Eş dost sohbetlerinde; hayat tecrübemiz, bilgimiz, görgümüz ve yaşantımızla ilgili diyaloglarımızdan dolayı, fikrimizi alıp, naçizane hayata baktığımız noktadan, dünyayı ve olayları bir de benim gözümle görmek isterler. Böyle durumlarda paylaşabileceğimiz(!) ne varsa, eşimle, dostumla paylaşırım.
Nedense bildiklerimizi, duyduklarımızı, gördüklerimizi ve hissettiklerimizi ortaya koyduğumuz bu sohbetler her zaman bir Serencem yerini tutmaz. Eeeee boşuna dememişler “Bir Serencem bin nasihatten evladır.” diye.
Gönlüm asla kimsenin bir serencem atlatmasından yana olmamakla beraber, maalesef hayat insanlara acı tecrübeler yaşatmaya devam ediyor. Mevki, makam sahibi tanıdıklarımın bir kısmı, unutulmaması gereken şu üç nasihati maalesef bu aralar unutmuş görünüyorlar.
1- Bulanık sudan geçme
2- Ne oldum deme
3- Yediğin çanağa pisleme
Peki ben niye hatırlamıyorum… Dostuz ya… Ondan.. Bulanık sudan geçerseniz, altını görmediğiniz içi çamura batar, üstünüzü başınız paralarsınız. Ne oldum deseniz eşinizi, dostunuzu unuttuğunuz gibi Alternatiflerinizin de olduğunu unutursunuz! Bir de, üstüne üstlük sizi destekleyenleri ve size yardımcı olanları unutur, onların size çanakta sunduğu nimetleri küçük görüp, çanağın içine tükürürseniz… Hah işte şapa oturmuş olursunuz! Bilesiniz ki artık tükürdüğünüz, pislediğiniz çanağın içinde besleneceğiniz günler çok yakındır.
Birde kötüleri ve ahlaksızları cezalandırmak yerine, suçlarını örtbas eden, bundan dolayı da ellerinde onlara karşı kozu olduğunu sanan yöneticiler vardır! Onların unuttuğu en önemli şey, kontrol altında tuttuğunu sandığı kötülerin, zavallı yöneticinin etrafındaki iyileri kovduğudur!! Yapılan yapanın yanına kar kaldığı sürece çürüyen sistem ilk önce kendini kuranı yok eder!!!
Etrafında iyiler kalmayan yöneticilerin tutunacak dalları kalmadığından, yapacak pek bir şeyleri de kalmamış olur!!
Demek ki neymiş… Kötünün iyisi olmazmış…