EDİRNE WEB PORTALI
Ana Sayfa Haberler Dosyalar Yazılar Üyeler Anketler Forum
Arama :  
DUYURU : (28.12.2006 16:40:50) Sizler için hazırladığımız Edirne Web Araç Çubuğunu buraya tıklayarak bilgisayarınıza indirerek kurun. Online radyo dinleyin, Google ile gelişmiş aramalar yapın, güncel hava tahminlerini edinin. Yeni gelişmelerden haberdar olun. Sohbet edin, dostluklarınızı güçlendirin...
   
    ..:: Yazarlar ::..
    Istatistikler

 

Üyelik
Son Üye:ORHAN AFACAN

Site Hitleri
Bugün : 6285
Dün : 6551
Toplam : 16001907

 En Son Online 10 Üye
 ORHAN AFACAN
 aylin
 KEMAHLI
 zxzx
 Halisaga
 1
 Vesi
 Aycan Tulun
 busratekin
 onlyfaust
 En AKTiF 10 Üye
 4.MURAT
 eylül
 jougernaought
 Editor
 efsane22
 leblebi
 aylin
 vet22
 ErkanGocuk
 Vesi

Web Bilgileriniz
Port:39641
İp'niz:54.204.234.61

 

    Milletvekillerimizden
    İletişim

 

 
 Haber
 
habereditor@edirne.web.tr 
 Makale
 
makaleditor@edirne.web.tr 
 Webmaster
 
webmaster@edirne.web.tr 
 Site Yöneticisi
 admin@edirne.web.tr
  MSN
 
msn@edirne.web.tr
 ICQ
 ICQ :43 48 82 90

 

    Destek

EDİRNE WEB PORTALI : Makaleler


[ Popüler Yazılar | Yeni Eklenenler | Yazı Gönder | İstatistikler ]

İnsan » Sosyal Paylaşım Ağlarının Çocuklar Üzerindeki Etkileri... Edirne Web Portalı - www.Edirne.web.tr
   » Sosyal Paylaşım Ağlarının Çocuklar Üzerindeki Etkileri


Doğdukları andan itibaren kendileri için sosyal ağlarda (Facebook, Twitter vb)
bir hesap açılan yeni bir nesil yetişiyor. Bu nesili sosyal medya kuşağı olarak
tanımlamak doğru mu?
• Günümüzün çocukları ve gençleri teknolojinin geldiği en son imkanlara sahip
olarak yetişiyor,yaşıyor ve kendi deneyimlerini oluşturuyorlar.
Son yılların teknolojik yenilikleri ve giderek gelişen iletişim donanımları
sayesinde artık kilometrelerin bir önemi ve değeri kalmadı.En uzaktaki
yakınlarımız bile en fazla bir tık uzakta ve sadece bir ekran yoluyla
ulaşılabiliyoruz.Bu sınırsız gelişmelerden ve büyülü yenliklerden en çok etkilen
yine çocuklarımız ve gençlerimiz oluyor.Farklı bir gençlik,farklı bir çocukluk
yaşıyor onlar.Tam anlamıyla sosyal paylaşım ağlarında paylaşımlarla yaşanan
hayatların öznesi haline gelmiş çocuklarımız için maalesef giderek durum daha da
içinden çıkılmaz bir hale geliyor.Bilişim ve iletişim teknolojisinin bu derece
günlük hayata girmediği dönemlerde çocuklar sadece çocuktu,oyun
oynarlar,arkadaşlarıyla mahalle maçları yapar, akşamları komşu evlerde
misafirliğe giderlerdi.Şimdi ise bu tip sosyal ağlarda sanal çiftlikler
ediniyor,sanal hayvanlar besliyor,sanal evler kuruyor ve hayallerinde bile
gerçekleştiremeyecekleri muazzam zenginliklere sahip olabiliyorlar.Bütün bu
değişimlerin son 20-25 yılın teknolojik gelişimlerinin sonucu olduğunu
düşündüğümüzde gelecek 20-25 yılı düşünmek çok korkutucu görünüyor.Çocuklarımız
maalesef artık sosyal ağların esiri, üretmeyen ama son hızla tüketen bir kuşağın
figürleri durumundalar ve onlar tam anlamıyla sosyal ağların kendi
kurallarını,kendi dilini,kendi kültürünü oluşturmuş bireyleri konumundalar.

Facebook gibi ağlarda bu kadar aktif olmak, çocuklarda ne tür özelliklerin
gelişmesine ve hangilerinin zayıf kalmasına yol açıyor? Bu çocukların ileride
hangi özellikleri bizden farklı olacak?
• Çocuklarımızı teknolojinin ne olduğunu henüz öğrenemedikleri bir çağda
teknolojinin imkanlarıyla baş başa bırakıyor olmak ve bu konuda gerekli denetimi
sağlayamamak aslında çok ürkütücü.Bilişsel anlamda yeterli olgunluğa ulaşmamış
çocuklarımız, dünyanın her yerinden her tür kişilikteki insanın aynı anda girip
dolaşabildiği sanal bir deryanın ortasında yapayalnızlar aslında.Her tür
tehlikeye ve sömürüye açıklar. Üstelik bu konuda değişik olumsuz haberler de
basın yayın organlarında gün geçtikçe daha sık olarak yer almaya başladı.Bütün
bu tehlikelerin de dışında bir de psikolojik, fiziksel, sosyal ve zeka
gelişimleri son derece olumsuz olarak etkileniyor. Akranlarıyla beraber olacağı
yaşta,onlardan giderek uzaklaşan,yaşının ve psikolojik yeterliliğinin çok
üstündeki bilgilere kolaylıkla ulaşan,toplumsal bir varlık olmaktan çok,bireysel
ve bencil davranan,gerçek hayatla sanal alem arasında kavram karmaşası yaşayan
ve bir yandan da büyümeye çalışan çocuklarımız için yapacağımız hem çok şey
var,hem hiçbir şey yapamıyoruz. Saatlerce bilgisayar başında kalıp,bir takım
oyunlar oynamak, mesajlaşmak ve görüntüleri takip etmekten başka bir eylemde
bulunmayan çocuklarda aslında ciddi hiperaktivite davranışları ortaya
çıkabiliyor.Yapı olarak en enerjik,en hareketli çağlarda bu denli az hareket
etmek,enerjilerini boşaltamadıkları için saldırgan davranışlar geliştirmelerine
yol açabiliyor. Özellikle bir de şiddet öğeleriyle dolu oyunlar ve içerikler
nedeniyle durum daha da ciddi sorunlara yol açıyor.
Çok fazla bilinmese de aslında bilgisayar başında bu kadar çok kalmak çocuklarda
başka önemli bir zarara daha yol açıyor.Henüz gelişimlerini tamamlamamış
beyinlerini olumsuz olarak etkileyen bilgisayar ışınları özellikle çocuklarda
epilepsi nöbetlerine neden olabiliyor.Bu sorun nedeniyle tedavi gören insanlar
var maalesef.
Ayrıca son yıllarda tanımlanmış ve bir hastalık olarak kabul görmüş bir
bağımlılık türü var: İnternet(Bilgisayar) Bağımlılığı.
Üstelik bu bağımlılık sadece çocukları değil,yetişkinleri de esir almış durumda.
Sırf bu bağımlılık nedeniyle yıkılan yuvalar,tedavi gören eşler var.
Anne babalar da ne yapacaklarını,çocuklarına nasıl ulaşacaklarını bilemiyorlar.
Saatler boyunca ekran karşısında kalan çocuklar zamanla,sosyal ilişkileri
zayıflamış,iletişim kurmakta sorunlar yaşayan,sadece bilgisayar şemaları ve dili
ile konuşan,sağlıklı arkadaş ve toplumsal ilişkiler kurmakta sorunlar
yaşayan,toplumdan ve grup arkadaşlıklarından uzak, son derece bireysel,sığ
kişilikler olarak,yine neredeyse kendilerinin bire bir kopyası diğer çocuklarla
birlikte geleceğe hazırlanacaklar.İşin en olumsuz yanı da bu aslında.Çünkü yeni
nesil maalesef hep bu şekilde bireylerden oluşan bir toplum olacak gibi
gözüküyor.

Anne-babalara ve eğitimcilere öneriler.
• Çocuklarımızı ekranlar karşısından alabilmenin en iyi yolu,ilgili,dikkatli,
yönlendirici, sağlıklı anne baba tutumlarıyla birlikte düzgün aile ortamıdır.
Çocuklar net olarak dile getirmeseler de aileleri ile birlikte zaman geçirmekten
mutlu olurlar.Özellikle yoğun iş temposu ve okul çalışmaları arasında hızla
tükenen hayatlarımız içinde birlikte olabilmek için kalan zamanlar zaten son
derece az.Dolayısıyla,çocuklarımızla paylaştığımız anları olabildiği kadar çok
çoğaltmalıyız. Birlikte gidebileceğimiz sinema,tiyatro, sergi gibi bazı
etkinlikler,aile ve çocuklar arasındaki bağları güçlendirir. Özellikle günümüzde
modern hayatın bize getirdiği en büyük külfet zamansızlık ve bu zaman kısırlığı
içinde çocuklarımıza zaman ayıramamanın yarattığı suçluluk duygusu da çok
büyük.Bu duyguyla başa çıkmaya çalışırken, suçluluk duygumuzu bastırmak amacıyla
satın alarak onlara sunduğumuz her oyuncak,her kıyafet,her ürün acıklı halimizi
daha çok gözler önüne seriyor aslında. Çocuklarımızı ekranlardan nasıl uzak
tutacağımızı düşünürken,aslında onları kendimize nasıl yakınlaştıracağımız
konusuna çözüm bulmalıyız öncelikle. Çocuklar onlara öğreten,yol gösteren
olmamışsa nasıl program yapacaklarını bilemezler.Zamanı nasıl doğru
kullanacaklarını kendi kendilerine öğrenemezler.Yol gösterici ve eğitici olması
gerekenler bizleriz.Çocuklar her fırsatta arkadaşlarıyla görüşmeli,ev dışı
faaliyetlere katılmalı,sosyal ortamlarda bulunmalı,ailesiyle birlikte bazı
etkinliklere katılmalıdır.Ayrıca hayatın sadece ders çalışmaktan ibaret
olmadığını unutmamak gerekiyor. Çocuklarımızı mutlaka kitap okumaya teşvik etmek
zorundayız.Bunun yolu da ‘Git odana ve kitap oku’ demek değildir.Önerimiz
birlikte bir kitap seçmek ve özellikle ilk zamanlarda o okurken dinlemektir.Aynı
şey günlük gazeteleri birlikte okumak ve yorumlamak olarak da yapılabilir.Bu
aynı zamanda okula hazırlık,kitap okumayı sevdirmek, kelime haznesini
geliştirmek ve hızlı okuyarak, okuduğunu anlamasını sağlamak bakımından ciddi
bir çalışmadır. Bunun dışında grup olarak yapabileceği sporlara yönlendirmek
arkadaşlık ilişkilerini ve bir takımın üyesi olma duygusunu geliştirmeye de
yardımcı olacak çok olumlu yöntemlerdendir.

Sonuç Olarak:
• Maalesef aile olarak biz anne babaların da önceliği değişmiş durumda.
Görünüşte çocuk merkezli aileler olduk ama aslında okul,ders,sınav üçgeni içinde
hem kendimizi hem çocuklarımızı kaybettik.Çocukların akademik başarılarına
odaklanmış vaziyette yaşıyoruz.İnsan ilişkilerini yitirdik.Artık çocukların
derslerine odaklı yaşıyor,onların dershane ve sınav tarihlerine göre arkadaşlık
ve akrabalık ilişkilerimizi düzenliyoruz.Çocuklarımızın sokakta
oynaması,arkadaşlarıyla görüşmesi gereken varlıklar olduklarını unutuyoruz.Onlar
artık sadece okula gitmek için evden çıkan birer sosyal ağ bağımlıları oldular.
Oysa çocuklarımızın duygularını,kaygılarını, hayallerini bilmiyoruz.En sevdiği
rengi,en yakın arkadaşını ve niye o arkadaşını kendisine yakın bulduğunu
bilmiyoruz.Eve geldiği anda talimatlar vermeye başlıyoruz. Çocuklarımızı
kendilerini sorgulamadan, yargılamadan kabul eden bilgisayarlara, sanal alemlere
kendi ellerimizle teslim ediyoruz.Bizden ve onlara yüklediğimiz pek çok şeyden
kaçıyor çocuklar.Çünkü ellerinden mahallelerini,çamurları,bilyeleri, yakan
topları,kukaları,yeşil alanlarını, komşu teyzelerini aldık.Yerine onlarca katlı
taş binaları ve muazzam teknolojileri koyduk.Sırça köşkler içinde pamuk prensler
ve pamuk prensesler yetiştiriyoruz. Çocuklarımızla aramızda ise koskocaman bir
sanal alem var.Bizler bir ayağı geleneksel kültürde kalmış,bir ayağını modern
kültüre atmış,ne o tarafa ait ne bu tarafa geçebilmiş arada kalmış
yetişkinleriz.Bu teknoloji bizim hayatlarımıza sonradan iliştirilen bir canavar
ama onlar doğduklarında bu teknolojiye gözlerini açtılar.Bizler ne kadar
çekingen davranıyorsak onlar o kadar atak.Bizler ne kadar bilgisizsek onlar o
kadar gözü kara.Üstelik acı olan bir durum daha var ki, çocuklarımızı çocuk gibi
yetiştirmeyi unuttuk,onlara yetişkinler gibi davranıyoruz. Oysa onları öpmek,
sevmek, kucağımıza almak, dokunmak,sevdiğimiz söylemek ne kadar önemlidir.Bizim
vermeyi unuttuğumuz ne varsa onlar doğru ya da yanlış, alabilecekleri yerleri
buldular.Teknolojinin nimetleri yanında külfetleri de var ve ne yazık ki en ağır
külfet,ekranlar karşısında,sanal alemlerin ortasında çocuklarımızı
kaybediyoruz.Üstelik her şey o kadar sanal,o kadar gerçek dışı ki,bütün bu
sistem bir gün çökerse elimizde ne kalacak?Havaya,suya yazılmış mesajlardan ne
kalacak geriye ve sanal hayatlardan başka ne yaşamış olacağız?



Yazar : Erkan Gocuk / Okunma : 3546 / Yorumlar(0)

Yazıyı Oylayın :   
Aldığı Oylar : 35

    Arıyoruz, Anıyoruz
 



 
    Üyelik
 
 Kullanıcı Adı :
Şifre : 
Kod :
83787
 
Yeni Kayıt !
Şifremi Unuttum !
 
    Yeni Yazılar
    .. Faydalı Linkler ..
 

















 
    Edirne'de Hava
 
EDIRNE HAVA DURUMU
EDIRNE HAVA DURUMU

 
    Günlük Fal
 

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun

Muneccim.com 'un katkılarıyla

 
    Takvim
 
« Mart »
Pz Sl Çş Cm Ct Pa
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31
 
    Ara & Bul
 

 
Edirne.Web.tr Web 
 

 
    Yeni Forumlar

Ana Sayfa Haberler Dosyalar Yazılar Üyeler Anketler Forum
Arama :  
Copyright © 2004 - 2017  EDİRNE WEB PORTALI
Bir Edirne Web Grubu sitesidir.