Asker Paranoyası…

Cumhurbaşkanı Diyarbakır’ı ziyaret etti.
Elbette gidecek.
Bu Ülke’nin her karışı hepimizin ortak malı değil mi ?
Kayseri’ye, Aydın’a, Konya’ya nasıl gidiyorsa çok doğal olarak Diyarbakır’a da, Van’a da gidecek. Ne garipsenecek, ne de abartılacak bir durum. Esas önemli olan bölücüler karşısındaki yaklaşım ve duruş.

Bu konuda sesini dahi çıkarmayan, tüm bölücü yaklaşımları bize demokrasi diye yutturmaya çalışan bazı gazetecilerin sanki diğer her şey normalmiş gibi gezi ile ilgili eleştirdikleri konuya bakın ; “Diyarbakır’da askeri uçuşlar bu geziye gölge düşürmüş.”
İnanmak istemiyorum ama, yine o gazetecilerin yorumuna göre Cumhurbaşkanı da bu konuda rahatsız olduğunu hissettirmiş.

Aydın geçinen ve rahatsız olanlara sormak lazım;
Siz Diyarbakır’da ve daha birçok ilimizde hatalı yerleşim politikaları yüzünden şehirler ile havaalanlarının iç içe girdiğini ve buralarda sürekli bir askeri faaliyet olduğunu bilmiyor musunuz?

Bu ülkede “Asker Paranoyası” na tutulmuş bazı hasta aydınlar ve hasta siyasilerin söylem ve yaklaşımları artık gerçekten kabak tadı vermeye ve demokrasiye de zarar getirmeye başladı.

Delilik derecesine varan bu hastalar meydanı o kadar boş buldular ki, tedavi olmayı kabul etmedikleri gibi kendilerine göre olumsuz ne olsa ve hoşlarına gitmeyen ne görseler tepkileri askere. Rus bilim adamı Doktor Pavlov’un şartlanmış deney köpekleri gibi, hiçbir inceleme yapmaksızın olumsuzluğun faturasını askere kesmeye ve hemen askeri suçlamaya başlıyorlar.

Aydın geçinen bu adamlara sormak gerekir..
Nedir bu Asker paranoyanız ?
Kışladan araç tatbikata çıkar rahatsız olursunuz.
Harbiyeli’nin törende koşması gerekir güzergah vermezsiniz.
Uçakların eğitim faaliyetine aptalca yakıştırmalar yaparsınız.
İmralı’dan teröristin talimatlarını özgür düşünce diye kabul eder günlerce tartışırsınız ve değerlendirmeler yaparsınız. Okyanus ötesinden gönderilen okunmuş, üflenmiş fetvaları baş tacı yapar, inanç ticareti ile siyasi güç odağı yaratırsınız.
Tüm bu saçmalık ve hainlikleri de demokratik yaklaşımlar olarak yutturmaya çalışırsınız.

Asker üzerine düşen konularda yanlışlıkla bir açıklama yapar ise, hiç gecikmeden TSK’ni demokrasi düşmanı ilan edersiniz.

Sizin ki, açıkça bir şartlanmışlık yani hastalık.

Dünya’nın ve Ülkemiz’in geldiği bu günkü noktada, demokrasi açısından Asker’in müdahalesini kabullenmek nasıl mümkün değilse,”Asker Paranoyası” hastalığına tutulmuş bu aydın ve siyasilerin demokrat diye televizyonlarda ve gazetelerde boy göstermelerini kabullenmek de mümkün değildir. Onların bu şartlanmış beyinleri açıkça insanlarımızı birbirine düşürmekten ve demokrasiye ihanetten başka bir işe de yaramamaktadır.

Eğer gerçekten demokrasiye inanılıyor ve bu uğurda hizmet etmek isteniyorsa, artık ”Asker Postalı” üzerinden ucuz siyaseti ve kahramanlığı bırakarak, çağımızın değerleri üzerinden gerçek demokrat olmaya çalışmak gerekmektedir.

Bu tür önyargılı beyler ve bayanlar eğer yine de önyargılarından kurtulamıyorlarsa, dostça ve samimi olarak belirtelim ki;
Demokrasiye ve Bu Ülke’ye daha fazla zarar vermemeleri için ciddi bir psikolojik tedaviye ve ardından da demokrasi eğitimine alınmalıdır.