ABD’li Generalin Kehaneti !…

Yıl 1999,
Yer ANKARA,
ABD’nin Avrupada’ki Kara Kuvvetleri’nin Komutanı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmi konuğu olarak Türkiye’de ziyaretlerde bulunuyordu.
General MONTGOMERY.
II nci Dünya Harbindeki meşhur o Montgomery ile sadece isim benzerliği.

TSK adına görev gereği refakatçi olarak bizzat yanındayım. Kendisine ev sahipliği yapmaya ve de bilgilendirmeye çalışıyordum.
Makam aracı ile giderken, bir ara bana PKK terör örgütü ile devam eden mücadeleyi kastederek ” Kürdistan’da durum nasıl” diye sordu.

Bir anda hava değişmiş ve sırtım buz kesmişti.
Mesleğinin sonuna gelmiş ve Türkiye ile Irak konusunu çok iyi bilen bu adamın sorusunun maksatlı ve haince olduğu çok açıkça belli idi.

Sert bir uslüp ile,anlamadığımı ve neresi dediğini sorduğumda,tepkimi sezmişti ve daha sevimsiz bir hava yaratmamak için,bölge ismi vermeksizin” Hani şu PKK ile mücadele ettiğiniz o bölgeleri kast ediyorum.” diye söylemişti.

Kendi açımızdan durumu izah edip,onun seviyesine gelmiş birinin böyle bir hata yapamayacağını ve bu tanımlamanın maksatlı olduğunu açıkça yüzüne söylemiştim.

Ayrıca,o sırada ziyarete gittiğimiz Kuvvet Karargah’ına da bizzat onun yanında ve aracın içinden telefon ederek,”General’in edepsizlik ettiğini,saygıya layık olmadığını ve ziyaret sırasında da mutlak bir şeyler söylenmesi gerektiğini bildirmiştim.”

Hatırladığım kadarı ile,ziyaret edilen o zaman ki Kuvvet Komutanı Orgeneral Atilla ATEŞ’de gereken tepki de bulunmuş ve ayrıca durum Genelkurmay ve Dışişleri Bakanlığı’na da hazırlanan raporla iletilmişti.

Geldiğimiz, daha doğrusu getirildiğimiz şu noktada düşünüyorum da;
Aynı sahne şimdi tekrarlansa, nabız yoklayan ABD’li o küstah generale aynı tepkiyi gösterilebilir miydik acaba ?
Artık kendimden bile şüphe ediyorum.
Bugün aynı konu sorulduğunda, belki de , sorusunun amacını dahi kavramaksızın kendisine “Kürdistan” konusunda ilave bilgiler verir ve kendisini bilgilendirdiğim için büyük mutluluk bile duyabilirdim.
Ya da “Sayın general siz artık oraları bizden daha iyi biliyorsunuz, lütfen siz bir şeyler söylerseniz biz de faydalanmış oluruz.” bile diyebilirdim.
Belki de daha doğrusu, tüm bu gelişmeler onların planladıkları gibi uyum içerisinde yürütüldüğüne göre bugün için o adam böyle bir soru sormaya ihtiyaç dahi hissetmezdi…

Sevgili Okurlar ;
Stratejik ortak denen ABD, Büyük Orta Doğu projesi kapsamında,ne kadar önceden kim bilir bizim için de neler planladı ki,geldiğimiz noktada bugün bize kabul ettirilmeye ve yetkililerce ifade edilmeye çalışılan tanımlamaları, o general daha on yıl öncesinden hiç çekinmeden açıkça ifade ediyordu.
Demek ki, bugün geleceğimiz noktayı,onlar daha o günlerden bilerek konuşuyor,bizler ise uyuyor muşuz…

Ama artık uyum ve ağız birliği,en üst düzeyde bile gerçekleşmiş olmalı ki;
Ne ABD’li General’in “ Kürdistan” diyerek nabız yoklamasına ,
Ne de onu diyen ABD’li generale tepki göstermeye gerek dahi kalmadı …

Stratejik ortakla birlikte sözde barış için başlanan bu yeni açılımın,
Türk Milleti’ne hayırlı olması dileği ile…
Bir dakika!…
Özür dilerim hata yaptım, binlerce özür …
“Türk Milleti” derken esasen artık,
“Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları” demem gerekiyormuş da…

Saygılarımla.