Yerli Patatesçi… Bosna Köylü Pazarcı; Ne Oldu Boyun Uzadı mı?

Paylaş

Bir yıllık boykottan sonra eşimle pazara çıkmaya karar verdik. Evimize yakın süper marketlerin meyve sebze reyonları, yaz mevsimine yakışan zenginlik ve canlılıkta olmayınca (acaba başka illerde de bu büyük marketlerin meyve ve sebze ürünleri böylemidir?!) taze kaliteli ve ucuz meyve sebze arayışlarımızı el arabasıyla meyve sebze satan seyyar satıcılara yönlendirdik. Gördük ki onlar da bir kasa iyi mala iki kasa standart dışı malzeme koyup satış yaptıkları için bizim ihtiyaçlarımıza cevap veremiyorlar; Ailece aldığımız ortak kararla Edirneli pazarcılara koyduğumuz kişisel boykotumuzu kaldırıp, Cumartesi Pazarı’na gitmeye karar verdik.

Bütün tezgahları standart sebze ve meyvelerle süslemiş olan Cumartesi Pazarı pazarcıları, bir yıl önceki gibi arkası görünmeyen yüksek vitrinlerini, albenili mallarıyla süslemişler. Eşim, Karaağaçlıların tezgahları az ilerde, onlardan alışveriş yapalım deyince, tezgahlara ve fiyatlara baka baka ilerledik.

“Yerli patates, Bosna Köyü patatesi” yazan tezgâhın önünde durduk. Etikette 3 kg 2 milyon yazan tezgâhta ki patatesler, portakal büyüklüğünde ve temizdi. Hiç tereddüt etmeden ve az ilerdeki biraz daha küçük patateslerin üzerindeki “1 kg 400 bin” yazan etikete de hiç aldırış etmeden, “Mademki hemşerimsin ver bakalım bize 3 kg patates” deyip 2 milyon lira ücretini ödedim.

Aynı duygularla az ilerdeki tezgâhlardan domates, soğan, şeftali ve üzüm aldık. Karaağaç HIYARINI kendimiz seçtik! Sütlü mısırı da, biber, taze fasulye ve barbunya fasulyesini de elimizle seçtik sayılır…

Yanar yakar güneşin altında kan ter içinde pazarımızı bitirip evimize geldiğimizde kızlarıma; “canım çekti, üç dört tane patates haşlayıp salata yapalım” dediğimde aldığım cevapla anladım ki, EDİRNELİ PAZARCILARA BİR SENE DEĞİL BİR ÖMÜR BOYU BOYKOT ETMELİYMİŞİM! Kızım mutfaktan “bu patatesler limon kadar, ancak 10 tanesinden bize salata olur. Ben alsam bu patatesleri dünyanın lafını söylersin” diye sesleniyordu.

Hışımla mutfağa gittim, patates poşetini boşalttım. 4 adedi portakal kadar gerisi limon ve limondan küçük toplam 18 adet patates saydım. Lanet okuyup ne kadar salak olduğumu düşünürken aynı hırsla domatesleri döktüğüm kapta 2 kg domates içinde 3 tane ezik birde çürük domates gördüm. Üzümün bir salkımı dışındaki salkımların yeşil, koruk olduğunu görünce salak değil dolandırılmış olduğumu, soyulmuş olduğumu hissettim. Bir daha Edirne pazarlarına çıkmayacağıma dair kendime söz verdim ve beni soyan pazarcılara lanet okudum. Beni ve Edirne halkını salak yerine koyan pazar esnafı için kendini telef eden arkadaşlarıma ve kendime acıdım. Pazarcılık ölmesin diye yazdığım yazılara çok üzüldüm.

Şimdi soruyorum; Bosna köylü üretici, Karaağaçlı pazarcı esnafım, bana çürük çarık domates verince boyunuz mu uzadı, beni kazıklayınca boynuzunuz mu çıktı? Yazık… İnsanları kandırarak elde ettiniz kazanç farkında olmuyorsunuz ama pazarcılığın sonunu hazırlıyor. Ekmek tekneniz olan o yüksek tezgâhları ne zaman insanların göreceği, altı da, üstü de bir malzemeyle doldurmaya başlayacaksınız o zaman kazanmaya da başlayacaksınız. Ekmek teknenizin adı TEZGAH sizin adınız TEZGAHCI değil, bunu hiç bir zaman unutmayın sizin adınız PAZARCI akıllı olun öylede kalsın…