Hep siyasi kulis olmaz arada bir de değişik sohbetler yapmak lazım… İnsanın havdan sudan konuşacak meseleleri de olmalı diye düşünenlerdenim. Vaktinin tamamını işine ayıran insanların hayatın tadını yeterince çıkaramadığını düşünürüm nedense… Bundan dolayı kendime her zaman fırsatlar yaratmaya çalışırım.
Bence hayat denilen şey; insanın doğumuyla başlayıp, ölümüyle biten zaman dilimi olarak algılanan ömürle karıştırılmamalı! Bir ömrün yoğun koşuşturmaları arasında; insanın kendine ve sevdiklerine ayırdığı zaman olarak ağılanmalı hayat! İşte ben bu duyguyla her zaman ve her yerde kendime ve sevdiklerime ayıracak zaman aralıklarını çok titizlikle takip ederim. Bundan dolayıdır ki benim olduğum topluluklarda çok uzun süreli somurtkanlıklar olmaz. Gülmek ve güzel şeylerin anlatılması hiç bitmez. Her zaman gülemezsiniz tabi ki, gün olur içten içten ağladığımızda olur; bazen sevinçten dökülür gözümüzden yaşlar, bazen de hüzünden… Ama benimle yaşayanlar, hep kendine ve sevdiklerine ayıracak zaman aramayı öğrenmeye mecbur kalırlar!
Şayet yaşanacak ömür varsa(!) hayat için geç kalmak diye bir şey yoktur diye düşünüyorum. Düşünüyorum da; dostlarım geç gelen zenginliklerin hayata ne yararı olur ki? Diye sorduklarında cevap vermekte zorlandığım oluyor!
Siz kendinize ve sevdiklerinize zaman ayırıyorsunuz değil mi? unutmayın yaşanacak ömür varsa “hayat” için zamanınız var demektir. Mesela bu gece eve gittiğinizde herkese bir sürpriz yapın ve kabak tatlısı yapın! Sahi kabak sever misiniz? Evde kabak yoksa ne mi yapacaksınız? Ondan kolayı yok… Eve giderken bir dilim kabak alıp gideceksiniz. Tatlıyı mı nasıl yapacaksınız? Onu da ben anlatı cam..
5 santim genişliğinde kesip kabuğunu bıçakla kazıdığınız kabağı yine 5 santim boyunda dilimleyiniz. Öte yandan yüz gram ceviz içini iyice dövdükten sonra içine bir cay bardağı toz şeker ilave edip karıştırın. Alüminyum folyoyu, 4 parça kabağı alacak ve sıkıca örtecek ölçüde kesip masanın üzerine yayın ve daha önceden hazırladığınız kabakları düzenli bir şekilde yerleştirin. Kabakların üzerine dövüp içine şeker kattığınız cevizlerden alabildiği kadar koyup, folyoyu cevizleri dağıtmayacak şekilde kapatıp düzgün bir şekilde fırına koyun. Bu arada mutfakta oluşturduğunuz çöp yığınını(!) bir poşette toplamayı ihmal etmeyin ki; başka bir operasyon için yüzünüz olsun! Ne kadar sürede mi pişer? Onu denemeden asla öğrenemezsiniz!
Size mahsus bir şey yapmanın zevki ile artık kabak sevdiğinizi de anlamış olacaksınız…
Fotoğraf bu yazının neresinde? diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
O başka bir yazı konusu.
Bu yazıyla bağlantısı ise; şayet yok ben kabak sevmem ve de onunla uğraşmam diyorsanız. İşte size Hayatınız için uğraşabileceğiniz en güzel meşgale… Fotoğraf çekmek.
Biliyor musunuz; hayatımdaki en büyük pişmanlıklardan biri, uygun yaşa geldiklerinde kızlarıma doğum günü hediyesi olarak fotoğraf makinesi almamış olmamdır!
Hadi kendinize ve sevdiklerinize zaman ayırın ve Fotoğrafçı olmaya karar verin. Gerisi kolay… Nasıl mı kolay?
Edirne de EFOT diye bir dernek var! Fotoğraf ve fotoğrafçılıkla ilgili her şeyi öğrenebileceğiniz mükemmel bir ortam. Serdar Başkan; Behiç hoca ve Enver hoca, her biri bir fotoğraf duayeni…
Zamanı hapsedip, zamanda yolculuk yapmanın keyfine varmak için sesime kulak verin. Yarın beni dinleyip kendinize ve sevdiklerinize zaman ayırdığınız için bana dua bile edersiniz! Çocuklarınızda size!