruiyeti için maniple etmiştir.

Açık bir şekilde görülmektedir ki en büyük sorun iç sorundur. Hükümetin iktisadi politikaları büyük sektörlerde hayal kırıklığı yaratmıştır işsizlik hala milyonların en ciddi sorunudur. Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’na bağlı kalmak gereklidir ama bunu kamuoyuna iyi bir şekilde açıklayamamışlardır.

Bu yaz eleştirisi hükümeti rahatsız edecektir. Son kamuoyu yoklamalarının aksine önümüzdeki seçimler tahmin edilen sonuçları vermeyecektir hükümet için tren raydan çıkacaktır. Çünkü bu hükümet ülkenin gerçek sorunları ile ilgilenmemektedir ve hükümete yönelik olarak yükselen yolsuzluk söylentileri onlar için daha fazla soruna neden olmaktadır.

Türk Rivierası’nda yolculuk eden biri hükümete yakın kişilere verilen harika yerler ve ormanlar görecektir. Yolsuzluk skandalları hükümeti sarsmadı ancak parti toplantılarında yolsuzluk iddialarını dile getirme hatasını yapan bir milletvekilinin ihracı ile sonuçlandı.

Bütün ülke yolsuzluk karamsarlığı içindedir ve bu sefer hedefte sözde Müslüman siyasetçiler vardır. Ülke çapında bir gezi AKP’nin usulsüzlüklerinin en iyi delili olacaktır.

Örneğin turizmi ele alalım turistler Türkiye’ye gelmek istememektedir çünkü ne hizmet ne de güvenlik iyi değildir ve turistler ülkenin İslami bir ülke olduğunu düşünmektedirler. İslami Haşema giyen insanlar her yerde görülebilmektedir. Eğer Müslüman’sanız ve vücudunuzu göstermek istemiyorsanız o zaman neden deniz kenarına gidiyorsunuz? Bu tip görüntüler hem turistleri hem de laik halk kesimlerini ürkütmektedir.

Evet, Türkiye laik ve İslami yaşam tarzlarının karışımı olan bir yaşam tarzı benimsemekte ve arabeskleşmektedir. Başbakanın yaşam tarzımı değiştiremem çünkü ben siyasetçiyim sözüne ancak daha önceki başbakanların ayak izlerini takip ederek laik yaşam tarzını değiştirmeye çalışmadığı sürece saygı duyarım.

Geçen hafta Erdoğan gerçek yüzünü gösterdi: laik değildir ve olmayacaktır. İşte yeni bir siyasi kavga: Laiklere karşı İslamcılar.

Ancak Erdoğan’ın ne düşündüğünü itiraf etmesi iyi bir şeydir ve gelecek seçimlerde ne kadar kişinin onun gibi düşündüğünü göreceğiz. 2002’deki genel seçimler bir anomaliydi ve Erdoğan bütün ülkeyi maniple etmişti. Bu sefer bunun bedelini ödeyecektir. Cumhurbaşkanlığının bir kaçış olup olamayacağını göreceğiz. Başbakan Erdoğan Türk siyasetindeki bir sonraki kaybeden olacaktır. Bu, o ve ülke için kötüdür. Bu, bu yüzyılın Türklerinin kaderidir. Biz, ülkeye hiçbir şey katmayacak meseleler üzerinde çok fazla enerji harcayan tek ulusuz. Türkler 20. yüzyılın mağlupleridir. 21. yüzyıl da bir istisna olmayacakmış gibi görünmektedir.