Zaman zaman Halk Eğitim Müdürlüğü bahçesinde oturup dinlenirim. Selimiye’nin muhteşem görüntüsünü karşıma alıp ne kadar şanslı bir insan olduğumu düşünürüm hep..Bu muhteşem yapının heybeti kadar estetiği de insanı kendine aşık etmezde ne eder! Hele minareleri arasındaki ahenk beni büyüler adeta..Her zaman derim; insanın hayata baktığı yer çok önemlidir..Sinan bunu bildiği için,Minareleri öyle bir yerleştirmiş ki, belli bir acıdan ve uzaklıktan baktın mı, Selimiye’nin arkada kalan minareleri görünmez.Bu noktalardan biride Halk eğitim Merkezinin büyük tahta kapısının kenarıdır! Sinan bu özelliği ile 81 metrelik minareleri, önde ki minarelerim arkasına saklamış ve “her şey görüldüğü gibi değildir!” Mesajını tüm dünyaya Sanki Halk Eğitimin bahçesinden vermiştir!
İşte böylesine muhteşem bir yerde gazetemi okuyup iftar vaktini beklerken, Oturduğum yerden biraz ötede, iki genç sohbet etmek üzere bank a oturdular..Keşke oturmaz olaydılar da aralarında gecen o çirkin diyoloğu ben duymaz olsaydım..
Yaşı henüz 15–16 olabilecek kadar narin ve güzel kız, yaşı 17–18 olacak kadar dinç ve çirkef delikanlı, belli ki sevgililer. En azından kız öyle sanıyor. Daha arkamdaki bank a oturur oturmaz cep telefonu ile ilgili bir konuda tartışmaya başladılar! Ağır işiten kulaklarımı tırmalarcasına yaptıkları sohbet!(Kavga desek daha yerinde bir terim olur!) bir ara öyle bir hal aldı ki; içimden şimdi bu çocuk kızı kesecek diye beni düşünmeye sevk etti.
Biraz dikkat edip kulak misafiri olunca Hayretim bir kat artarken sinirlerim tepeme vurdu! Çocuk mütemadiyen kızın babasına hakaretler yağdırıyor. Sövüyor. El kol hareketi yapıp dövecekmiş gibi yapıyor. Kız sessizce çaresizmiş gibi işaretler yaparken, Sevgilisi sandığı(!) salağa dil dökmeye çalışıyor! Öyle bir an geldi ki, benim tahammülüm bitti..
Kalkıp;kızım bu salağı sevdiğini sanıyorsun. Kendini bu manyağın sevgilisi sanıyorsun ve bunu aşk sanıyorsun.. Bunların hepsi yanlış.. Senin bu yaşadığın AŞK değil. Bu manyak ta senin sevgilin değil. Diyecek oldum, son anda kendimi toparlayıp vazgeçtim.
Aklıma kızlarım geldi. Ve bir baba olarak, böylesine kendini ve ailesini aşağılatan genç kıza ve ailesine acıdım..Biraz daha beklemeye ve dinlemeye karar verdim.
Ne kadar dursam fayda yok, Manyak, sapık mı ne bağırdıkça bağırıyor, kızda sustukça, susuyor ve çaresizce çırpınıyor.. ne olursa olsun müdahale edicem deyip ayağa kalkarken kız; ben gidiyorum dedi ve bahçenin dışına doğru yürüdü..
İçimden sesimin çıktığı kadar kızın arkasından bağırmak geldi..Olmaz kızım bu aşk değil! Bu manyakta senin sevgilin değil! Ne aşk nede sevgili senin sandığın gibi değil!! Bağıramadım tabi ki..Olayı arkadaşlarıma anlatıp üzüntümü ifade ettiğimde aldığım cevapla bir kez daha moralim bozuldu..Bana dediler ki; iyi ki de müdahale etmedin.önce kız sana ne derdi..Daha sonrada erkek sana ne be diyerek sana hakaret edip tehdit ederdi!!
Öğrendim ki okullarda bu tür ilişkiler oluyor ve bazı aileler müdahale eden öğretmenlere hesap soruyorlarmış!! Ya sonra ..Böyle kızların çoğu okulu bitirmeden yada hemen bitirince evleniyorlarmış.. Eee iyi o zaman derken lafımı boğazıma diziyorlar..
Üç ay bilemedin bir yıl sonra boşanıyorlar..Çoğu zaman da bir çocukla olu orta kalıyor bu kızlar!!! Peki, çare yok mu? Diyebiliyorum..sessizce.
Belki okullarda böyle çocuklara ulaşmaya çalışılsa, yaşanmış kötü örnekler anlatılsa, hatta imkan bulunsa da gösterilse..
Aşk ve Sevgili de mi anlatılamaz yani..Bu kadar mı çaresiz bu konu..