Anayasa’mızın 72 nci maddesi der ki ;
“Vatan Hizmeti, her Türk’ün hakkı ve ödevidir. ”
Hak ve ödevler konusunda herkesin eşit olması gerekir.
Eşitliğin esas alındığı ortak değerler ise genelde para ile ölçülemez ve hiçbir zaman onun bedeli de maddiyat olamaz. Hele bir de ortada can ve kan söz konusu olduğunda bu durum çok daha önemlidir. Zira hiçbir canın bedelini para ile ödemek mümkün değildir.
Bu anlayış ve yaklaşım içerisinde;
Bedelli askerliğin, Yurt dışında canını dişine takıp gerçekten çalışan insanlarımızın yanında, parası olan bazı düzenbazlara da zemin hazırladığı kaygısı ile eşitlik kavramına uygun bir ödev şekli olduğunu kabullenmekte zorluk çekiyorum.
Vatan Hizmeti’nin, her erkek vatandaş için bazı küçük farklılıklarla eşit şartlarda fiilen yapılmasını ve bedelli askerliğin Yurt dışında gerçekten çalışan Vatandaşlarımızı düşünerek fırsatçılara meydan vermeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Her ne kadar aynı Anayasa maddesinin devamında ;
“Bu hizmetin Silahlı Kuvvetler’de veya Kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir. ”
şeklinde bir açıklama yapılsa da, özde eşitlik ilkesini bozan ve ayrıcalıklı bir fırsat yaratan paraya dayalı böyle bir düzenlemenin, ”Birlik ve Beraberlik” söylemleri ile pek bağdaşmadığına da inanıyorum.
Aşılması gereken zorluklarla karşılaştığımızda bir yandan Vatandaş’a birlik ve beraberlik nutukları atacaksın. Sıra askerliğe geldiğinde ise ben paramı veririm ve bu işi 21 günde bitiririm diye bazı düzenbazlara fırsat vereceksin.
İşte o nokta da, bu iş yasal olsa bile;
Birlik, Beraberlik ve Dayanışma söylemleri artık lafta kalmaktadır.
Çünkü, bazı değerler vardır ki ;ne para ile ne de sadece yasalarla korunabilir ya da yaratılabilir. Bu değerler ancak ve ancak, yüzyıllar boyu ortak bir çaba sonucu paylaşarak kazanılabilir ve korunabilir.
Tıpkı;
Ülkesine karşılıksız sadakat gösteren ve vefa duygusu ile bağlı olan sıradan vatandaşların davrandığı gibi.