Zaman zaman yazıyorum; bu gün geldiğimiz noktada, dünya devletleri içinde ülkemiz hiçte küçümsenmeyecek bir yere gelmiştir. Elbette eksiklerimiz var, elbette Atatürk ün işaret ettiği hedefleri henüz yakalamış sayılmayız! Elbette; Eğitimde, Demokraside, Alt Yapıda, Gelir Dağılımında, Teknoloji üretiminde, Ağır Sanayide, Bilimde Vs hepimizin arzuladığı bir noktaya henüz ulaşamadık ama Sosyal Devlet olma yolunda çok mesafe kat ettik… Çok.
Geri dönüşü olmayan bu gün geldiğimiz noktadan ileriye doğru bakarken, arada birde geriye dönmekte fayda var. Dünden bu güne hayatımızda neler değişti, görmek için en iyi yöntem budur! Hatırlamak için geriye bakmak, yada en iyisi gözlerinizi kapatıp, geriye doğru beyninizde zamanda düşünce hızıyla yolculuk yapmak.. Evet, evet en iyisi bu… Geçmiş zamanda düşünce hızıyla beyinde yolculuk!
Arkanıza yaslanıp gözlerinizi kapatmadan önce yazdıklarıma bir göz atın. Beyninizde yapacağınız geçmişe zaman yolculuğunuz için size kaynak olacak bir anımı anlatacağım… İnanıyorum ki okuyunca bana hak vereceksiniz!
T.Ü. nin açılış günü iftar yakın bi saatte yeni üniversiteli kızım aradı; baba evde yemek yok bize pide yaptırabilir misin? Dedi. Saatime baktım ucu ucuna da olsa yetiştirebilirim diyerek; yolumu Baca ya doğru cevirdim… Yeni restarasyondan çıkmış Baca Kebapçısına siparişimi verip beklemeye başladım. Benden önce sipariş verenlerin yanına doğru giderken, yıllarca İpsala DSİ de birlikte çalıştığımız Salih ağabeyi gördüm.
Kısa bir hoş beş ten sonra bana İpsala’ya gidiyor musun? Diye sordu. Arada bir hafta sonları ve bayramlarda gidiyorum abi dedim..Gitmek lazım. Hem şimdi gidip gelmeler kolay. Eskidendi o zorluklar. İnan bana eskinden bayramlar gelirken beni alırdı bir telaş. İpsala’dan Uzunköprü’ye, oradan Merice, oradan da, benim köyüme, daha sonra önce Meriç e ve oradan da Uzunköprü’ye ve nihayet hanımın köyüne ve tabi oradan da tekrar Uzunköprü ve nihayet İpsala’ya nasıl araba bula camda gide cam diye..Çocuklarımı taşıyacaksın, valizlerimi..Birde hava soğuk yada yağmurluysa var sen düşün ondan sonrasını!
Şimdi ne var bayram gezmesine. Herkesin arabası var. Az önce allattığım yollar şimdi arabana bindin mi hepsi iki saatlik yol! Araban yoksa da ilçeler arasında saat başı, köylerle ilçeler arasında günde en az üç, dört kez hareket eden minibüsler var. Nerede o günler komşumuzun bir Reno su vardı, onu köyde yakaladım mı sevinçten havalara uçardım. Aman Hasan abi bizi unutma saat 3 te kasabaya kadar atıver. Diye adeta yalvarırdım. Adamcağız sağ olsun bizi kırmazdı… Parasıyla tabiî ki!
Şimdi 9 günlük bayram tatilini hangi tatil köyünde geçirelim diye, gazetelerin ilan sayfalarından kendine yer beğenenlerin, Ülkemizin geri kalmışlığından dem vurmaları geliyor gözümün önüne de… Haksızlık yapmayalım diye sim geliyor! Çok değil bundan 15 sene önce hatta 10 sene öncesine kadar Salih ağabeyinin anlattıkları hepimizin yaşantısından bir kesit değimliydi?
Tamam, artık arkanıza yaslanıp gözlerinizi kapayabilirsiniz. Şimdi geçmişinize doğru yapacağınız beyin yolculuğuna hazırsanız, başlayın düşünce hızıyla geçmişinize doğru yolculuğa! Görün bakalım neleri unutmuşsunuz?…
Babanızın mezarının üzerinde ki otlarımı nereden gördünüz?
Nasıl oldu bilmem ama Bayram tatillerinde o otel senin bu otel benim siz gezerken; Babanızın mezarındaki otlar baya büyümüştür tabi ki!