Hırsın ve motivasyonun kaynağıdır. Etkin davranış veya iş yapıldığı zaman hedefe yaklaştıran faaliyettir. Bir amacı olan ve amacı için her gün bir şeyler yapan, amacını gerçekleştirmenin teminatına sahipmiş gibi davranır. Otokontrol gücünü arttırır. Kendi yaşamını yönetme duygusu verir. Örneğin zengin olmak isteğini söylemek iyi bir amaç, ama bu sizin beyninize çok şey söylemez. Niçin zengin olmak isteğini ve zengin olmanın sizin için ne anlama geldiğini beyne tanımlamalısınız.
Neleri istemediğinizi belirlemek için bir asgari standart getirmenizi amaçlayın. En yüksek ve en düşük tespit etmek amaçlanmıştır. İstedikleriniz olduğu gibi istemediklerinizi de tespit edin.
“ Hayatımda hiçbir değişiklik yapmadığım zaman on yıl sonra nasıl yaşıyor olacağım” diye kendinize sorun ve cevapları görselleştirin, konuşturun, hissedin. Hayatınızdaki acılara odaklanarak onların etkilerini artırabilir ve acı eşiği denilen katlanılabilirlik sınırını aşacak şekilde yüklenebilirsiniz. Olumsuzluklar belirli bir orandan daha fazla bize acı verirse kesinlikle onu dünyamızdan çıkarırız.
Amacınız hakkındaki algılamalarımızı tam kesinleştirmek için de hayat amacımızdan başlayalım. Somut ifade eden kelimeleri kullanalım. Örneğin “bilim adamı” yerine “Türkiye’nin en ünlü üniversitelerin birinde profesör olmak” diyebilirsiniz. İkinci örnek “ politikaya atılmak” demeyin milletvekili olmak, Bakan olmak, il başkanı gibi parti adıyla birlikte kullanın. Aynı şekilde biri ile tanıştırıldığımızda karşı taraf Dr. diye takdim edildiğin de, aklımıza gelen ilk soru. Hangi bölüm veya ne Dr. Olacaktır. O halde amacımızı belirlemek şart o istikamete doğru azimle ilerlemek için.
Uzun vade amaçlar ise, temel hayat amaçlarımıza ulaşıp ulaşamayacağımızı belirler. Eğer başarısızlık varsa, buradaki yığılma ayni gömlek düğmelerini ters iliklemeye benzer. Baştakini yanlış iliklemişseniz aşağıya kadar doğru ama yanlış olacaktır.
Yanlış inançlar uygun olmayan karakterler yaratır. Yanlış karakter yanlış davranış üretir, o davranış tekrarlandıkça yanlış alışkanlıklara dönüşür. Sonuç yanlış bir kaderdir. Bazen kaderimizin neden kendi elimizde olduğunu da hep söylemişimdir. Anlayacağınız şimdi, yaptıklarımızın geleceğimiz üzerindeki etkileri neler onları tanıyalım. Dikkat edilecek nokta insanların yalnızca yaptıkları değil yapamadıklarıyla da kaderlerini biçimlendirdiklerini bilmektir.
Amaçlarınız ile aranızdaki en son ve size yakın halkayı oluşturmaya başlayabilirsiniz. Beş yıl sonra ulaşmak istediğiniz noktayı dikkate alarak. Burada önemli olan nokta 3 HAL KANUNU saydığım yasadır.
1- Olmak istediğimiz halimiz. (temel istek ve hayallerimiz)
2- Olmak gereken halimiz. (amaçlarımıza ulaşabilmek için olmak zorunda olduğumuz kişilik)
3- Olduğumuz halimiz. (var olan durumumuz)
Buna göre herhangi bir durumda neler yapacağımıza karar verirken, davranışlarımızı etkileyen bu 3 hal kanunu belirleyicidir. Oysa yapması gerekenleri yaparak başarılı olur. Bundan dolayıdır ki; başarı fedakarlık ister. Üniversite adayının yapması gereken “ ders çalışmaktır” yapmak istediği ise “gezmek, konuşmak” olunca; yapması gerekeni yaparak “başarılı ancak mutsuz” sadece yapmak istediklerini yaparak da “doyumsuz ve başarısız” olur. Hayatın temeli ise dengedir. Unutmayın hayat bedeller ve ödüllerden ibarettir. Ödül için bedelini ödemek, bedeli ödemek içinde sonunda bir ödüle sahip olmak gerekir. Acı ile zevk, ödev ile eğlence, başarı ile mutluluk arasındaki o ince nokta sizi bekliyor… keşfedin onu!
Amaçlarımıza ulaşmak için çektiğimiz acılar en soylu duyulardır. Gerçek şu ki insanlık eğlenerek değil acı çekerek ve ter dökerek ilerlemiştir. Amaçlarınız sizden nasıl bir insan olmanızı ister.
Sahip olmak istediğinim karakter özellikleri hangisi? Bunu araştırırken sahip olmak istediğiniz ile sahip olmanız gereken karakter özellikleri arasında uyuşan ve çatışan noktaları belirlemekle başlayın. Size yardımcı olabilmek için birkaç örnek.
Kızılay’a genel müdür olmak istiyorsanız yardımsever; politikacı olmak istiyorsanız sabırlı, hukukçu olmak istiyorsanız adil ve dürüst, iş adamı olmak istiyorsanız zeki ve gerçekçi, yazar olmak istiyorsanız duyarlı ve insan olmanız gerekir. Örnekte anlatmaya çalıştığım gibi işi ile insan bir bütün, olmuşsa başarılı olur.
Amaç aynı zamanda misyonumuzu da belirler. Vizyon en basit şekilde tanımlayacak olursam “ geleceği görmek” demektir. Geleceği doğru görmek ise vizyonun kalitesi ile ilgili bir konudur. Misyon ise kişinin vizyonunu gerçekleştirmek için üstlendiği görevdir. Mesela bir politikacı ve devlet adamı arasındaki farkı şöyle ifade edeyim.
Politikacı, gelecek seçimleri düşünür.
Devlet adamı. Gelecek nesilleri düşünür. Bu aynı zamanda vizyon ve misyon sahibi, seçkin, idealist insanlardır. Gündelik yaşayan istatistik insanlar arasındaki farkı da ortaya koyar.
Başarılı olmak, lider olmak, hayallerinizi gerçekleştirmek istiyorsanız ilk ihtiyacınız olan şey kendinizi uğrunda zorlayacağınız bir takım “ yüce ideallere”, üst değerlere sahip olmaktır.
Sizlere vizyon ve misyon kazandırmakla yüce değere bağlanmanın yarattığı, kararlılık ve moral gücü oluşturmanızı amaçlıyorum. Ayrıca yalnızca “amaçlarıyla oynayan” yabancılaşmış bir insan olmadan, amaçlı, etkin, sosyal insan olmanız için gerekli. Örnekte açıklamaya çalışıyorum eğer bir avukat “ zengin bir avukat” olmayı misyon edinmişse kendisinden tiksinir bir süre sonra pes eder. Oysa “adaletin tecellisini” kendisine misyon seçebilirdi.
Amacı tetikleyen sizi başarıya götürecek bir sloganınız olmalı. Bazen bir slogan bir saatlik konuşmadan daha fazla beyni etkileyebilmektedir. Peki beynimizin bu zayıf ve ilkel yönünü, kendi lehimize olacak şekilde nasıl kullanabiliriz? Bunun yolu bir amaç emri ve başarı sloganı belirlemektir. Aslında bunları her insan yapar her zaman ki gibi bilinçsizce! Amaç emri insana yapması gerekeni yapma (iç disiplin) becerisini kazanmasına yardım eder. Başarı sloganı “ başarabilirim hissi” ve “ başaracağım” inancı oluşturarak özgüven ve motivasyon sağlar. Benim amaç emrim “ yapman gerekeni yap” veya “ benim için kendi sözüm yasadır” şeklindeydi. Örneğin Rocky filminde, içeriği boks ağırlıklı bir yapım oradaki antrenör çalıştırırken ve maçta bağırarak devamlı söylediği söz “ acı yok” maçta bir sürü dayak yemesine rağmen antrenörün maç ortasında bağırarak tekrarladığı “acı yok”, “ acıma yok” sloganı onu kendine getirmiş ve hatta maçı kazanmasını sağlamıştı… ( gerçi o bir film ama…) Tüm Yahudilerin ulusal sloganları ise zor durumda kaldıklarında kullandıkları “ bir daha asla” kelimesidir.
Dünyada insanlar üçe ayrılır;
1- Kendi aklını kullananlar,
2- Başkalarının aklını kullananlar,
3- Başkalarının akılsızlığından yararlananlar.
Şimdi bunu size örnekle yazayım ki hemen alınmayasınız. Kendi aklını kullanana bir dershane sahibi dersek, buradaki ders veren öğretmenlere de başkalarının aklını kullanma diye yumuşatayım, burada öğrenimi iyi alamamış talebelerin yetiştirildiğini düşünürsek kimsenin kalbini kırmamış olurum…