Bir önceki Yazımızda dolaylı olarak Altınordu’dan bahsettik. Altınordu’nun bir Devlet olduğunu yazdık ama, bu husus ya göz-
den kaçtı veyâ devlet adındaki ordu sözü kafaları karıştırdı. Konumuz Altınordu… Evet, Altınordu ne demek?.. Şimdi, bilgimiz çerçeve-sinde bunu yazalım. Altınordu’yu anlatmaya çalışalım.
Cengiz Han, bugünkü Rus-Avrupası’nın doğu yarısından Pasifik’e kadar yayılan ülkesini (târihin gördüğü en geniş ülke budur) 1227’de ölmeden önce dört oğlu arasında paylaştırmıştı. Paylaşımda, ülkenin batısı büyük oğul Cuci (Coci, Coçi)’nin payına düşüp, bu-rası onun toprağı olmuştu. Ne var ki, kaderin bir cilvesiyle Cuci, babası Cengiz Han’dan birkaç ay önce birden ölüverdi. Ağabeyleriyle babalarını peş-peşe kaybeden Cuci’nin kardeşleri yâni Çağatay, Oktay (Ögedey) ve Tuluy, ağabeylerinin payını tekrar ikiye bölerek ye-ğenleri olan Orda (büyük) ve Batu (küçük) arasında bölüştürdüler. Güney topraklarına Ak Ordu denilerek büyük kardeş Orda’ya, batıda ve kuzeydeki topraklara da Gök Ordu denilerek, daha sonra Batu Han veyâ Sayın Han diye târihe geçecek küçük kardeş Batu’ya veril-di. Batu’nun payına düşen yerler, Hazar’ın kuzeyi, Kafkaslar ve bugünkü Rus-Avrupası’nın doğu yarısına rastlıyordu. Cengiz’den sonra, onun vasiyeti üzerine Ögedey büyük han yâni imparator olmuştu. Diğerleriyse, hâliyle kral statüsünde olacaklardı. Uçsuz-bucaksız ül-keyi, kardeşler ve yeğenler bölüşüp böylece birlikte yöneteceklerdi.
Cengiz Han’ın Moğolca ve Türkçe konuştuğu bilinmektedir. Biz Türkler, Cengiz Hanı Türk veyâ Türk-Moğol sayarken, Batılılar-la diğerleri ona Moğol demektedirler. Gerçek her ne idiyse, Sayın Han Orta Asya’dan batıya hareket ettiğinde ordusunun yüzde sekse- ni Türklerden oluşuyordu. Üstüne yürüdüğü topraklar da büyük-büyük ölçüde Türklerin yurduydu. Buralarda; Kıpçak (Kuman) lar, Bul- garlar, Hazarlar başta olmak üzere Türkler yaşamaktaydılar. Arada, Alanlar gibi azınlıklar var idiyse de, bunlar kayda değer sayıda de-ğildiler. Alanlar için, bunların Kafkas ve Îran asıllı olduklarına ilişkin iki ayrı görüş vardır.
Cuci ve Cengiz Han’ın ölümlerinden sonra, ülkenin batısından daha öteye yapılması planlanan seferin başına Batu Han geti-rildi. 1227’den hemen sonra başladığını kabûl edeceğimiz Batu Han komutasındaki bu harekât, on yıl kadar sürdü. Harekât bittiğinde, Litvanya, Polonya ve Ukrayna, hemen tamâmen ülkenin sınırlarına katılmıştı. Önceleri Gök Orda ve bunun yanında Cuci Ulusu denilen ülkeye, artık Altınorda veyâ Altınordu denmeye başlanmıştı. Devlet’e Ruslar da aynı anlamda “Zolotaya Orda” diyorlardı. Altınordu dev- leti, başlarda başkenti Karakurum olan Cengiz İmparatorluğu’na bağlı idiyse de, iç işlerinde bağımsız sayılıyordu. Cengiz’den sonraları, merkezle olan bağ giderek gevşedi, Batu Han önderliğindeki Altınordu devleti bu arada âdetâ ilan edilmeden kendiliğinden ortaya çıktı.
Sayın Han denilen Batu’nun, 1255’te ölümünden sonraki iki yılın kargaşası ardından kardeşi Berke Han başa geçti. Altınordu onun iktidârında da genişleyip güçlendi. Berke, en büyük iki savaşı Orta Doğuya egemen olan Hulâgu’ya karşı verdi. İlkini müslüman Berke’nin, ikincisiniyse putperest Hülâgu’nun kaybettiği bu savaşların ilgi çekici yanı, bu ikisinin babaları tarafından öz kuzenler olmala-rıydı!