EDİRNE WEB PORTALI
Ana Sayfa Haberler Dosyalar Yazılar Üyeler Anketler Forum
Arama :  
DUYURU : (28.12.2006 16:40:50) Sizler için hazırladığımız Edirne Web Araç Çubuğunu buraya tıklayarak bilgisayarınıza indirerek kurun. Online radyo dinleyin, Google ile gelişmiş aramalar yapın, güncel hava tahminlerini edinin. Yeni gelişmelerden haberdar olun. Sohbet edin, dostluklarınızı güçlendirin...
   
    ..:: Yazarlar ::..
    Istatistikler

 

Üyelik
Son Üye:ORHAN AFACAN

Site Hitleri
Bugün : 4147
Dün : 8186
Toplam : 17487607

 En Son Online 10 Üye
 ORHAN AFACAN
 Halisaga
 busratekin
 zxzx
 KEMAHLI
 REGAL
 1
 Vesi
 Aycan Tulun
 onlyfaust
 En AKTiF 10 Üye
 4.MURAT
 eylül
 jougernaought
 Editor
 efsane22
 leblebi
 aylin
 vet22
 ErkanGocuk
 Vesi

Web Bilgileriniz
Port:35930
İp'niz:54.82.73.21

 

    Milletvekillerimizden
    İletişim

 

 
 Haber
 
habereditor@edirne.web.tr 
 Makale
 
makaleditor@edirne.web.tr 
 Webmaster
 
webmaster@edirne.web.tr 
 Site Yöneticisi
 admin@edirne.web.tr
  MSN
 
msn@edirne.web.tr
 ICQ
 ICQ :43 48 82 90

 

    Destek

EDİRNE WEB PORTALI : YAZARLAR

Keşan Bahânesiyle… -1 (Mete ESİN)... Edirne Web Portalı - www.Edirne.web.tr
 Mete ESİN -> Keşan Bahânesiyle… -1

Edirne’nin YÖRE dergisi son sayısını Keşan ilçesine ayırmış, bilinen yanlarıyla Keşan anlatılmış. Dergi sâhibi Ayhan Tunca imzâsıyla ve sayfa tutarına bile ulaşamayan bir de târihçe eklenmiş. Şimdinin mâmur, müreffeh ve güzel ilçesi Keşan, geçmişi açısıyla o derecede fakirdir ki, haklı olarak yazacak fazla bir şey bulunamamış. Ancak… Eksik ve hatâları da buna eklememiz gerekecektir.

Târih fakiri Keşan, buna rağmen Kırklareli, Uzunköprü, Muratlı ve Çerkezköy gibi sonradan türememiş, antik çağdan bu yana var olmuş ve bu varlığını günümüze kadar kesintisiz sürdürebilmiş bulunan bir Trak yerleşimidir. Keşan’ı antik çağ kaynaklarında önce Zorlanis olarak görürüz. Bunun Zorlanae veyâ Zorlanea gibi yazılımları da vardır. Ayrıca, Russe ve Russion gibi isimler dahî Keşan’ındırlar. Keşan’ı, YÖRE’nin yaptığı üzere Trakya’nın bütünü içinde ve ancak burasının târihi çerçevesinde yazmak mümkün olabilecektir.

Bütün Trakya, asl’olarak Traklar’ın yurdudur. Adı da MÖ 1200’lerde buralarda görünmeye başlayan aynı kavimden gelmekle  birlikte, coğrâfî ve stratejik konumuyla öneminden dolayı târih boyunca bir çok başka kavim tarafından çiğnendi veyâ işgâl edildi. Trakya’da Traklar’ın üstlerine ilk varanlar Yunanlılardır. Bunlar, önceleri dostça gelerek kıyılarda ticâret kolonileri kurup buralara yerleşmeye başlamışlardı. Atinalı bir aristokrat olan Peisistratos’un istek ve desteğiyle, gene bir Atinalı olan Miltiades ve başkaları ise, Gelibolu Yarımadası ve dolayını ele geçirip, burada Atina’ya bağlı bir devletçik kurdular. Olay, MÖ bin yılın ilk yarısı sonlarına rastlıyordu. Aynı sırada, Anadolu devletçikleri de birerbirer Persler’in (İran’ın eski halkı) eline geçmekteydiler. Böylece MÖ 513’e gelindi. İmp. Darius, komuta ve yönetimindeki Persler’le bu yıl İstanbul boğazından Trakya’ya atladı. Doğu ve kuzey bölgelerine egemen oldu. Sonra, Darıus’un komutanı Megabazos güneybatı Trakya’ya (şimdiki Batı Trakya) çıkıp buraları ele geçirdi. Persler’in Trakya’da bir eyâleti olduysa, bunun merkezi Byzye (Vize)’ydi! Üçüncü Pers seferi komutan Mardonius tarafından MÖ 492’de gerçekleştirildi. Trakya’ya bu defâ da Gelibolu yönünden girdiler. Dördüncü seferde Pers yeni İmp. I. Kserkses bizzat bulundu. MÖ 480’e rastlayan seferde, Persler tekrar Gelibolu yönünden geldiler. Ancak, buradan batıya Yunan üstüne yönelmişlerdi. Durumu değerlendirmek isteyen Traklar’ın içindeki en büyük ve güçlü boy olan Odrisler; işte bu fırsatı kaçırmayıp İpsala, Enez ve Keşan dolayında küçük bir devlet kurdular. MÖ’ki bin yılın ortalarına rastlayan bu devletin belli bir merkezi olmayıp, krallar istedikleri yerde oturmaktaydılar. MÖ 4.yy.daysa büyük olasılıkla Kipsela (İpsala) devlet merkeziydi. Aradan geçen zamanda, Yunanlılar Persleri yenip perişan etmiş ve bir anlamda Trakya’dan çıkarmışlardı. Bölgede bir güç olarak artık Makedonlar vardı. Zamânın gelişmelerinden biri de Traklar’ın bölünüp MÖ 359’da parçalanmalarıydı. Aynı yılda, Makedonlar’ın başlarına II. Filip’in geçmişti. Makedonlar’ın Trakya’da yayılmaları için konjonktür şimdi çok uygundu. II. Philip, bunu iyi değerlendirip Trakya üstüne yürüdü, burayı taksittaksit ele geçirdi. Kendisi MÖ 339’da öldürülünce dört yıl sonra oğlu Büyük İskender sahne aldı. Ne var ki, henüz otuzüç yaşında o da öldü. Durumu fırsat bilen Traklar isyanda hiç gecikmediler. Öte yandan, her biri târihe mal olmuş komutanları, İskender’in devletini aralarında paylaşmışlardı. Bu paylaşımda Trakya Lysimachos’a düştü. O da Trakya’ya gelip, büyük mücadeleler sonunda MÖ 309’da buraya egemen oldu ama MÖ 281’de öldü. Bunun üzerine gene bir İskender komutanı olan Suriye kralı Seleukos Trakya üstünde hak iddiasıyla kendini kral ilân etti. Şu var ki, Gelibolu yakını Lysimachia’ya ayak bastığı gibi öldürüldü. Trakya üstündeki talepler bitmiyordu. O günlere kadar Tuna kuzeyinde yaşayan Keltler (Galatlar), durumu uygun bulmuş olmalıydılar ki, MÖ 279/280’de Trakya’ya yürüdüler. İskender’in komutanları veya onların ardılları da Trakya’dan uzak duramıyorlardı. Bu konudaki üçüncü bir talep de Mısır’dan geldi. İskender’den sonra payına düşen Mısır’da hüküm süren I. Ptolemaios’un oğlu (II. Ptolemaios) da, Seleukos’la birlikte kendini Trakya hâkimi görmeye başlamıştı. O da Trakya ve Makedonya kralı ilân edildi. Kral’ın ilk icrâatı kuzeyden inen Keltler’le savaşmak oldu. Bunların amaçları gibi kaderleri de ortaktı ki, Kral, MÖ 279’da savaşlar sırasında öldürüldü! Kral Ptolemaios’un ölümü Keltler’in önünü açtı, Trakya’yı istilâ ettiler. Seleukoslar’dan Antigonos Gonatas da Trakya’ da hak arayışındaydı. A. Gonatas, MÖ 277’de Lysimachia’da Keltler’i yendi. Doğu Trakya’nın güneyi böylece kurtarılıp Seleukoslar’a geçtiyse de, Keltler diğer yerlerde varlıklarını sürdürmekteydiler ve buralarda bir de devletleri vardı. Seleukoslar’dan II. Antiochos, MÖ 255 sıralarında Keltler’e karşı ve Kipsela’ya doğru ilerledi fakat buradaki bir savaşta öldürüldü. Mısır kralı III. Ptolemaios bunu fırsat bilip, Trakya’nın güneyini işgâl etti, buradaki devleti ele geçirdi. Aynı sırada Traklar da boş durmuyor, Keltleri sıkıştırıp yok etmek istiyorlardı. Bir süre sonra bunda başarılı da oldular. MÖ 221‘de III. Ptolemaios öldü ve Mısırlılar çekildiler. Fakat Seleukoslar hak iddialarından vazgeçmediler. Trakya bunları yaşarken, batıda da bir imparatorluk olarak Roma gelişip büyümekteydi. Roma’nın bölgeye ilgisiz kalması düşünülemezdi. Nitekim, gücü arttıkça Trakya içlerine yavaşyavaş ilerledi. Roma’nın ilerleyişi, Traklar’ın kendilerinden daha çok Trakya’yı ele geçiren yabancı güçlere karşıydı. Roma, MÖ 168’den îtibâren girdiği Trakya’da duruma tamâmen hâkim oldu. Roma, Traklar’a karşı hoş görülüydü. Bu yüzden Doğu Trakya Krallığı’na önce izin verdi. Fakat çıkan huzursuzluklar üzerine MS 46’da bu devleti ortadan kaldırıp bir eyâlet kurdu. Başkent Byzye (Vize)’yi de cezalandırarak Perinthos’u (Ereğli) merkez yaptı. Trakya, MS 395’ teki paylaşımda Doğu Roma’ya kaldı. Bölge egemenliği Osmanlılar’a geçince, Keşan’ı önce 1357’de Süleyman Paşa ve ikinci defâ da Evrenuz Paşa’yla aldılar. Burası, yıllarca Gelibolu sancağına bağlı bir kâzâ merkezi olarak ve târihe geçen olaylardan uzak kaldı. İlçe, 1829 ve 1877’de Ruslar, Balkan Harbi’nde Bulgar ve İstiklâl Savaşı sırasında Yunan saldırılarına uğradı. Trakya, daha başka kavimlerle olay ları da gördü, ancak bunlar öyle fazla bir iz bırakmadılar. Eski Keşan’ı, işte bilgiler içinde arayacağız! Ne bulabilirsek yetineceğiz!

Keşan geçmişte deve kervanlarının yolu üstündeki önemli bir durakmış. Burada dinlenen develer ihtiyaç da giderdiklerinden (idrar çıkarmak eski Türkçe’de kaşanmak diye söyleniyor), Keşan’a kaşan yeri deniyormuş! İlginçtir ki, şimdiki adın kökeni buymuş!?.

YÖRE Dergisi’nin eksiklerini böylece tamamladıktan sonra hatâlarını da giderelim. MÖ Anadolu’da yaşamış Luviler, kesinlikle Türk olmadıkları gibi, Trakya’yla da bir ilgileri yoktur. MÖ III. binde Trakya’dan geçenler ise Luvitler’dir. Akhalar’a gelince. Hiçbir ciddî târih yayınında, Trakya adı bunlarla yanyana görülmemiştir. Roma bölününce de bunun doğusu hemen Bizans adını almamıştır. 1453’ ün 29 Mayıs günü bile Devlet’in adı Doğu Roma’ydı! Bizans adını ilk kullanan veya öneren kişi, taaa 17.yy.da yaşamış ve şu an da hatırlayamadığımız bir Alman târihçidir!  Bunlar da böyle bilineler.

20.04.2006
Mete ESİN Diğer yazıları için TIKLAYIN
Mete ESİN SON 10 YAZISI
KİPA Market Zinciri (22.05.2008)
Allah Diyen Yazılar! (22.05.2008)
Tony Türk Hikâyesi... (04.05.2007)
Sarı Gelin Türküsü (02.02.2007)
AB inanç gerçeği (11.01.2007)
Vize diye bir târih! (08.12.2006)
Patriyotlar, Salurlar... (20.11.2006)
Hadrianus heykeli (13.11.2006)
Mübâdil Patriyotlar... (01.11.2006)
Manavlık üzerine… (06.06.2006)

    Arıyoruz, Anıyoruz
 



 
    Üyelik
 
 Kullanıcı Adı :
Şifre : 
Kod :
45887
 
Yeni Kayıt !
Şifremi Unuttum !
 
    Yeni Yazılar
    .. Faydalı Linkler ..
 

















 
    Edirne'de Hava
 
EDIRNE HAVA DURUMU
EDIRNE HAVA DURUMU

 
    Günlük Fal
 

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun

Muneccim.com 'un katkılarıyla

 
    Takvim
 
« Kasım »
Pz Sl Çş Cm Ct Pa
1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30
 
    Ara & Bul
 

 
Edirne.Web.tr Web 
 

 
    Yeni Forumlar

Ana Sayfa Haberler Dosyalar Yazılar Üyeler Anketler Forum
Arama :  
Copyright © 2004 - 2018  EDİRNE WEB PORTALI
Bir Edirne Web Grubu sitesidir.