Erbakan Hoca’nın, kayıp trilyon davasından almış olduğu cezanın geri kalan yaklaşık iki yıllık kısmının Cumhurbaşkanı tarafından kaldırıldığını öğrendik.
Meseleye yaşlı ve sağlık sorunu olan bir insanın affı açısından bakıldığında, insani değerlere saygı adına hiçbir itiraz olamayacağı gibi, Erbakan’ın kendisine de geçmiş olsun demek gerekir.
Ancak olaya ceza aldığı, “Kayıp Trilyon” davası açısından baktığımızda, bu ülkede demokratik değerler ve ilkelerin kıymetini anlamakta ve nasıl bir dönüşüm içerisinde olduğumuzu da kavramakta gerçekten zorluk çekiyorum.
Bilindiği gibi ‘’ Kayıp Trilyon ‘’ olarak hatırladığımız suçlamanın sorumlularından birinin de, o zaman Erdoğan Hoca’nın sağ kolu durumunda olan Abdullah GÜL olduğu söyleniyordu. Çok ciddi suçlama ve tartışmalara rağmen kendisi hakkında hukuki bir soruşturma yapılmamış ve bu kayıp para ile ilgili kendisine yöneltilen ciddi iddialar da ortada kalmıştı.
Olayı, ERBAKAN ve GÜL’ün geçmişte iddia edilen bu müşterek sorumluluğu açısından ele aldığımızda demokrasinin faziletine bakın ki; bu ülkede aynı konuda suçlanan iki kişiden biri Cumhurbaşkanı seçilebiliyor ve ceza alan diğeri için af çıkarabilecek yetkilere sahip olabiliyor.
Sanırım bu uygulama demokrasi ve hukuk tarihi içerisinde, bu güne kadar görülmemiş bir örnek olarak yerini alacaktır.
Fazla yoruma gerek yok. Son söz olarak;
ERBAKAN HOCA’ya gösterilen bu vefa duygusu, ölüm döşeğine yatırılmadan önce, ciddi sağlık sorunu olan diğer tutuklu ve sanıklara da nasip olur.
Kalın sağlıcakla.