DEVLET’E BAŞVURU

Paylaş

Ölüm döşeğinde tahliye sevinci olur mu diye, Ergenekon zanlısı Kuddusi OKKIR hakkında başta Cumhurbaşkanı olmak üzere yetkililere üzüntülerimizi belirten bir yazı yazmıştım.

Ne yazık ki, altmış yaşındaki bu kişi Cumhurbaşkanı’nın yurt dışından dönmesini bekleyemeden hayata gözlerini yumdu ve gündemden düşüp kara toprağa girerek yetkilileri de rahatlattı.

Terör zanlısı olarak Beşiktaş’ta başlayan yargı yolculuğu, Tekirdağ F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ölüm yolculuğuna dönüştü, Trakya Üniversitesi hastanesinde ise ölümle noktalandı.

Tahliye edildiği tebliğ edilemeyecek şekilde bilincini kaybetmiş bu adamın ölümünden üç gün önce de tahliye edilmesi, ailesini daha da perişan etti.

Futbol Federasyonu Başkanı rahmetli Hasan Doğan için elbette hak ettiği methiyeyi düzen yetkililerin, en azından insani açıdan OKKIR’ın ölümü ile ilgili tek kelime etmemeleri bu ülkede iktidar ve güç sahibi olamayan insanların hiçbir kıymeti olmadığını bir defa daha ortaya koymuştur.

Varlığımı borçlu olduğum ve kendisine sadakatle hizmet etmekten her zaman onur duyduğum DEVLET’im sana sesleniyorum ;

Israrla ve tekraren söylediğim gibi fikirleri ve kalemi dışında hiçbir kanunsuz işe bulaşmadığını iddia ettiğim, çocukluğundan beri beynini Devlete adayan Oğlum Behiç GÜRCİHAN şimdi bedeni ile de sizlerin elindedir.

Devletimize ve onu yaşatan bağımsız ve tarafsız yargıya her zaman güvendik ve güvenmeye de devam edeceğiz.

Biz ailece ne bir mağduriyeti ne de bir ölümü kendi lehimize istismar edecek seviye de kişiler değiliz.

Ancak sizlerle şunu da paylaşmak istiyorum.

İfade zaptı dahi kendisine verilmemiş oğlum, kendini anlatamamış ya da anlaşılamamış olmanın küskünlüğü ve ne yapacağını bilememenin çaresizliği ile çok doğal olarak bir çöküntü içerisine girmiş bulunmaktadır.

Siz büyüklerin çocuklarına kısmet olan şans denen şeyin kendisine bir türlü gülmediği gibi, bu gelişmeler üzerine iş hayatının batmış olmasını ve bunun getirdiği çöküntüyü siz başarılı insanların anlaması da mümkün değildir.

Çöküntünün maddi boyutu artık bizim için hiç önemli olmamakla birlikte, fiziki ve fikri anlamda bir çöküntü tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktan korktuğumu işin başında iken sizlerle paylaşmayı bir görev kabul ediyorum.

Oğluma fikren olduğu gibi, fiziki metanet açısından da güveniyoruz. Bizzat kendisi ve biz ailesi hiçbir nokta da ve hiçbir zaman ayrıcalıklı bir hisse kapılmadığımız gibi, kadere inanan ve bu ülke insanları ile birlikte ortak kaderi paylaşmasını bilen, bununla da gurur duyan insanlarız.

Şu an cezaevinde, Kuddusi OKKIR’dan boşalan koğuşu ve yatağı doldurduğu hissine kapılan “çeteci” oğlum, aynı zamanda ondan boşalan manevi bir mirası sahiplenmenin de duygusallığını yaşamaktadır.

Hiç tereddütsüz ifade ediyorum ki benim asil ruhlu ve inançlı oğlum, o kişinin ölümünü haber aldığında o koğuşta en azından bir süre mabet havası yaşayacak ve hiç tanımadığı o kişinin anısını da o daracık ortamda insanlık adına ayakta tutmaya çalışacaktır.

Devlet’im eğer suç ve hesaplaşma kabul etmez isen, seninle tüm içtenliğimle bir şey daha paylaşmak istiyorum;

Sayende uğradığımız manevi çöküş, maddi kayıp, kaybedeceğimiz zaman ve anne baba olarak bizlerde yaşattığın hüzün ülkemin geleceği adına helal olsun.

Sonsuz güven ve sadakatimizi samimiyetle izah ettiğim bu nokta da, bizler önemli değiliz ama içerisinde bulunduğu o ortamda eğer oğlumda bir çöküş hissedersem, açıkça söylüyorum sizin ne özrünüzün ,ne de geçmiş olsun dileklerinizin ve Devlet olmanızın hiçbir anlamı ve kıymeti kalmayacaktır .

Saygılarımla

NOT: Bu söylemlerimin cezaevi yönetimi ile hiçbir ilgisi yoktur. Her gidişimizde gerek dışarıdan gerekse içeriden sorumlu görevlilerin üzerlerine düşen yetki ve sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirdiklerine ailece şahidiz.
Konu cezaevi yönetimi değil, konu hak ve özgürlükler konusuna ve insani değerlere yaklaşım meselesidir ve Devlet’in en tepe noktasındakilerin sorunudur.
Bakan Şahin’in Okkır’ın ölümü konusunda cezaevi görevlileri hakkında soruşturma açması da, günah keçisi arama ve olayı saptırmaktan başka bir şey değildir.