PSİKOLOJİK SAVAŞ ?

Bu Ülke’de Devlet’le ve özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri ile hesaplaşmak adına, istismar edilebilecek her olayı kendi çirkin amaçları doğrultusunda saptıran ve büyüten özel bir grubun varlığı artık kendini daha açıkça ortaya koymaya başlamıştır.

Eğer yazılanları ve söylenenleri dikkatle ve düşünerek izliyorsanız, Yedi Mehmetçiğin şehit olduğu Tokat olayından bu yana, basının yanı sıra bazı siyasiler de dahil olmak üzere bu çirkin ve maksatlı sinsi saldırganlığı her olayda görebilmek ve hissedebilmek mümkündür.

Olayı saptırdıkları, yalan, iftira ve saptırma beyanlarda bulundukları çoğunlukla ortaya çıkmış olmasına rağmen, aynı kişilerin görsel, sesli ve yazılı basında 24 saat kesintisiz yayın fırsatı bulabilmeleri ise düşündürücüdür.

Kasıtlı ve hesaplı bir yaklaşım içerisinde oldukları düşünülen bu tür kişilerin her geçen gün artan bir tempo ile ve de çekinmeksizin saldırılarına devam edebilmeleri bu grubun, çok güçlü odaklar tarafından desteklendiği ve de himaye gördüğü izlenimini de kuvvetlendirmektedir.

İftira ve yalan üretmekle görevli bu sözde basının hukuku ve ahlakı dikkate almayan cesaretlerine ve bazı siyasetçilerle olan dayanışmalarına bakılırsa, himaye ve destek görmekten öte bizzat, güç odaklarının bir parçası olma ihtimali bile akla gelmektedir.

Özgürlük ve demokrasi değerleri ile zerre kadar ilgisi olmayan, bu değerleri sadece kendi kirli amaçları adına maske olarak kullanan basının, bu kapsamda yaptığı her haber ve yorumda görülmüştür ki, ya bir yoktan ya da bireysel bir hatadan uydurdukları çok büyük yalanların, iftiraların ve senaryoların esas hedefi bizzat TSK’dir.

Sonradan doğruların açıklanmış veya ortaya çıkmış olmasının da onlar için hiçbir önemi olmadığı gibi ciddiye aldıkları da yoktur. Bilinçli ve maksatlı olarak yaptıkları yalan ve iftira operasyonunun istenen amaca ulaşması onlar için yeterlidir.

Açıkçası;
Çok iyi yetiştirilen ve kullanılan bu tür kişilerin, Ülkemiz’de yürütülen Psikolojik Savaş’ın ya maşaları ya da militanı olarak güç odaklarının kendilerinden beklediği görevi başarı ile yerine getirmeye çalıştıkları anlaşılmaktadır. Bir yandan bu müfteriliği ustaca yerine getirirken öte yanda, TSK bizim gözbebeğimizdir söylemleri ise koca bir yalandan ibarettir.

İnanıyorum ki;
Ne basın ahlakı ne de hukuku tanımayan ve Türkiye’yi huzursuz bir ortama sürükleyecek şekilde çirkin oyunlar kuran bu grup, eninde sonunda tüm çıplaklığı bir gün ortaya çıkarılacak ve yargı önünde hesap verecektir.

İşte o zaman, hepimiz;
Bu Güzel Ülke’de, bir zamanlar geniş çaplı bir PSİKOLOJİK SAVAŞ yürütüldüğünü ve demokrasi, insan hakları maskesi ile bazı güç odaklarının İnsanlarımızı birbirine düşürmeye çalıştığı gerçeğini çok iyi anlayacağız.