İsrail Siyasetinde Şaron Döneminin Sonu

Paylaş

Geçen Perşembe geçirdiği beyin kanamasından sonra Ariel Şaron siyasi olarak ölmüştür. Artık siyasete dönmesi zor görünmektedir. İsrail’de 28 martta seçimler olacaktır ve Şaron’un partisi, Kadima (İleri), seçimi büyük ihtimalle kazanacaktır ancak partinin lideri artık Şaron olmayacaktır. Eğer Şaron siyasi yaşamdan çekilirse, bu, İsrail siyasetinde bütün bir neslin sonu demektir ve yeni bir nesil İsrail siyasetine hakim olacaktır.

İsrail siyasetindeki dönemi büyük ölçüde sona erdiğine göre Şaron’un dönemine bir bakalım. İsrail siyasetinde Şaron hem siyasi hem de askeri kariyerinde “Bulldozer” olarak bilinmektedir. Bir asker olarak Şaron realistti ve İsrail’in Filistinlilere karşı hiçbir toprak tavizinde bulunmaması gerektiğine kuvvetle inanmaktaydı. Şaron sadece yeni yerleşimlerin kurulmasından sorumlu değildi aynı zamanda iki önemli katliamdan, Sabra ve Şatila’da birçok Filistinli sivilin ölümünden de sorumluydu. Arka planda, binlerce Filistinli’nin onun olası ölümünü sokaklarda kutlaması sürpriz olmamıştır.

Şaron hem İsrail hem bütün bölge hem de dünya için önemli bir siyasi figürdür. Filistinli yetkililerle daha barışçı ilişkiler kurulmasına dayanan son politikaları etkileyiciydi. İsrail’in Gazze’den çekilmesi bütün dünya için büyük sürpriz olmuştu çünkü daha önceki beyanlarında Şaron böyle bir olasılıktan bahsetmemişti. Ancak Şaron İsrail siyasetini dünya liderleri tarafından kabul edilen bir yöne doğru sevk etmiştir.

Türkler için Ariel Şaron ismi her zaman olumsuz bir anlam ifade etmektedir: Türkiye’de Şaron sevilen biri olmaktan çok siyasi bir güç merkezi olarak kabul edilmektedir. Yaklaşık 5 yıl önce başbakan olduğunda Türkiye’deki yorumlar olumlu değildi ve herkes onun güç politikası izleyeceği beklentisindeydi. Türkiye’nin desteği temel olarak İsrail siyasetinin kurbanları olarak görülen Filistinlere yönelikti. Ancak, devlet seviyesinde İsrail ile olan ilişkiler çok hızlı gelişmiş ve İsrail Türkiye’nin terörle mücadelesinde Türkiye’ye büyük yardımlarda bulunmuştur. Türk kamuoyu, İsrail askerlerinin genç Filistinliler’in kolunu kırışını veya kendisini korumak isteyen babasının arkasında saklanan genç Filistinlinin öldürülüşünü veya İsrail jetlerinin gösteri yapan Filistinli sivillere ateş açtığını televizyon kanallarında gördüğünde şoke olmuştu.

İsrail’in Türkiye’deki popülist diplomasisi yeterince etkin değildi hala da değildir. Ancak, Türk kamuoyu Şaron’un 38 yıl sonra Gazze’den çekilme kararını olumlu karşılamıştır ve bu, Türk kamuoyunun İsrail siyasetine yönelik tutumunda küçük bir değişime neden olmuştur.

AKP’nin 3 yıllık iktidarı boyunca, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İsrail’e karşı özellikle başlarda temkinli ve mesafeli bir politika izlemiştir, Erdoğan Yahudi devletine karşı çok soğuk bir tavır takınmıştır. Şaron’un 2002’de eski devlet adamı Bülent Ecevit’in başbakanlığındaki koalisyon hükümeti döneminde yaptığı Türkiye ziyareti, Türkiye, Avrupa Birliği teşebbüsü için İsrail’in vereceği desteğe ve küresel terörizme karşı mücadelede İsrail’in vereceğe yardıma ihtiyaç duyduğu bir döneme rast geldiği için önemlidir.

Başbakan Erdoğan, Şaron Rusya’dan Türkiye’ye geldiğinde onun ziyaretine pek ilgi göstermedi, ancak daha sonra bu politikasını değiştirdi ve Türkiye-İsrail ilişkilerini geliştirme yolunda inisiyatifler geliştirdi. Geçen mayısta İsrail ve Filistin’e yaptığı ziyaretler önemlidir Erdoğan, Filistin ve İsrailliler arasında iyi niyet rolü oynamak istemektedir ancak bu sefer İsrailliler buna ilgi göstermemektedir. Ancak Erdoğan ve Şaron Orta Doğu’daki her önemli olayda iletişim hattı kurmaktadırlar ve her iki lider de birbirlerine daha da yakınlaşmaktadırlar.

İsrail’in Başbakan yardımcısı Ehud Olmert Türkiye’yi ziyaret etti, bu önemli bir ziyaretti ve İsrail-Türkiye ilişkileri bir çok televizyon kanalında derinlemesine tartışıldı. Bazıları Olmert’i Fatih Altaylı’nın “TEKE TEK” programından hatırlayabilirler, Olmert bu programda bir Türk profesör ile tartışmaya girmiş ve İsrail’in Türk halkının gözündeki imajını zedelemiştir. Aslında, 11 Eylül’den bu yana İsrail’in Türkiye’deki imajı daha da olumsuzlaşmıştır ve Türk basınının, İslami basının belli bir kesimi her gün İsrail karşıtı propaganda yapmaktadır. Hiç şüphesiz, İsrail’e karşı hala bir sempati vardır ancak 1980’lerden beri Türk toplumunun belli kesimlerinde Yahudi karşıtı eğilimler vardır.

Türkiye, Şaron’dan sonra İsrail’e karşı politikasını değiştirecektir. Türkiye, İsrail-Filistin barış sürecine daha fazla destek verecektir. Filistin’de 25 ocaktaki seçimlerden sonra neler olabileceği ayrı bir sorudur. Eğer Hamas daha da güçlenirse, bu, Türkiye için bir sorun yaratır. Ancak İsrail, Türkiye için bölgesel bir ortak olarak kalacaktır ve Dışişleri bakanı Abdullah Gül’ün oraya yaptığı en son ziyaret her iki tarafın da yeni koşullar altında ilişkilerini daha da geliştireceklerini göstermektedir. Türkiye için İsrail, Orta Doğu’da kilit ülkedir ve ABD-İsrail ilişkileri güçlü kalacaktır.

Türkiye İran Devlet başkanının İsrail hakkındaki beyanları konusunda nispeten tarafsız kalmıştır. İran devlet başkanının Türkiye’ye yapacağı ziyaret zamanlamanın iyi olmadığı gerekçesiyle nazikçe reddedildi. Ancak şu anda, Şaron’un ameliyatından ve onun İsrail siyasetine gecikmeli dönüşünden sonra İran devlet başkanının Türkiye ziyareti yakın bir zamanda olanaklı olabilir. İran-İsrail ilişkileri de farklı bir döneme girmektedir ve İran seçim sonuçlarını beklemek zorundadır.

Ancak Orta Doğu’da Şaron dönemi aslında bitmiştir. Yaser Arafat öldükten sonra, Şaron en büyük rakibi ve düşmanını kaybetmiş oldu. İsrail-Filistin anlaşmazlığı yarına çözülmez ancak en azından Şaron’un politikalarının kalbini değiştirmesi yeni bir lider tarafından takip edilebilir. Şaron’un siyaseten büyüklüğü tartışılamaz. Şaron’un partisi Kadima’nın onun politikalarını devam ettirmesini umalım. İsrail için radikal politikalara geri dönmek gibi bir alternatif olamaz. Şaron dönemi, radikalizmin İsrail için en iyi tercih olmadığının en iyi delilidir.

Bütün dünya şu anda Şaron sonrası dönemi tartışmaktadır. Onun biyografisi Orta Doğu siyasetinin gerçeğinin bir yansımasıdır. İsrail için varlığını sürdürmek kolay olmadı ve hiç şüphesiz Şaron, İsrail ne ise odur. Bedel çok yüksektir, hatta Şaron için bile.