Bu gün size bizlere bıraktığınız emanete, nasıl sahip çıktığımızı anlatmaya çalışacağım.. CUMHURİYETİMİZİN KURULUŞUNUN 83. YILINI büyük bir heyecan ve coşku içinde kutladık… Hele İstanbul ilk defa bu kadar güzel olmuştur, İstanbul oldu olalı…
Cumhuriyetin temel ilkelerini benimsemiş ve çağa adım uydurduğumuzu sayıyorum. 21. yüz yılda eğitim artık doruğuna erdi. Sayenizde dünyanın hiçbir ülkesinde olmayanı başardık… En fazla öğretim üyesi olan kadınlar… Ne yazık ki bu kadar üst düzeye gelmesine rağmen, hala mecliste yerini bulamamasına üzgünüm. Sistem var fakat ona köstek olan para,.. ve çıkarcılık duygusundan mahrum olması… İşte bu sebeplerden Atam kadınlar mecliste bulunamıyor. Bunu da aşmamız gerek. Kadın erkek eşitliğini bozan bu düğümü, kadınlara verilen hakları gene kadınlar sahip çıkarak bozacaklardır.
Tüm özgürlüklere yer veren, ideoloji geleceğe ve gençlere bilinçle hızla ilerliyor.
“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, Benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.”
ATAM! Doğumunun 125’inci yılını kutlarken, yetiştirmiş olduğun neslin, bir bireyi olarak beni çizdiğin uygarlık yolunun hangi noktasında görüyorsun?
Başöğretmenim sözlerinizden bu ülkeyi ve insanlarını çok sevdiğinizi ve onlara olan sonsuz güveninizi şu sözlerinizden anlıyorum… “ Bu ülkeyi kurtaracağız” “ Bu ülke bizimdir” “ölmek var dönmek yok” diyerek inananlarla birlikte cepheden, cepheye çarpışarak aldığınızı ve hiçbir zaman Atam ben kurtardım demediniz. Halkımın inancı olmasa, yiğitlerim olmasa hiçbir şey yapamayacağını söylerdiniz.
Mustafa Kemal Paşa Milli Mücadele’nin önderi, Türk İnkılabının hazırlayıcısı, Toplumcu Lider, büyük bir asker ve teşkilatçı devlet adamıdır 20. yüzyıla damgasını vuran bir dahidir…
Bağımsızlık savaşımızın önderi, çağdaş Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder.Tarih ve insanlığa mal olmuş, eylemleri ve söylemleri ile tüm dünyaya örnek olan bir dehanın çocuğu olmaktan mutluluk duymaktayım.
İlke ve devrimleri ile bize ışık tutan. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Başkomutanlık görevine getirilmiştiniz. Başkomutan olarak yaptığınız ilk konuşmanızdaki “ Milletimizi esir etmek isteyen düşmanları, behemehal ( ne yapıp edip) yeneceğimize dair güvenim bir dakika olsun sarsılmamıştır” sözleri sizin hiçbir zaman ümitsizliğe yer vermediğiniz ve mücadelenizdeki kararlılığı gösteren başka bir örnek.
Milletimizi çağdaş medeniyetler seviyesine üstün çıkaracak ileri görüşlü zihniyetin yerleşmesi çabasındaydınız. Bu bağlamda inkılaplar yapıldı. Amacınız modern bir devlet, çağdaş bir toplum meydana getirmekti. Kültür ve sanata önem vermiş ve hatta sanat okullarının açılmasında önderlik yapmıştınız.
“ Büyük davamız, en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarda değil, düşüncelerinde de temelli inkılap yapmış olan büyük Türk Milleti’nin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa zamanda başarmak için, fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz”.
Türk Milletinin büyüklüğüne inanan ve bununla gurur duyan bir insan. Kahramanlık, vatan sevgisi, çalışkanlık, bilim ve sanata önem verme değerlerin, Türklüğün yüksek vasıflarından olduğunu ifade etmiştiniz.
Değişik fikirlere sahip olan insanları bir mecliste, kendi etrafına toplamayı başardınız. Kısacası Atatürksüz Milli mücadele düşünülemez. O, birleştirici gücü, kişisel özelliklerinden ve karakterinden geliyordu. Yalnız askerlerin değil, sivil halkında güvenini kazanmıştınız.
Atatürk, yalnız yakın geçmişte hizmet etmiş bir lider değildir. Eserleriyle ve düşünceleriyle, gerek Türk Milletinin gerekse başka milletlerin geleceğine ışık tutmaya devam eden bir lider olduğunuzu.
Bütün milletleri bir vücut, her milleti de vücudun organı olarak görmüştür.
“İnsanları mesut edecek tek vasıta, onları birbirine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçları karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir” derken insanlar için ne kadar iyi duygular beslediğini açıklamıyor mu?
Atatürk insanlığa değer vermiş, insanlığın hizmetinde çalışmayı amaç edinmiş. Yaptığınız bir konuşmada şu sözlere yer vermiştiniz.
“İnsan, mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli”
Kendi milletinin mutluluğuna ne kadar kıymet veriyorsa, bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki bu yola çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu temine çalışmak demektir”.
Size göre barışın bozulmasından bütün dünya ülkeleri ıstırap duymalıydı. dünyada yalnızca sevgi egemen olmalıydı. Sizin bu sevgi anlayışının nedeni insanlığa duyduğunuz saygınızdandı. “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü barış idealinizdendir.
Atatürk bir gün her canlı gibi aramızdan ayrılacağını bilincinde ve bize emanetini bırakırken şu sözleri söylemiştir.
“ Benim naciz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır ancak Türkiye Cumhuriyeti İlelebet paidar kalacaktır”
Bu sözlerle canınızı ortaya koyarak, verdiğiniz mücadeleler karşısında kurduğunuz devleti bizlere emanet edişinizde hiç şüpheniz yoktu sizin emanetineze sahip çıkacağımıza güveniyordunuz.
Büyük önder ülkenin, Ulusun varlığının koruma görevinin, kendinde olduğuna inanmış “ Milli Mücadele’ yi yapan doğrudan doğruya milletin kendisidir, milletin evlatlarıdır.” Sözü ile tanımlamıştınız.
Nutuk’u 15 Ekim 1927 de okumaya başladığınızda 6 gün sürmüştür. 1920 de İstanbul’dan ayrılırken kafasınızda iki sorun vardı.
Biri işgale son vermek
İkincisi ise yep yeni Çağdaş bir Devlet kurmak.
Bu olguyu 18 yol arkadaşı ile birlikte geldiğiniz Samsun a vardığınızda Kurtuluş savaşı olarak ilan etmiştiniz.
Nutuk bir muhasebedir. O muhasebeyi yaptıktan sonra aradan sekiz sene geçmişti tekrar İstanbul’a gelmeniz için.
Nutuk incelenecek olursa Atatürk’ün ne derece planlı iş yaptığını görüyor ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşündüğünü anlıyoruz.
Nutuk elbette sizin Kurtuluş savaşının tüm aşamalarını ama dostuyla, düşmanıyla, sarayıyla, saltanatıyla, konu içersinde cereyan eden ve rol alan herkesle hesaplaştığı bir belgenin, belgeselidir. Çok açık kaleme alınmış olup okunması 36 saat 33 dakika sürmüş. Meclis iki devre günde yaparak 6 gün de okunmuştur. Atatürk halka hesap vermiş, bütün ülkelerin gözü kulağı bu nutuktaydı. En sonunda “Gençliğe Hitap” esini okuyarak bu ulusu gençler ilelebete taşıyacaklardır demiştiniz…
Atatürk çocukluğundan beri çok kitap okuyan biri olarak tanınır. Genelde yabancı Fransız’ ca kitapları ve uygarlık olarak seçilmesine özen göstermiştir. 1870 olan Fransa ihtilalini benimsemiş benimsetmiştir.
Fransa ihtilali dünya insan hakları verilmesi, yayılması açısından çok önemli kaynaktır. Bu modeli bizlere laik görmüş ve aynen uygulamıştır. Atatürk bir konuşmasın da der ki
“ Biz Fransa’nın kültür kaynaklarından içtik”
O zaman da.. savaş anında bile, devrimleri yaparken. Bir taraftan da Müzik, Tiyatro ve operanın Türkiye’de öğretilmesi için yeteneklileri Yurt dışına tahsile göndermiştiniz. Bu davranışla Türk insanının Avrupa’ya açılmasını ve Türklerin neyi başaracağının kapılarını açmış oldunuz.
Harf devrimi ile okuma yazma bilmeyen ulusu kısa sürede okur-yazar olması, isteği Türk milletinin aydınlık yarınları için gerekliydi. Tebeşirle, kara tahtada okuma yazma öğretmesi, ile Baş öğretmen unvanına da laik görüldünüz.
“Öğretmenler, Cumhuriyet, fikren, ilmen, bedenen kuvvetli ve en yüksek karakterli muhafızlar ister.” Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir” temennisinde bulunmuş ve gelecek nesli öğretmenlerin yetiştireceğinden. Öğretmenlerin, mesleklerinin kutsallığını çok iyi dille ifade etmiştiniz.
Bir insan devrimci doğmaz, yetişir. Atatürk, çok erken yaşta bilgi sahibi olup, fikir geliştirdi, devrimleri tam bir savaş ustasıymış becerisi ile planlayarak, halkı hazırlayarak, Kurtuluş savaşı kazanıldı. Halka benimseterek, halk egemenliğinin devrimini bütün dünyaya örnek olmuştur. Hiçbir dünya ülkesinde böylesi geniş çaplı, içeriği düşünülerek yapılmış devrim yoktur. Onun hızına varmak mümkün değildir.
Böylesi mükemmel insanlar, üst insanlardır. Üst insanlar ölmez bizim hayat felsefemizde yaşarlar daima beynimizde, kalbimizde, kişiliğimizde, özgürlüğümüzde. Özgürce düşünüp, yazmamızda payı olan. Ulu önder Mustafa Kemal paşam sizin özrünüze sığınarak, yazıyorum siz Cumhuriyeti kurarken arkadaşlarının tarafından hazırlanan iki büyük krizi beynin, öngörün ve yorumlarınızla atlattınız. Şimdi bu zaman… o an ki bizler de çıkmaza girdik. Ülkece bir yandan AB uyarıları diğer taraftan ekonomik krizlerin getirdiği ahlaksızlıklar diz boyu düzen bozuldu, bozulacak gibi kısır döngüye girdik. Senin fikirlerini örnek alarak bu krizlerin altından biz çıkarız. Onun için ne oluyor emanetime diye kaygılanmayın.. “ Dahili ve harici düşmanların olacaktır” sözünüzü hatırlamamak mümkün mü? Sadece o fikirlerin varlığını biliyor, kabullenmiş gibi görünüyorum… Kendisini kürsü için diye değil, insan için yaratılan yöneticiyi mutlaka bulacaktır….
Saygı ile anarken Başöğretmenim ödevini zamanında yapamayan bir öğrencinin ( hatasını anlayarak) utangaçlığı ile İlkelerinin önünde eğiliyorum. Emin olmanızı istediğim. İzinde olduğumuzu ve daha da aydınlık yarınlara bıraktığı emaneti götüreceğimizin sözünü tekrar veriyorum.
Yolunda büyük bir azimle yürüyen taleben.