Kasaba Politikacıları…

Yazmayacaktım ya olmadı… Yazmadan edemedim. Buna benzer yazıları üç beş yılda bir yazar ve herkesten eleştiri alırım… Bana derler ki; nerede senin tarif ettiğin siyasetçi. Sen bizim seçtiklerimizi beğenmiyorsun. Senin tarif ettiğin siyasetçiyi biz nerden bulacağız ki?

Aslında çok şey istemiyorum insanlarımızdan, onlara diyorum ki; seçmeden önce bir sorun bakalım; size her şeyi yapacağını taahhüt eden siyasilere; İlimiz Nüfusunun bir analizi var mı elinizde? Yani; on yıl sonra ilimizde kaç kişi 18 yaşında, kaç kişi 20 yaşında, kaç kişi 80 yaşında olacak. Biliyor musunuz? Nedir demografik yapımız?

İstatistik bence çağımızın en önemli bilim dallarından birdir. Ne yapacaksınız, neye göre yapacaksınız, ne kadar yapacaksınız, nasıl ve kimlerle yapacaksınız… Bütün bu soruların cevapları sizi modern, çağdaş, doğa ile kucaklaşmış, çevreci, yaşanabilir ve yenilenebilir bir şehre götürecektir!

Size kendi ilimizden bir örnek vereyim. Toki benim asla içime sinmeyen bir mevki olan fırınlar sırtında yaklaşık iki bin evlik bir proje gerçekleştiriyor. Bu projenin için de bir adet Orta Öğrenim Okulu, bir adette İlk Öğretim Okulu için yer ayrıldı ve İlk Öğretim Okulu inşaatı da bitirildi! Şimdi iyice bir düşünün oraya müracaat eden ve ev sahibi olmak isteyen insanların Yaşları, aile yapıları ve çocuklarının yaşları orada bir okul için yeterlimi? Yeterli değilse, ya da planlanan okul yeterli olmazsa ne olacak? Ülkemiz plansız programsız yapılan binalar hurdalığına döndü dönecek!

İşte tam bu noktada yazımın konusu olan Kasaba Politikacıları ortaya çıkarlar! Her şeyi vaat eden ve vaat ettiği hayallerinin peşinden koşan, Bilime ve Bilim adamına saygısı olmayan bu insanlar; her şeyi bilebileceklerini sanıp, kalfa zihniyetiyle her şeyi yapabileceklerine inanırlar! Sadece inansalar… Kaba lafa çabuk kanan bizleri de inandırırlar ki; kötü olanda budur zaten!

Güzel sözlerine inanıp arkasına düştüğümüz bu insanlar, bizi her geçen gün geri dönüşü olmayan bir “Betonlaşmaya” doğru hızla götürüyorlar! Her boş arsayı değerlendirmek(!) uğruna, beklide hiç kullanmayacağımız, ya da birkaç yıl sonra kullanacak insanımız olmadığı için kaderine terk edeceğimiz, çarpık yapılaşmalar içinde yaşamaya mahkûm oluyoruz!

Bakın bu gün hala birkaç kişinin gözü doymazlığı nedeniyle; balkonları bir birine girmiş, yangın merdivenleri olmayan,(İçinde yılda birkaç kez oturulmasına karşın) 40 metre kare salonu olan ama yolun ortasına bıraktığı aracının park yeri olmayan, hiçbir mimari özelliği olmayan Apartmanların boy gösterdiği bir şehirde yaşıyoruz! 20 yıllık mazisine rağmen; hiçbir yerinde Bir Km düz yolu olmayan, ana arterinde her 200 metrede ışıklı ve döner kavşakları olan, yolarında asfalttan çok kasis olan, Hastane ile okulların duvar duvara inşa edildiği bir karmaşayı hep birlikte yaşıyoruz!

İnanın bana bütün bunların tek sebebi bizleriz. Biz öyle istiyoruz diye yağan her yağmurda yollarımız kanal haline geliyor! Yine bizler istiyoruz diye sanki arsa sıkıntımız varmış gibi balkon balkona yaşıyoruz… Birde kasaba politikacılarına verdiğimiz değeri unutmayalım! Asıl sıkıntı Onların çarpık hayallerine bizi inandırmalarıdır!!